PKK sisli ve puslu havada saldırıyor
PKK sisli ve puslu havada saldırıyor

Türkiye hem Suriye’de hem Irak’ın kuzeyinde terörle mücadelede büyük bir başarıya imza atıyor. Afrin Zeytin Dalı Harekatı’ndan önce Kuzey Irak’ta başlayan askeri harekat hala devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Kuzey Irak’ta düze indi. Üs bölgeleri kuruldu. Kandil’in kapıları kapatıldı. Bu operasyon Afrin Zeytin Dalı Harekatı kadar önemlidir.

Video: PKK sisli ve puslu havada saldırıyor

Dahası, Kuzey Irak operasyonu, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen “otonom bölgenin” de boşa çıkartılması için geliştirilen çok önemli bir stratejini ürünü.

Ayrıca Türkiye içindeki “girilmez”, “gelinmez”, “çıkılmaz” denilen neresi varsa Mehmetçik orada yaz kış konuşlanmış durumda.

Bu bilgileri aktardıktan sonra asıl konumuza gelmek istiyorum. Konumuz, PKK terör örgütü “vur kaç” taktiğini güncelledi. Peki neden?

PKK’NIN İHA KORKUSU, HAVA AKADEMİSİ KURDURDU

PKK terör örgütü İHA ve SİHA’lar nedeniyle artık açık havada kafasını bile gösteremiyor. Gizlendikleri mağaralardan, derin vadilerden, sarp kayalardan kafalarını gösterdikleri anda İHA’lar tespit ediyor, SİHA’lar imha ediyor. Olmadı F-16’lar, Kobralar, Ataklar tepelerine biniyor.

Bu yüzden terörle mücadelede hiç olmadığı kadar üstünlük sağlamış durumda şu anda güvenlik güçleri.

Ne var ki PKK terör örgütünün arkasındaki akıl Türkiye’nin yeni terörle mücadele konseptini analiz etmeye çok önceden başlamış.

Bundan bir süre önce Cumhurbaşkanı ile Rusya’nın Soçi kentine seyahat etmiştik. O seyahatte İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da vardı. Ve Soylu ile yaptığımız ayak üstü sohbette, terör örgütünün Kandil’de iki akademi kurduğunu öğrenmiştik.

Daha sonraki araştırmalarımızda bu iki akademinin birinin “Hava”, diğerinin “Sağlıkakademisi olduğu bilgisine ulaştık.

Hava Akademisi PKK’lı teröristlere İHA ve SİHA’lara karşı nasıl korunacağının eğitimini veriyor. Sağlık Akademisi ise, yaralanan teröristlere alanda müdahale edilmesi eğitimi veriyor. Zira daha önce yaralı teröristlerin en yakın “lojistik” kamplara taşınması üzerine geliştirilen sağlık stratejisi “alan hakimiyetinin” kaybedilmesi üzerine değiştirilmiş.

SEÇİM BOYUNCA EYLEM YAPMAYAN PKK

31 Mart seçimleri sürecinde neredeyse tek bir eylem, tek bir saldırı girişiminde bulunmayan PKK terör örgütü seçimin hemen akabinde Mehmetçik ile çatışmaya girdi. 19 Nisan’da Kuzey Irak sınırındaki operasyon sırasında 4 askerimiz şehit oldu, 6 askerimiz yaralandı.

Bu olayın nasıl olduğunu araştırdım. Yetkililerle konuştum.

Edindiğim bilgiyi sizinle de paylaşmak isterim.

Öncelikle, HDP ile CHP/İP ittifakının zımni ortaklığı seçim boyunca sorunsuz devam etsin diye PKK terör örgütü ve Suriye’deki uzantısı PYD/YPG eylemsiz kalmıştı onu bir yere not edelim.

Seçimden sonraysa ilk çatışma haberi 19 Nisan’da geldi.

Yukarıda PKK terör örgütünün iki akademi kurduğunu ve bunlardan birinin de hava akademisi olduğunu söylemiştim.

İşte bu akademide teröristler, İHA ve SİHA’lardan korunmak için her türlü hava şartlarına göre eğitim alıyor. Sadece puslu ve sisli havalarda saklandıkları inlerinden çıkıyor. Ve Mehmetçik’e saldırıyor.

Bölgede tam da sisli ve puslu günler yaşanıyor. Normal şartlarda neredeyse her gün 24 saat havada kalan İHA’larımız olması gerekirken, 19 Nisan’da şehitlerimizin haberinin geldiği günlerde İHA’larımız sis ve pus yüzünden uçamıyor.

Ne olduysa işte o anda oluyor.

İHA’ların uçmadığını “bilen” PKK terör örgütü militanları Mehmetçik’e saldırıyor ve o saldırıda 4 şehit 6 yaralımız oluyor.

