Merhum Kadir Mısıroğlu hem Ayasofya'yı hem petrolü müjdelemişti
Hayat
Merhum Kadir Mısıroğlu hem Ayasofya'yı hem petrolü müjdelemişti
Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı'nın da başkanlığını yapan ve 5 Mayıs 2019'da hayatını kaybeden tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu, Cumartesi Sohbetleri adıyla bu vakıfta konuşmalar yapıyordu. Merhumun tarihi tecrübelerden gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu vurguladığı her şey teker teker vücuda geldi. Söz konusu olayların başında FETÖ'nün darbe girişimi, Ayasofya Camii'nin açılması ve Türkiye'nin petrol bulması da yer alıyor.


Yeni Şafak
“Gücü yeten varsa buyursun gelsin”
“Gücü yeten varsa buyursun gelsin”

Tarihimiz travmalarımızın korunaklı sandık odası değildir. Tarihimiz, bugünü anlamak ve geleceğimiz hakkında bir takım öngörülerde bulunmak için kıymeti her türlü takdirin ötesinde muazzam zenginlikte bir kaynaktır. Ne mağlubiyetlerimiz tedavisine imkân olmayan sapmalara yol açmıştır ne de galibiyetlerimiz kaybeden toplumlar üzerinde soykırım icra etmemize sebep olmuştur. Yenilgiyi ve zaferi cilve-i talih olarak görüp tevekkülü bir hayat düsturuna dönüştürmüşüz. Şimdi artık sadece zaferler ayının müjdeleri ile göğsümüzü kabartmıyoruz, geleceğe dair büyük umutlarımız var. Ne yazık ki milletimizin kahir ekseriyeti yeni zaferlere açılan kapıları görüp büyük hayaller kurarken aydın, siyasetçi ve akademisyenler arasından felaket tellallığına soyunanları da ibretle izliyoruz. Maalesef bunların felaket tellallığı, bir davranış devamlılığına karşılık gelir.

Osmanlı zengin enerji kaynaklarını sömürgeci Batı’ya teslim etmek istememişti. Bu sebeple Bağdat Demir Yolları projesini hayata geçirdi. Bu projenin hayata geçirilmesi için yaptığımız çalışmalar, kurduğumuz ittifaklar ve kaynak temini bakımından atılan adımlar hakikaten yeni bir duruma işaret ediyordu. Fransa, İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı’nın gayretinden endişe ettiğini o gün de biliyorduk. Fakat ilginç olan devrin edebiyat ve fikir adamlarının bu gelişmelere duyarsız kalmasıydı. Bir tarafta geniş toprakların üretime ve ticarete açılması, enerji kaynakları üzerinde hâkimiyet tesis etme ve mahallî düzeyde yabancı müdahalesiyle ortaya çıkan huzursuzluklara hızlı müdahale gibi amaçlarla yapılan çalışmalar vardı. Diğer tarafta ise aydınlar farklı kanallara açık olduğu için bugün dahi gündemden düşmeyen kavramlar öne çıkıyordu. O zaman da liberal demokrasinin kavramları ile konuşuyorlar, emperyalist Batı’nın isteklerini dayatıyorlardı. Onlar adına konuştuklarının farkına bile varmamış olmaları hazin bir durumdur.

Osmanlı’nın yeniden ayağa kalkmaya çalıştığı zamanlarda Batı emperyalizmi, görülmemiş bir şekilde, Afrika’yı işgal ve istila etmeye başlamıştı. Afrika’nın işgal ve istila dönemi tamamlandıktan sonra sıra Osmanlı topraklarına gelecekti. Bu sebeple Osmanlı’nın yenileşme çalışmalarını takdirle karşılamak gerekirdi. Fakat devrin entelektüel dünyasında bu çabalara rastlamak kolay değildir. Abdülhamit’i hedef alan suikastın başarısızlığından üzüntü duyan şairin, Güney Afrika’nın elmas madenleri için savaşan İngiltere büyükelçiliğine çiçek götürmesi sıradan naif bir hata değildir. Enerji savaşları uğrunda koca Devlet-i Âliye’yi kaybettik. Biz giderken Britanya ve Fransız sömürge imparatorluklarının bir daha ayağa kalkamayacak hâle düşmesi üzerinde durulan bir mesele değildir. Bu iki sömürge imparatorluğu yirmi yıl sonra dümeni Amerika’ya teslim etmek zorunda kalmışlardı.

