Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
40 yıl zindanda 4 yıl tahtta kaldı
Hayat
40 yıl zindanda 4 yıl tahtta kaldı
II. Süleyman 1687 – 1691 yılları arasında Osmanlı'ya padişahlık yaptı. Osmanoğulları'nda iki Süleyman varken, herkes Kanuni Süleyman'ı biliyor. İkincisini merak eden çok az kişi var, zaten hakkında da çok az bilgi var. 40 yılını bir zindanda geçirdikten sonra topu topu 4 yıl iktidarda kalan II. Süleyman, 1691'de de nasıl olsa gidicidir diye eceliyle ölmesine müsâde edilir ve hayatını kaybeder.
Yeni Şafak
"Memleketimize patlayıcı sokmaya çalıştılar, engelledik"
Gündem
"Memleketimize patlayıcı sokmaya çalıştılar, engelledik"
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yaptığı son dakika açıklamada 'Dün memleketimize yine bir yerden patlayıcı sokmaya çalıştılar. Yerini söylemiyorum, çünkü operasyonumuz devam ediyor. Engelledik, sokmadık Türkiye'ye' ifadelerini kullandı.
AA
Bakan Soylu: Türkiye'ye bomba sokmaya çalıştılar engelledik
Gündem
Bakan Soylu: Türkiye'ye bomba sokmaya çalıştılar engelledik
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yaptığı son dakika açıklamada "Dün memleketimize yine bir yerden patlayıcı sokmaya çalıştılar. Yerini söylemiyorum, çünkü operasyonumuz devam ediyor. Engelledik, sokmadık Türkiye'ye" ifadelerini kullandı.
Yeni Şafak
‘Kültürel büzüşme’ ve ‘küresel ego’ya teslim olan İstanbul
‘Kültürel büzüşme’ ve ‘küresel ego’ya teslim olan İstanbul

Kültürel büzüşme tabirini Süleyman Seyfi Öğün hocadan ödünç alarak kaldığım yerden, yani İstanbul’un bizimle konuşma biçimlerinden söz ederek meramımı anlatmaya devam ediyorum. Kaldığım yer aslında hep aynı noktanın açılımları: Suretin ardındaki siret güzelliğinde buluşma şartlarımız üzerine düşüneyazmak.

Video: ‘Kültürel büzüşme’ ve ‘küresel ego’ya teslim olan İstanbul


Medine (nurlanmış şehir) orada. İstanbul’un bir gönül olarak hayatımızdaki dirilişinde. İstanbul’u temsilî bir gönül mahalli olarak kabul edersek edep, adap, üslup yani bir tür maneviyat eksikliğinden mustarip olarak yoz bir halin içinde yaşıyoruz.

Yaşantımızda şehir hayatımızı dönüştürecek izlekleri bir türlü belirleyemediğimizden, birlikte bir güzelleşme hamlesini başlatamıyoruz. Çevre ve mimaride, kamusal ilişkilerde, ulaşımda, kültürel faaliyetlerde üslup, zevk, birikim, dayanışma, vericilik gibi değerlere bir türlü sıra gelemiyor.

Bizi içimizden dışımıza kuşatacak belli bir estetik ve ahlaki bütüne yöneliş olmadığından kültüre dönüşemeyen kaba saba ve sığ tavırlar, alışkanlıklar, ritüeller, kamusal mekânların kullanımı, toplu faaliyetler hepsi giderek nefsimizin en alt merhalesinde üretilmiş arızi tüketim şablonlarından ibaret kaldı, kalıyor.

Hayatımızın toplamına yayılan bir vakıf kültürü eksikliğinden söz ediyorum İstanbul yazılarımda epeydir. Herkes çok benci oldu bu şehirde. Biraz da senci olmak lazım. Çünkü benlik arttıkça tatminsizlik ve tüketim artıyor. Kentsel dönüşümden ziyade ben’sel dönüşüm oluyor bizimkisi. Deyip duruyorum.

Kentsel dönüşüm, kültürel dönüşüm olmadan olmaz! Hayatın kültürü, onun iç yaşantısında yani maneviyatında gizlidir, açığa çıkarmak için gereken üslubu oluşturmak da şehrin güzel sanatını meydana getirir. Nedir şehrin en güzel sanatı? İnsan.

Lakin nefs-i emmare’sine hapsolan değil, nefsini kâmile mertebesine doğru yükseltme gayretindeki insan. Ruhuna, kalbine, aklına, sırrına yaklaştıkça gerçeği kuşatan kudretli ve tamamlanmış bir insan! Ki İstanbul bizi moderni klasiği, eskisi yenisiyle sosyolojik dönüşümlerinden öteye taşısın. Huzurda olan kimdir, tefekkür edelim gönülden.

***

Gelgelelim bugün İstanbul, gerçeğin ve mecazlarının tüketiminden ibaret bir siyasi kimliğe büründü giderek. Tüketmek, arkası kesilmeyecek bir tatminsizlik demek. Teşhire, pasif seyirciliğe, sahip olma hırsına endeksli bir ‘arzular demeti’ kuşkusuz ki maneviyatın yapıtaşı olabilecek kültür ve sanatı da bir tüketim kültürüne dönüştürdü çok uzun zamandır.

İstanbul gibi bir gönül mahallinde (kimi şehir diyebilir, kimi ülke ya da ne isterse) yaşamak sadece ayakta kalma çabası pek çoğumuza göre. Burada tutunmak mümkün oldukça yaşantının irili ufaklı manaları kendini tabir etmek ister yine de.

