Gerçek 'Rapunzel' Almanya’da bulundu: 16 yaşından beri saçını uzatıyor
Hayat
Gerçek 'Rapunzel' Almanya’da bulundu: 16 yaşından beri saçını uzatıyor
Almanya'nın Düsseldorf kentinde yaşayan Stefanie Classen (31), 16 yaşından beri saçını uzatıyor. Sosyal medyada iki binden fazla takipçisi olan Classen, saçlarını 2 metre uzunluğa ulaşana kadar kesmeyeceğini ifade etti.
DHA
Udinese'den Fenerbahçe ve Stefano Okaka itirafı
Spor
Udinese'den Fenerbahçe ve Stefano Okaka itirafı
Transfer çalışmalarına devam eden Fenerbahçe'de gözler Udinese forması giyen Stefano Okaka'ya çevrilmişti. Udinese Sportif Direktörü Pierpaolo Marino'da bu transfer hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Yeni Şafak
Fenerbahçe'nin yeni golcüsünü İtalyanlar açıkladı
Spor
Fenerbahçe'nin yeni golcüsünü İtalyanlar açıkladı
Golcü transferi için girişimlerini sürdüren Fenerbahçe için İtalyanlar’dan büyük iddia geldi. Çizme basınına göre Okaka 3 yıllığına sarı-lacivertlilerle anlaştı.
IHA
Askerine postal bulamayan Yunan Savunma Bakan Yardımcısı: Türkiye karşısında ordumuz mükemmel
Dünya
Askerine postal bulamayan Yunan Savunma Bakan Yardımcısı: Türkiye karşısında ordumuz mükemmel
Yeterli üniforma ve postal olmadığı için askere alımların durdurulduğu Yunanistan'dan trajikomik bir açıklama geldi. Yunan Savunma Bakanı Yardımcısı Alkiviadis Stefanis, Türkiye'nin niyetine değil yeteneğine baktıklarını belirterek, "Rakibimizin her türlü senaryosuna karşı farklı çözümlerimiz ve seçeneklerimiz var. Yunanistan'ın savaş gücü mükemmel" ifadelerini kullandı.
Yeni Şafak
Şimdi sıra futbolda mı?
Şimdi sıra futbolda mı?

Hatırlarsınız, birkaç hata önce Kanadalı gazeteci, yazar ve aktivist Naomi Klein’ın kitabından uyarlanan Şok Doktrini: Felâket Kapitalizminin Yükselişi adlı belgeselden bahsetmiştik bu köşede…

Klein, toplumları neoliberal politikaların gerektirdiği değişikliklere ikna edebilmek için toplumsal çatışma, darbe gibi felâketlerin kullanıldığını iddia ediyordu… Bunun için pek çok ülkenin deneyimlerini de örnek gösteriyordu… Deyim yerindeyse, tam bir “Ölümü gösterip sıtmaya razı etme” durumuydu bu…

Kovid-19 süreci de pek çok ülkede çıkar gruplarının harekete geçip, üretilmek istenen toplumsal çatışma ve ‘kriz’ algısının altında çevirmek istedikleri dolaplar için bir zemin oluşturdu…

Ülkemizde de toplumu ajite ederek birbirine düşürmek için harcanan yoğun çabaları yıllardır görüyoruz… TV’deki didişme programları ‘erken seçim’ gibi suni gündemlerden hâlâ kurtulamadı mesela… Ya da durduk yerde “CHP’yi sokağa dökmek istiyorlar!” safsatalarından…

Toplumsal karmaşa çıkarıp kirli amaçlarına ulaşmak için düzenledikleri irili ufaklı (Ergenekon, Balyoz, 17/25 Aralık, 15 Temmuz, çeşitli finansal saldırılar) darbe girişimleri de malumunuz…

Geçen gece Galatasaray-Gaziantep maçından sonra Rıdvan Dilmen’in NTV’de yayınlanan programında sarf ettiği sözler bu bağlamda; “Sıra futbola mı geldi?” dedirtti bize…

A Spor’da da aynı dakikalarda Erman Toroğlu’nu da izliyorduk… O da benzer bir tehlikenin başka boyutunun, hakemlerle ilgili olan kısmının altını çiziyordu…

Fenerbahçe-Trabzonspor çelişkisini didikle. Toroğlu’nun “Eğer hakem hataları olmasa Trabzonspor en yakın rakibine 10 puan fark atardı” şeklindeki tespitine rağmen sen kalk, Trabzonspor’un siyasiler tarafından şampiyon yapılmaya çalışıldığını iddia et!