PKK terör örgütünün kendi aklı ve imkanı İHA ve SİHA’larla ilgili bilgi ve korunma yöntemlerine yetecek düzeyde değil.

Ne var ki PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG’nin kamplarında bu eğitimleri veren “eğitmenler” var. O eğitmenlerin menşei Amerika. Bir kısmı paralı asker, bir kısmı gönüllü (!) bir kısmıysa doğrudan Amerikan askeri.

El yapımı patlayıcı (EYP) eğitimini PKK’ya kim veriyorsa, İHA ve SİHA’lardan korunma eğitimini de onlar veriyor.

O eğitimi alanlar da gelip askerimizi şehit ediyor.

Bakan Soylu'dan Rabia Naz açıklaması
Gündem
Bakan Soylu'dan Rabia Naz açıklaması
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Habertürk'te katıldığı programda Rabia Naz'ın ölümü hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Diğer
İçişleri Bakanı Soylu'dan jandarmaya kutlama
Gündem
İçişleri Bakanı Soylu'dan jandarmaya kutlama
İçişleri Bakanı Soylu, Lice ilçesi kırsalında Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı unsurlarınca gerçekleştirilen "Bayrak 123 Operasyonu"nda 5 teröristin silahlarıyla etkisiz hale getirilmesinden dolayı jandarma teşkilatını kutlayan paylaşım yaptı.
AA
CHP'den Soylu hakkında suç duyurusu
Gündem
CHP'den Soylu hakkında suç duyurusu
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, yarın Ankara Adliyesi’nde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrike ettiği” iddiasıyla suç duyurusunda bulunacak.
Yeni Şafak
Bakan Soylu: Küçükçekmece'deki olayın faili yakalandı
Gündem
Bakan Soylu: Küçükçekmece'deki olayın faili yakalandı
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Küçükçekmece'deki saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Süreci en başından itibaren yakından takip ettiklerini anlatan Soylu, "Olayın failinin yakalandığını bilgisi bende var" dedi. Öte yandan şüpheliyle ilgili ilk bilgiler de gelmeye başladı. Olayın failinin 18 yaşındaki Pakistan uyruklu M.V. olduğu öğrenildi.
Yeni Şafak
Bakan Soylu: Küçükçekmece'deki olayın faili yakalandı
Gündem
Bakan Soylu: Küçükçekmece'deki olayın faili yakalandı
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Küçükçekmece'deki saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Süreci en başından itibaren yakından takip ettiklerini anlatan Soylu, 'Olayın failinin yakalandığını bilgisi bende var' dedi.
AA
Venezuela; başa sarılan bir film..
Venezuela; başa sarılan bir film..
Târihsel şartlar veyâ eylemeler, kavramın en nesnel mânâsıyla metinleri “dejenere” eder. Etrafında fırtınalar koparılan yorumlar bu dejenerasyonun “özürleri” veyâ “bahaneleridir” aslında. Dînî metinler için olduğu kadar dünyevî metinler için de tablo benzerdir. Meselâ Marx, hayâtını adadığı “devrimin”, bir gün Rusya'da ve Çin'de gerçekleşeceğini rüyâsında görse, muhtemelen bunun bir kâbus olduğuna hükmederdi.
Yeni Şafak
Solo yaşamlar
Solo yaşamlar

ABD’de 1995 yılının yaz aylarında aşırı sıcaklardan evlerinde ölü bulunan ve günlerce kendilerinden haber alınamayan yoğun bir yaşlı nüfus olduğunu fark ettikten sonra konuyu irdelemeye karar veren sosyolog Eric Klinenberg, 2012 “Solo Yaşam “ kitabını yazdı. O tarihten sonra kavram, yeni bir hayat tarzı dalgasını simgelemek üzere akademi dünyasında hızla yayıldı.

Video: Solo yaşamlar


Konuyla ilgili görüşlerini Üsküdar Üniversitesi’nin yayın organı “Psiko Hayat”ta bir makale olarak dile getiren Sosyoloji Profesörü Abulfez Süleymanov, solo yaşamın tercih edilmesinin sebepleri arasında ilk sırayı aşırı bireyciliğin aldığını söylüyor. Ona göre rahatlığı, lüksü, ruhsal ve zihinsel açıdan benimsemiş, başka birisine tahammül etmek istemeyen yeniçağ insanı, birçok sorunla uğraşmak ve birine bağımlı kalmak yerine kendi başınalığı ve solo olmayı seçiyor: “Ekonomik anlamda bağımsız ve iyi kariyer sahibi olan bireylerin daha fazla sayıda solo yaşamı tercih ettikleri gözleniyor. Ekonomik refah düzeyinin daha yüksek olduğu İskandinav ülkelerinde yalnız yaşayanların oranının çok yüksek olması, bu argümana destek verir nitelikte. Burada kentleşmenin, özellikle metropol yaşamının etkisinin gözardı edilmemesi gerekiyor. Kentli insan hızlı yaşam temposu ve geçim sıkıntısı nedeniyle zamanla yarışıyor. Boş zaman, insanın insana ayıracağı zaman son derece kısıtlı. Kentin kalabalığından stresinden yorgun düşen birey, yalnız kalmayı tercih edebiliyor.”