İşte edep üzere icra edilen bir celal ve cemal bir’lemesi (tevhid kültürü ve sanatı) tam burada devreye girecekken, tatminsizlik ve tüketim yüzünden şehirdeki menfaat şebekelerinin, egosu obezleşmiş kurumların güdümünde kalmaya devam ediyor kültür sanat hayatımız büyük ölçüde.

Hani diyorum vatanını milletini pek seven, çok seçkin faaliyet yapan kültür odaklarından bazılarına: Hakkın işini yaptığını iddia eden mühim kurumlar, dernekler, topluluklar davetli konuklara ayrılan minik meblağları dahi örtbas ederek hangi maneviyatı medeniyetin yapıtaşı olarak diriltecekler, ihya edecekler İstanbul’da ya da herhangi bir şehirde?

Kültürü sanatı gerçeğin içinde derinleşemeyen bir gönlün medeniyeti kurulabilir mi? Maneviyat; dini ritüellerin ihyasından ibaret değildir, gerçeği tabir etme üslubumuzun yaşantıdaki tatbikidir.

***

Arkadaşım ev geziyor İstanbul’un yeni semtlerinde. İlanlar, tanıtım katalogları, ev satış ofisleri, emlak danışmanları derken gezdiği pek çok dairede büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Zira ya yeteri kadar duvar yok kitaplığını, yatağını filan dayayacak. Ya da eğri köşeler, asimetrik boşluklar, dörtgen görünüşlü üçgen odalardan ibaret kibrit kutusu gibi kısa tavanlı daireler.

Hayallerini ertelemeye karar veriyor. Bir de siteyi yaptıran müteahhidin dairesini göreyim diyor. Bir bakıyor ki, eleman kendine kral dairesi yapmış. Geniş, ferah, göz alıcı!

Bu sefer sadece hayal kırıklığıyla yetinmiyor ve başlıyor söylenmeye: “Yahu ne zaman doyacaksınız, ne zaman hilesiz iş yapacaksınız, ne zaman kendinize istediğinizi başkaları için de istemeye başlayacaksınız! Yetti artık!”

Evet, bir santim boşluğu ranta dönüştürmek için yapılan hileli mesainin birazını işini hakkıyla yapma gayretine veremeyen nefsimizden başka muhalefet edeceğimiz düşman yok! İstanbul’u kocaman bir küresel egoya dönüştüren bu düzen bizim içimizin yansıması değilse nedir?

***

Tabii İstanbul derken siz onu gönül olarak anlayın. Hepimizin İstanbul’u neyse, gönül onu imal ediyor, onun manasını tabir ediyor. Nefs-i emmare İstanbul’unda Medine-i münevvere (nurlanmış şehir) konuşmaları yapıp dursanız ne olur! Benlik kapkaranlık ise parlak şehir spotları neyi aydınlatır?.

Bambaşka yaşantılar bütününe ait ortak paydalarda buluşturabilmeli bizi İstanbul. Bir güzelliğin içinde birlikte çoğalmak, dayanışmak, paylaşmak, yekvücut olmak, hemhal olmak bu şehrin yönetimine talip olanların ameli olmalı. Suret tartışmaları yerini siret tartışmalarına bırakmalı. Şehrin sakinleri, şehrin aktifleri olmalı.

Ki birbirimize sıradan bireyler, yabancılar, tanımsız yığınlar, toplantıdan toplantıya yan yana gelen site sakinleri olarak bakmak yerine: Komşu, ahbap, memleketli, mahalleli, şehirli, medeni diye bakabilelim yeniden. İstanbullu olalım ol gönül içre.

Bakan Soylu: PKK ile halen iltisakı olan üyeler seçilse bile açığa alınacak
Gündem
Bakan Soylu: PKK ile halen iltisakı olan üyeler seçilse bile açığa alınacak
Bakan Soylu, terör örgütü PKK ile halen iltisakı ve irtibatı bulunan belediye meclis üyesi adaylarının seçilmeleri halinde açığa alınacağını bildirdi. Bakan Soylu, "Muhalefetten 178 aday hakkında PKK'dan adli işlem var, 45'i hakkında FETÖ'den, 4'ü hakkında aşırı sol örgütlerden, 4'ü hakkında DEAŞ'tan" dedi.
AA
İşte kirli ittifakın belgesi
Gündem
İşte kirli ittifakın belgesi
CHP ile HDP arasındaki kirli ittifakın belgesi ortaya çıktı. İki partinin Manisa Turgutlu'da ittifak karşılığında belediyeyi parsel parsel bölüştükleri görüşmeler, kayıt altına alınarak, sonunda protokol imzalanmış. Konuşmala ait kayıtlar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun katıldığı TRT Haber programında yayınlandı.
Diğer
Soylu: Gezi olaylarında bu ülkenin başbakanına ültimatom verdiler
Gündem
Soylu: Gezi olaylarında bu ülkenin başbakanına ültimatom verdiler
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kırıkkale'de yaptığı konuşmada "Son 7 yılda anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdiler. 17-25 Aralık darbesi, 6-7 Ekim olayları, ardından 15 Temmuz. Gezi olaylarında bu ülkenin başbakanına ültimatom verdiler" dedi.
AA
Bakan Soylu: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 24 saat huzur var
Gündem
Bakan Soylu: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 24 saat huzur var
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Batman'da da Diyarbakır'da da Şırnak'ta da Hakkari'de de annelerin gecenin bir yarısında çocuklarını alıp komşularına ziyarete gidebildiğini belirterek, "Artık 'terörist gelecek, haraç isteyecek, çocuklarıma musallat olacak' diye bir şey yok. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 24 saat huzur var" dedi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.