Afrika Boynuzu’nda yeni adım: Somali-Türkiye enerji işbirliği
Hayat
Afrika Boynuzu’nda yeni adım: Somali-Türkiye enerji işbirliği
KAAN DEVECİOĞLU AKEM (AFRİKA EĞİTİM VE KOORDİNASYON MERKEZİ) KOORDİNATÖR YARDIMCISIBu yazıda, Türkiye’nin özellikle 2005 yılından günümüze Afrika ile derinleşen ilişkilerinin en önemli yansımalarından biri ve toplumsal anlamda derin tarihsel bağların
Yeni Şafak
Muhammed'in ailesi Türkiye’de
Dünya
Muhammed'in ailesi Türkiye’de
Türkiye, idamla yargılandığı Mısır’a hata sonucu iade edilen Muhammed Abdulhafız Hüseyin’in ailesine sahip çıktı. Hüseyin’in Somali’de kimsesiz kalan çocuğu ve eşi Türkiye’ye getirildi. Bir eve yerleştirilen aileye gerekli yardımlar yapıldı. İçişleri Bakanlığı, Hüseyin’i Mısır’a gönderen polisler hakkında işlem başlatırken, iade işlemlerindeki yetki de Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne verildi.
Yeni Şafak
Kadın kılığına girip yurt dışına kaçmaya çalıştı
Gündem
Kadın kılığına girip yurt dışına kaçmaya çalıştı
Kız arkadaşının belgeleriyle yurt dışına çıkmak için kadın kılığına giren Somali uyruklu şüpheli, Esenboğa Havalimanı'ndaki pasaport polisinin dikkati sonucu yakalandı. Şüpheliyi, kulaklığına bulaşan fondöten izi ele verdi
AA
Somali'de 1,3 milyon kişi acil gıda yardımına ihtiyaç duyuyor
Dünya
Somali'de 1,3 milyon kişi acil gıda yardımına ihtiyaç duyuyor
Somali'de 1,3 milyon kişinin acil gıda yardımına ihtiyaç duyduğu bildirildi. BM Mukim Koordinatörü Adam Abdelmoula, yaptığı açıklamada, 2020 yılı ortasına kadar ülke genelinde 4,1 milyon kişinin gıda güvenliği bulunmayacağını ve bunun 1,3 milyonunun acil gıda yardımına muhtaç olduğunu belirtti.
AA
Türk askerinin Aden Körfezi'ndeki görev süresi 1 yıl daha uzatılıyor
Dünya
Türk askerinin Aden Körfezi'ndeki görev süresi 1 yıl daha uzatılıyor
TSK deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Başkanlığına sunuldu.
AA
Üç Berlin: Osmanlı neden sömürgeci olamadı?
Üç Berlin: Osmanlı neden sömürgeci olamadı?

Libya’da süren iç savaşa çare bulmak amacıyla Berlin’de toplanan konferansta alınan kararların sahada uygulanmasının önünde pek çok engel bulunmaktadır. Maalesef, bu engeller içeride kangrene dönüşen sorunlardan ziyade, dışarıdan yani konferansın büyük üyelerinden kaynaklanmaktadır. ABD’nin elinde besleyip büyütülen Hafter’in Libya’daki iç dengelerde bir karşılığı yok iken tam bir ortak haline getirilmesi bile çözümün ne kadar uzakta olduğunu göstermektedir. Alınan 55 maddelik kararların çoğunun iç dengelerden ziyade dış etkileri azaltmayı hedeflemesi bile meselenin büyüklüğünü gözler önüne sermektedir.

Berlin Konferansı Batı diplomasisinin klasik hipokrasisinin işletildiği bir görüntü vermekten uzaklaşamamıştır. Libya’da çatışan taraflara destek verenlerin, aynı zamanda bu desteğin kesilmesi çağrısında bulunmaları tuhaf değil mi?

Libya’da hiç yoktan var edilen Hafter kuvvetlerinin giydiği üniformadan, kullandığı hava savunma sistemlerine kadar bütün teçhizatı Ortadoğu ve Afrika’da üreten bir ülke var mıdır? Evet görünüşte bu malzeme ve destek başta BAE olmak üzere kimi bölge ülkelerinin üzerinden gitse de gerçekte bunlar kimin envanterinde kayıtlıdır? Herkesin cevaplarını bildiği halde yine de ikiyüzlü bir tavırla “taraflardan desteğin çekilmesi” çağrısı yapanlara bir soru daha sormak gerekmektedir.

Siz Libya’da nasıl bir sistemi öneriyorsunuz? Kendi ülkelerinizde yücelttiğiniz ve beşer aklının artık farklı bir şey üretemeyeceğini iddia ettiğiniz demokrasi mi, yoksa Arap Baharı’ndan sonra bölgede desteklediğiniz gibi bir diktatörlük mü? Buna verilecek cevabın da ikiyüzlülüğün bir ürünü olacağında kuşku yoktur. Demokrasi istediğinizi söyleyecek, ama Hafter’i desteklemeye devam edeceksiniz. İnsan haklarından dem vuracak ama, İdlib’de olduğu gibi Trablusgarp ve Mısrata’da yeni bir insanlık dramının yaşanmasına seyirci kalacaksınız.