Yüz yıl sonra elde kalan vatan toprağında devasa enerji yatakları keşfedilince aydın, siyasetçi ve akademisyenlerden geçmişin dilini bugüne taşıyanları görünce ne yazık ki şaşırmıyoruz. Utanmasalar yine Fransa, Amerika ve İngiltere büyükelçiliklerine gidecekler. Onlara bu kaynakları çıkarma hakkının bizde olmadığını söyleyecekler. Yeni enerji kaynaklarını Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar çıkarırsa bu toprakların bağımlı unsurları olarak yüklü miktarda maaş alacaklarına yürekten inandıkları için milletimizin hak sahibi olmasını istenmiyorlar. Yüz yıl önceki gibi liberal demokrasinin kavramlarıyla konuşmalarının sebebi budur. Gerçekten sevinemediler, başka bir şey bekliyorlardı: Erdoğan devrilsin ve bu ülkenin zenginliklerine başkaları adına el koysunlar.

Aydın, siyasetçi ve akademisyenlerden memnuniyetsizler grubunun dili, olacaklarla ilgili tahminlerde bulunmamıza sebep oluyor. Yüz yıl önce olduğu gibi çok sert bir mücadele dönemine giriyoruz. Artık bu son saldırı olacak. Şerif Hüseyinler yine alana çıktı. O zaman da ne dinî ne de millî hislerle hareket etmişlerdi. İngiltere’nin ve Fransa’nın önlerine serdiği altınlar başlarını döndürmüştü. Elbette sadece İngiltere ve Fransa’nın gücüne inanıyorlardı. Yüz yıl önce hiç tahmin etmedikleri kadar büyük savaşçı olduğumuzu bütün cephelerde kanıtladık. Bugün ise dünden farklı olarak çok daha güçlü bir durumdayız. Karadeniz’de ve Akdeniz’de zengin enerji kaynaklardan bahsediliyor.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan açıkça “gücü yeten varsa buyursun gelsin” dedi. Bu cümle coğrafyamızda birçok şeyin değiştiğini gösterir ve yeni emperyalist saldırılara verilebilecek en güzel cevaptır.

Üniversiteli genç, 1999 model araca sesli komut özelliği ekledi
Gündem
Üniversiteli genç, 1999 model araca sesli komut özelliği ekledi
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği 2'nci sınıf öğrencisi Ali Pampallı (19) geliştirdiği sistemle 1999 model otomobile, sesli komut özelliği ekledi. Otomobile cep telefonu ile sesli komut veren Pampallı, aracı çalıştırabiliyor, kapatabiliyor, ışıklarını yakabiliyor.
IHA
Hamile kadının eşiyle birlikte bıçaklı saldırıya uğradığı anlar kamerada
Gündem
Hamile kadının eşiyle birlikte bıçaklı saldırıya uğradığı anlar kamerada
Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde bir giyim mağazasına giren İ.H. alacaklı olduğunu iddia ederek, para istediği ancak olumsuz yanıt aldığı 9 aylık hamile iş yeri sahibi Sariye Kepme'yi darbedip, dini nikahlı eşi Serbülent Okuşlu'yu bıçakla yaraladı. Çiftin şikayeti üzerine gözaltına alınan İ.H. ifadesinin ardından serbest bırakıldı. 10 gün sonra bebeklerini kucağına almayı bekleyen çift, İ.H.'nin tutuklanmasını istedi.
DHA
Borsa Komiseri Abidin Paşa ve borsalarda bitmeyen oyun havaları
Borsa Komiseri Abidin Paşa ve borsalarda bitmeyen oyun havaları

Sultan II.Abdülhamit, Abidin Paşa’yı Osmanlı coğrafyasında nerede bir sıkıntı varsa orada görevlendiriyordu. Padişahın o dönemde güvenebileceği nadir insanlardan biriydi.