Fenerbahçe Başkanı ile TFF Başkanı’nın arasına nifak ve tahrik tohumlarını ek dur… Rıdvan Dilmen’in deyişiyle “Futbulun içine iş adamları, medya sahipleri, siyasiler ve ne kadar çıkar sahibi varsa hepsinin burnunu sokmaya çalış; tarafları çıldırtacak ortamlar yarat.”

Sonra da Roma’yı yakan Neron’un heyecanıyla geç karşısına ellerini ovuştur! Neoliberalizmin son oyunu acaba futbol dünyasında mı sahnelecek?!

Herkes gergin… Hele Pazar günkü Galatasaray maçı sonrası… Çıldırmamak elde değil… Hakemin yine Dilmen’in tespitiyle, maçın sonuna kadar yaptıklarını hadi ‘hakem hataları, takdir hakkı’ olarak kabul edelim… Ancak, 90 dakikadan sonraki uzatmalarda 6 yaşındaki bir çocuğun bile “yüzde 100 faul” dediği Galatasaray lehine bir pozisyonu görmezden gel… Ardından o top gitsin, gol olsun! Önce ver golü, sonra VAR seni uyarsın, git pozisyona bak. Golü iptal et, faulü ver. Aynı yerde çok daha hafif bir faul olsun; onu da ver… Sonra Gaziantep atağı sonuçsuz kalsın… Topu tutan kaleci, topu oyuna altı saniyeden geç soktu diye ‘çift vuruş’ uydur.

“Uydur” diyoruz, çünkü altı saniye kuralı liglerimizde, yüzlerce, belki de binlerce defa ihlal edilmiş olmasına rağmen sahadaki hakem dahil, bugüne kadar kimse tarafından çalınmamıştı…

O çift vuruşun sonunda bir penaltı oluştu ve Galatasaray iki puanı kaybetti. GS’lilere sorarsanız; iki puanları “çalındı”.

Dilmen’e göre olay burada bitmiyor. Türkiye’de futbol alanında ortaya çıkan olumsuzlukların sorumluluğu mevcut iktidarın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine atılıyor.

Ortalığı karıştırmak isteyenlere futbolda da “Dur!” deme zamanı çoktan gelmiştir. Yoksa habaset erbabı, Türkiye’nin başına çorap örmeye buradan devam edecek.

İsveç koronavirüs ölümleri yüksek olmasına rağmen stratejisini savunmaya devam ediyor
Koronavirüs
İsveç koronavirüs ölümleri yüksek olmasına rağmen stratejisini savunmaya devam ediyor
İsveç Başbakanı Lövfen, yeni tip koronavirüs nedeniyle ölüm oranının ülkesinde yüksek olmasına rağmen izledikleri stratejinin doğru olduğunu savundu.
AA
Milton Friedman hâlâ yaşıyor!
Milton Friedman hâlâ yaşıyor!

Kanadalı gazeteci, yazar ve aktivist Naomi Klein’ın kitabından uyarlanan Şok Doktrini: Felâket Kapitalizminin Yükselişi adlı belgesel, çok ciddi bir iddia ortaya koyuyordu: Ülkelerin neoliberal serbest piyasa politikalarına geçişinin sağlanması için bilinçli bir ‘şok terapisi’ uygulanıyor. Klein’ın anlatısına göre; kriz dönemleri bu şok terapisi için bulunmaz bir nimet… O nedenle önce bir kriz çıkarmak gerekiyor…

12 Eylül öncesi dönemi hatırlayalım… Gençlerin her gün öldürüldüğü bir dönemdi… Ve CIA Türkiye Şefi Paul Henze’nin, dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar başardı” notuyla bıçak gibi kesilmişti… Henze’nin notunda kastedilen ‘başarı’ 12 Eylül askeri darbesiydi… Sonra ne oldu? Türkiye’nin neoliberal yapılanma sürecine entegrasyonu hızla başladı…