Abulfez Süleymanov Hoca, iletişim teknolojilerin beklenenin aksine yalnızlık duygusunu derinleştirdiği kanaatinde. “Bilgisayar, televizyon, cep telefonları gibi zaman öğüten aygıtların yanı sıra sosyal medyanın yaygın kullanımı, aldatıcı bir sosyal ilişki ağı görüntüsü, yalnız yaşamayı tetikliyor… İnsanlar, kalabalıklar içinde dijital ortam sayesinde solo kalabildiği gibi; tersine solo yaşam da yine dijital ortam sayesinde kendi kalabalığını yaratabiliyor.” Bu yüzden aynı evin içindeki bireyler bile birbirlerinden uzaklaşabiliyorlar. Sözüm ona gelişmiş ülkelerde yalnız yaşayan insanlar, hayatlarını paylaşacakları partner olarak yapay zekaya sahip insan görünümlü robotları tercih edebiliyor.

Hocanın solo yaşamı artıran faktörler arasında vurguladığı bir diğer husus ise, örnek aile modelinin, aile içinde güven ve sadakat duygusunun giderek azalması nedeniyle boşanma oranlarının ve evlilikten kaçınmanın artması… Bunları gören insanlar birlikte yaşamının yükümlülüğünü üstlenmek istemiyorlar.

Kapitalist tüketim toplumu da solo yaşamayı kesinlikle destekliyor. İnsanlar kendileri için ev açtıkça, hane sayısı arttıkça pek tabii olarak tüketim de atık üretimi de artıyor. Şirketlerin alttan alta çalışanlarından kendilerini ailelerine değil çalıştığı kuruma ait hissetmelerini teşvik etmeleri ve sürekli daha yüksek performans beklentisi içinde olmalarını da bir yere not etmek gerekiyor. “Bu sistemin çarkı haline gelmiş medyada da bu yaşam biçimini teşvik eden yeteri kadar malzeme göze çarpıyor. Geleneksel ve dijital medya platformlarında yayınlanan makalelerde bu yaşam biçiminin olumlu toplumsal etkiler bağlamında ‘nimet’ olması hususunda görüşlere yer verildiği gözlenmekte. Reklamlarda bile bu trendi teşvik eden bir sürü söylemlerle karşılaşıyoruz. ‘Yalnız tatil yapmanın dayanılmaz keyfi’, ‘solo yaşamı tercih edenler için pop’, ‘Cozy’ ve ‘modern konseptinde stüdyo daireler’ vs. Yalnızlık trendini teşvik eden televizyon dizileri ise bu işin tuzu biberi olmuş durumda…”

Akademide solo yaşam lehine düşünceler, yalnızlığın kötü bir şey olarak hatalı biçimde kodlandığına ilişkin yayınlar olduğunu biliyoruz. Şüphesiz Abulfez Süleymanov Hoca onlardan değil. Solo yaşamın yaygınlaşması sonucu evliliklerin azalmasının nüfus kompozisyonunda, sosyal güvenlik sisteminde ciddi sorunları ve ahlaki erozyonları beraberinde getireceğini düşünüyor. Özellikle gençlerin yalnız yaşamayı bir ayrışma ve başarı hikayesi olarak görmelerini çok tehlikeli buluyor. “Günümüzün yoğun nüfuslu ve sosyal hareketliliği yüksek toplumlarında gittikçe azalan sosyal ilişkiler, yerini resmi, soğuk ve çıkarcı ilişkilere bıraktıkça, yalnızlık algısının daha da artacağını tahmin edebiliriz. Bütün bunların sonucunda dağınık bireylerden oluşan, psikolojik, sosyal ve ekonomik külfetin altına girmekten kaçınan, sorumluluk duygusundan yoksun, paylaşmanın olmadığı bir toplumsal yapının oluşması tehlikesi çok yüksek” diyor. Yalnızlığın yaşlılıkta çok daha önemli olduğunu, gençken bir şekilde yalnızlık sorunlarıyla baş edebilen insanların yaşlanınca işlerinin çok daha zorlaştığını belirtiyor. Yalnız yaşayan yaşlılarda hastalık, bunama, intihar ve ölüm oranlarını artırdığını, bizim yaşlılarımızda da benzeri yalnızlık komplikasyonlarının görülmeye başladığını söylüyor.

Ben mi? “Doğru söze ne denir, zihnine sağlık Hocam” diyorum.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.