Osmanlı Devleti’nin son döneminde hizmet etmiş önemli devlet adamlarından biridir. Arnavut’tur.

Doğduğu yer olan Preveze’de mutasarrıf muavinliğinden sonra Merkez Kaymakamlığı ve Narda Kaymakamlığı yaptı.

İzmir Temyiz Meclisi İkinci Başkanlığı, İzmir’de kurulan Olağanüstü Komisyon Başkanlığı; Tekfur Dağı (Tekirdağ), Varna, Sofya ve çeşitli kazalarda mutasarrıflık görevlerinde bulundu.

1873 yılında kurulan Dersaadet Tahvilat Borsası’nın ilk komiserliğini yaptı.

Rumeli Beylerbeyi rütbesini aldı, Doğu Anadolu Islahatı göreviyle Elazığ -Diyarbakır ve Sivas Komiserliği’nde görevlendirildi.

Selanik, Adana, Sivas, Ankara ve Akdeniz Adaları Valiliği’nde bulundu.

Abdülhamit onu sadrazam yani başbakan yapmak istiyordu ancak o sırada Abidin Paşa 37 yaşındaydı. Yaşının küçüklüğü sarayda sıkıntıya neden olunca Hariciye Nazırlığı’na (Dışişleri Bakanlığı) getirildi (1880).

Kabri Fatih Türbesi avlusunda.

Aynı zamanda ehl-i tarik olan Abidin Paşa, tarik-i Halvetiyye’den İstanbul’da Merkez Efendi dergâh-ı şerifi post- nîşîni merhum Nûreddin Efendi’ye mensuptu.

Ana dilleri olan Türkçe, Arnavutça ve Yunanca dışında Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca biliyordu. Bu dillerin edebiyatlarına da vakıftı.

En bilinen eseri, Mesnevi’nin birinci cildinin tercüme ve şerhidir.

Borsa işlemlerini anlatan Hava Oyunları risalesi konusunda temel kaynaktır.

Paşanın torunları daha sonra Dino, İleri ve Talu soyadlarını aldılar.

Nazım’ın, “Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin” dediği ünlü ressam Abidin Dino paşanın torunlarındandır.

**

Türkiye’nin önemli bir borsa geçmişinin olduğu ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın tarihinin 19. yüzyıla kadar gittiği yönündeki ifadeler adeta bir tekerleme olarak söylenegelmekle birlikte, bu hususta referans gösterilen kaynaklar bir elin parmaklarını geçmez.

Ülkemizin 19. Yüzyıl’daki finansal şartlarına ilişkin Türkçe’de mevcut birincil kaynaklar oldukça yetersiz. Bu tespitle söze başlayan Celali Yılmaz’ın Osmanlıca’dan günümüz Türkçe’sine uyarladığı Borsa Komiseri Abidin Paşa’ya ait sıradışı bir metin Hava Oyunları.

Nam-ı diğer; Konsolidenin Hava Oyunlarıyla Sair Muamelat Hakkında Müstakrazat-ı Maliyyeye Dair Risale.



1969 Tekirdağ Malkara doğumlu Celali Yılmaz önemli bir kaynak eseri günümüze aktarmış.

Çeşitli üniversitelerde finans ve tarih hocalığı var.

Sermaye Piyasası Kurulu’nda birçok kademede görev yapmış.