Uzun süre boyunca ülkesinde şiddete maruz kalan, kan döküldüğüne şahit olan, saldırı, baskı altında yaşayarak adeta bir ‘şok’ sürecine giren ve travmatize edilen vatandaşlar, o güne kadar karşı çıktığı ne varsa kabul edecek hâle geliyor… Böylece Amerika’nın baş aktörü olduğu bu ekonomi politikaları için gerekli düzenlemeler itirazsız kabul ediliyor…

İşte bu kadar basit… İşte bu kadar sert ve ağır…

2009 yılı tarihli belgeselde Amerika güdümlü bu teorinin, Pinochet’nin Şili’sinden Irak’a, Yeltsin’in Rusya’sından Çin’e, Sri Lanka’dan Asya Kaplanları’na, Tayland’dan Polonya ve Bolivya’ya kadar farklı coğrafyalarda nasıl işletildiğine örnekler veriliyor.

Teorinin arkasındaki ‘şeytani’ akıl, ekonomist Milton Friedman. Bahsettiğimiz süreci, geçmişte Chicago Üniversitesi İktisat Bölümü’nün başındaki Nobel ödüllü Friedman’ın sözleriyle özetleyelim… “Sadece -mevcut veya algılanan- bir kriz gerçek değişim yaratır.”

Friedman’ın ürettiği, beslediği, büyüttüğü ve pek çok ülkede işlemesini sağladığı bu yöntem, kendisiyle beraber toprak olmadı maalesef… Hâlâ yaşıyor ve işletilmeye çalışılıyor.

Neo-liberalizmin tarihsel ve teorik temelleri, sermayenin politik ve doğal felâketlerden yararlanarak kazanımlar elde etmesi, güçlü ülkelerin istedikleri hedeflere ulaşmak için sistematik şekilde diğer ülkelere uyguladıkları politik ve ekonomik çökertme planları, kan-gözyaşı-şiddet devam ediyor…

Naomi Klein’ın ‘Şok Doktrini’ teorisine göre; toplum mühendisleri ve uluslararası güçler, büyük politik değişiklikler ile fiili müdahalelerden önce siyasi arenada rahat manevra alanına erişmek, hayata geçirmeye çalıştıkları projelerde, toplumun tepkilerine müdahale etmek ve risk analizinden endişe duymamak için projenin etki alanına giren herkese bir tür ‘şok terapisi’ uyguluyorlar.

Amerika’da bir siyahın polis tarafından ‘aşırı’ güç kullanılarak öldürülmesi sonucu ülkenin geldiği hâli görüyorsunuz… Trump karşıtı eylemler yağmaya, yangına dönüştü… Asker sokağa insin mi inmesin mi tartışılıyor… Bütün bunlar sonunda Trump, durumu kontrolü altına alırsa, halkına gereken şoku yaşatmış olacak ve yapmak istediği değişiklikler için toplumsal ‘rıza’ sağlanabilecek…

Ülkemizde de Gezi olayları sırasında çadır yakan, aşırı güç kullanan FETÖ güdümlü kolluk kuvvetlerinin yapmak istediği buydu… Orada başarısız olduklarında devreye 15 Temmuz planları sokuldu…

Korona’nın da bir kriz ortamı sağladığı açık… Bunu fırsat bilerek krizi yaymak ve çeşitlendirmek için başka yollara da başvurulduğunu görüyoruz… Amerika’daki olaylar Avrupa ülkelerine sıçradı… Kıbrıs’ta Osmanlı döneminden kalma bir camiye Bizans bayrağı asıldı… Ülkemizde bir kilisenin kapısındaki hac söküldü, Hrant Dink Vakfı yöneticileri ve avukatı tehdit edildi… Tüm bunlarla bir kriz ortamı sağlanmaya çalışılıyor. Bu sinsi ve eli kanlı zihinlerin formülü bu: “Önce kriz çıkar, insanları yıldır ve sonunda ‘her şeye’ razı et.”

Tarihimiz boyunca bu ve benzeri olaylara çok şahit olduk… Olmaya da devam edeceğiz… Toplum mühendisliğine soyunanların bu oyunlarını görüp ifşa ettikçe ve milletçe bir olarak yolumuza devam ettikçe hevesleri kursaklarında kalacak…

Napoleoni kararını verdi
Spor
Napoleoni kararını verdi
Süper Lig ekiplerinden Göztepe’de sezon bitiminde sözleşmesi sona erecek Stefano Napoleoni’nin kariyerine sarı-kırmızılı kulüpte devam etmek istediği öğrenildi.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.