Tıpkı geçmişte olduğu gibi.

Kimse kimseyi kandırmasın. Evet demokrasiyi geliştiren Batı aklı, söz konusu şark olduğunda bütün değerlerini unutmaktadır. Fransız İhtilâli prensiplerini uygulama iddiası ile 1830’da Cezayir’i işgal eden Fransa’nın Akdeniz’in öte yakasına geçtiğinde bütün değerlerini unuttuğu gibi. Zira Batı, demokrasiyi asla Doğu’ya yakıştıramamaktadır.

Sömürgecilik insanî bir tavır değildir. Hangi ırk, kültür ve dinden olursa olsun insanın doğasına aykırı bir davranış biçimidir. Buna rağmen sağladığı refah, sömürgeciliği sevimli göstermeye ve genetik bir kültüre dönüşmesine de imkân vermektedir. Batı’nın kanını bu kötü genden kurtarması artık mümkün değildir. Tıpkı hangi güce erişirse erişsin, Türkiye’nin sömürgeci olamayacağı gibi. Üç kıtaya asırlarca hükmetmesine rağmen Osmanlı Devleti’nin neden sömürgeci olamadığı, -bugün de Türkiye’nin neden olamayacağı- sorusunun cevabı da burada yatmaktadır.

İki davranış örneğiyle meseleye açıklık getireyim:

Osmanlı Devleti’ni paylaşıma açan 1878 Berlin Konferansı’ndan sonra Osmanlı Afrika’sı da Batı’nın gündemindedir. Mısır’a göz dikmiş olan İngiltere, Mısır Hidivliği’nin Osmanlı Afrika’sındaki nüfuz alanları aleyhine genişlemesini teşvik eder. Nitekim 1878’den sonra Osmanlı idaresindeki Zeyla bölgesinden Re’sul Hafun’a kadar olan Somali sahillerinin, güvenlik ve istikrar adına, Mısır’ın idaresine verilmesini ister. Konu İstanbul’da uzun müzakerelere, İngiltere ile Osmanlı hükümeti arasında da yazışmalara konu olur. Osmanlı Devleti tehlikenin farkındadır. Ancak Osmanlı bayrağının da Somali’de dalgalanmasının zaruretine inanmaktadır.

1880 Ağustosu’nda Şuray-i Devlet’te tartışılıp bir rapora dönüştürülen bir toplantıda; Osmanlı’nın neden sömürgeci olamayacağının ipuçları da ortaya konulacaktır. Devlet aklının buluştuğu o toplantıda; Somali sahillerinde düzenin sağlanması ve Osmanlı bayrağının dalgalandırılması çareleri konuşulurken her devletin egemenlik hakkı olan vergi meselesi de gündeme gelir. İşte o zaman, Osmanlı’nın insani tavrı devreye girer. Bir devlet politikası olarak, bölgede şartlar iyileşip ticaret gelişinceye kadar verginin askıya alınması kanaati benimsenir ve rapora yazılır. Osmanlı Arşivi’nde saklanan bu belge tek başına, Osmanlı’nın Afrika’da bulunma gerekçesini açıklamak için yeterlidir.

Bun karşılık, bu tarihten dört yıl sonra, Avrupa liderlerini Berlin’deki Afrika paylaşım toplantısına davet eden Almanya Başbakanı Bismarck’ın kısa davet mektubu da Batı’nın sömürgeci genetiğini anlatır. Mektupta toplantı gündeminin Avrupalıların ticari menfaatleri, misyonerlerin Afrika’da rahat hareket edebilmeleri ve tabi ki Afrikalıların medenileştirilmesi (!) olduğu bildirilir. Nitekim iştah kabartıcı bu davete, Avrupa’nın o tarihteki bütün güçleri iştirak edip Afrika’yı kendi aralarında paylaşır.

“Türkiye’nin bölgede ne işi var?” diyenlere, bir kere daha hatırlatalım:

Son Berlin Konferansı’nda alınan elli beş maddelik kararları, ilk iki Berlin’in ışığında okumadan Libya meselesini anlamak mümkün değildir.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'dan Somali'deki bombalı saldırıda yaralananlara ziyaret
Gündem
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'dan Somali'deki bombalı saldırıda yaralananlara ziyaret
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Somali'nin başkenti Mogadişu'da bir Türk müteahhitlik firmasının şantiyesine düzenlenen bombalı saldırıda yaralananları, tedavi gördükleri hastanede ziyaret etti.
AA
Somali halkı Türkiye’yi savundu
Gündem
Somali halkı Türkiye’yi savundu
Türkiye’yi Somali’nin doğal kaynaklarına göz dikmekle itham eden muhalif siyasetçi Abdirahman Abdishakur’a ülkesinden çok sert tepki gösterildi. Somalili Twitter kullanıcıları Abdirahman’a “BAE ağzıyla konuşma” dedi. Vatandaşların ortak görüşü Türkiye’nin ülkelerinin en güvenilir müttefiği olduğu yönünde.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.