Sermaye piyasasında vergilendirme, finans ve tarih konularında basılmış altı kitabı, çok sayıda makalesi, Osmanlıca ve İngilizce’den çevirileri var.

Evli ve iki çocuk babası.

**

Vakıfbank Kültür Yayınları’ndan çıkan Dersaadet Tahvilat Borsası’nın ilk komiseri (ilk borsa başkanı) olan Abidin Paşa’nın kendisi küçük, önemi büyük çalışması borsa tarihi açısından en önemli kaynak.

Kitapta Türk finans piyasalarının tarihsel olarak çözülememiş olan iki temel problemine değiniliyor: Finansal piyasalarda güven (eksikliği) ve kamu borçlanmaları (fazlalığı) sorunları.

Abidin Paşa’nın 1874’te yazdığı Hava Oyunları’nda borsanın örnek olaylarla canlı tasviri de yapılmış.

Kitapta Osmanlı’nın iç ve dış borçlanma hikayesini, yüksek faizle nasıl borçlandığını, devlete yüksek faizle borç para veren Galata bankerlerini, yatırım yerine “Borsada oynamak” tabirinin o dönemde de kullanıldığını, büyük hissedarların küçük hissedarları nasıl kandırdığını, küçük hisse sahiplerinin yüksek kazanç hırsıyla (Maalesef bugün de öyle) hareket ettikleri için nasıl battıklarını öğreniyoruz.

19. Yüzyıl’da Avrupa ve Osmanlı devletinde “Hava oyunu” kavramı vadeli ve türev işlemler için yaygın olarak kullanılıyordu.

Devlet tahviline konsolid diyorlardı.

Kitapta bu konular ayrıntılı ve gerçek örneklerle anlatılıyor.

**

O günden bugüne finans piyasalarında ve borsalarda değişen bir şey yok.

150 yıl önce borsadaki tellaklar broker, gömlekçiler spekülatör, mübâyaacılar dealar oldu.

Borsada dönen oyun havaları hep aynı, değişen sadece oyuncular.

Her alanda olduğu gibi borsada da hırs kaybettiriyor, sabreden, aza kanaat eden her zaman kazanıyor.

Beyrut’a yadigar bıraktık: Beyrut sokaklarında Osmanlı’dan kalan eserlerin hikayesini derledik
Hayat
Beyrut’a yadigar bıraktık: Beyrut sokaklarında Osmanlı’dan kalan eserlerin hikayesini derledik
Beyrut demek Osmanlı demektir. Osmanlı topraklarından ayrılsa da özellikle 2. Abdülhamid döneminde bu güzide şehre pek çok özel yapı inşa edilmiştir. Abdülhamid’in albümünden ilhamla Beyrut sokaklarında Osmanlı’dan kalan eserlerin hikayesini derledik.
Yeni Şafak
Osmaniye'de piknik alanında yangın: Söndürmeye vatandaşlar da destek verdi
Gündem
Osmaniye'de piknik alanında yangın: Söndürmeye vatandaşlar da destek verdi
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, piknik alanı olarak kullanılan Sülemiş Çamlığı'nda yangın çıktı. Yangın 1 saatte kontrol altına alınarak söndürüldü. Söndürme çalışmalarına piknikçiler de destek verdi. Yangın sırasında çamlıktaki turistik tesisler ile çay bahçesi, tedbir amaçlı boşaltıldı.
DHA
SMA hastası minik Ali Osman yardım bekliyor
Hayat
SMA hastası minik Ali Osman yardım bekliyor
Bursa'da yaşayan Sarı ailesi, 13 aylık SMA hastası Ali Osman için yardım çağrısında bulunuyor. Çocuklarının gen tedavisi için ihtiyaç duyulan 2.4 milyon doların toplanması gerektiğini belirten Sarı ailesi, bağış kampanyası başlattı. Acılı anne Sarı, seslerini duyuramadıklarını ve çocuklarının gözlerinin önünde eridiğini ifade etti.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.