Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Delilleri istedi vermedik
Gündem
Delilleri istedi vermedik
Kaşıkçı cinayetiyle ilgili İstanbul’a gelen Suudi Arabistan Başsavcısı Muceb, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’la görüştü. İlk işi infaza ilişkin Türk yetkililerin topladığı tüm delilleri istemek olan Muceb’in bu isteği geri çevrildi. İnfaz timinin Türkiye’ye iadesi istenirken, Muceb yargılamanın Suudi Arabistan’da yapılması yönünde ısrarcı oldu.
Yeni Şafak
Türkiye’nin “insan merkezli” dış politikası kazanacak
Türkiye’nin “insan merkezli” dış politikası kazanacak

Birkaç ay önce dünya medyasında Türkiye ile ilgili genellikle olumsuz bir hava vardı. ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin etkisi ile Türkiye’ye karşı negatif yaklaşımlar özellikle medyada ön plandaydı. Küresel ekonomik saldırganlığının da yansımasıyla çaresiz ve bitkin gösterilen Türkiye’ye karşı değişik çevreler eteklerindeki taşı dökerek başta insan hakları, ekonomik gidişat olmak üzere her açıdan eleştiri bombardımanına tuttular.

Video: Türkiye’nin “insan merkezli” dış politikası kazanacak


Oysaki Türkiye son on altı yıldır, bölgenin en güçlü devletlerinden biri haline gelmiş, ekonomik ve siyasi istikrarı ile adından söz ettirmeye başlamıştı. 20 yıl kadar önce dünyanın sessiz devletlerinden biri olan ülkemiz, Latin Amerika, Afrika ve Uzakdoğu dahil birçok bölgede görünür olmaya başlamıştı.

NATO’nun sadık bir müttefiki ve yıllardır gelişen ekonomisine rağmen Avrupa’nın sınır kapılarında bekletilmişti. İtalya, Hollanda gibi ülkelerde yaşanan siyasi istikrarsızlık, ya da İspanya, İngiltere ve Yunanistan’daki ekonomik çöküntü Türkiye’yi “es” geçmişti. Türkiye’nin her daim Avrupa’ya karşı iyi niyeti karşılık bulmamış, bir türlü girmek istediği Avrupa Birliği kapısından her defasında geri döndürülmüştü.

Türkiye basın ve insan hakları özgürlüğü gibi konularda eleştirilmesine rağmen Fransa ve ABD’den daha iyi bir sınav vermişti. Terör örgütü destekçisi olmakla gazeteci kimliğini karıştıran Batılı ülkeler, Türkiye’nin hassasiyetleri noktasında hep farklı bir yol izlemeyi tercih etmişlerdi.

Türkiye bazılarının iddia ettiği gibi yönünü Avrupa’nın bu tezat yaklaşımına binaen, Ortadoğu ülkelerine çevirmedi. Ortadoğu devletleri ile kurulan ilişki daha çok tarihi ve coğrafi birikimin hatırlanmasına yönelikti. Uzun yıllar geri plana atılan ilişkiler, AK Parti’nin iktidarı ile normalleşmeye başlamış, tarihsel ve coğrafi hatırlanma, gerçeklik kazanmıştı.

Arap Baharı başladığında en yapıcı politikalardan biri Türkiye’den geliyor ve siyasi değişimlerden önce insan merkezli bir değişim çağrısı yapılıyordu. Bu yüzden Libya’ya karşı Fransa’nın öncülüğünde başlatılan operasyona Güney Afrika ile birlikte yalnız Türkiye karşı çıkıyordu. Mısır’daki darbeye karşı en büyük direnç yine Türkiye’den geliyor, Alman Şansölyesi Angela Merkel, darbeci Sisi’yle poz verme heyecanı yaşarken, Recep Tayyip Erdoğan ABD’de aynı masada oturmaya dahi karşı çıkıyordu.

Türkiye’nin dış politikasında günü birlik çıkarlardan ziyade tarihsel birikimin verdiği gerekliliklerin ön planda olduğu anlaşılmaya başlandı artık. Bu gerekliliğin temelinde de insan merkezli bir politikanın olduğu gerçeği var. Türkiye’nin Suriye politikasında en önemli değişmezliğin de sürdürülebilir bir insani politika olduğu görülmekte.

Suriye iç savaşından beri Türkiye’nin önceliği bölgede terör örgütlerin varlığının son bulmasıydı. Fakat yaklaşım başta ABD ve diğer küresel güçler tarafından anlaşılamadı. Uydurulmuş bir terör örgütü Batı ve Rusya için öncelik olurken, Türkiye terör örgütleri arasında bir ayrıma gitmedi. El Bab ve Afrin operasyonları bu gerçeklik politikasının en bariz örnekleridir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen Almanya, Fransa ve Rusya taraflarının katıldığı dörtlü zirve, Suriye’de, Türkiye’nin başından beri izlediği insani politikanın, barış ve istikrar için en önemli çözüm olduğunun kanıtıdır. Zirveden sonra liderlerin yaptığı basın toplantısında öncelikli vurgu, Suriyelilerin kendi geleceklerini kendilerinin inşa etmeleridir.

Türkiye’nin üç buçuk milyondan fazla Suriyelilere kucak açmasının artık bir karşılığı olacak ve insani politika diğer tüm çıkar politikalarının önüne geçecektir. ABD’nin bu yeni duruma zirvede olduğu gibi ikna edilmesinden ziyade kabullenmesinin yolu açılacaktır. Çünkü Almanya, Fransa ve Rusya gibi ABD de, Türkiye’nin Suriye’deki varlık nedenini kavramak zorunda kalacaktır.

Türkiye’nin son günlerdeki ikinci önemli başarısı Kaşıkçı cinayetinde gösterdiği tavırdır. İnsan hayatını önemseyen bir tavır benimseyerek, Kaşıkçı cinayetine muhalefet liderinin iddia ettiği gibi ekonomik çıkarları hedefleyerek yaklaşmadı. İlk cinayet söylentileri çıktığında bile ABD, Suud yönetimi ile ekonomik çıkarlarını bozmayacaklarını belirtirken, Türkiye kararlı bir tutum sergileyerek oldukça şeffaf bir şekilde soruşturmanın ayrıntılarını paylaşmayı sürdürdü. Türkiye, cinayetin faillerinin Suudiler olabileceği gerçeğini dile getirerek, gerçeklerin ortaya çıkması için yoğun bir çaba harcadı. Türkiye’nin kuşkulularının, suçlamalarının ne kadar da haklı olduğu uzun süredir negatif bir bakışı barındıran bazı batılı medya kuruluşları tarafından da ancak anlaşılabildi.

Türkiye insan merkezli dış politikasını Suudi yönetimi ve onların ortakları Körfez ülkeleri ile ilişkileribozulacak olmasına rağmen sürdürüyor. Almanya ve Fransa, yıllardır en önemli silah satışlarının müşterisi olarak gördükleri Suudi Arabistan’la ilişkileri bozamamak adına yeni yeni sesler çıkarmaya başladıklarında, Türkiye’nin dik duruşu dünya kamuoyu tarafından da artık ayırt edilebiliyor.

Suudiler utanç verici bir cinayeti işlerken, ABD ve müttefikleri çıkarları adına sessiz kalmayı, bir şekilde yapılan vahşi cinayeti kapatmaya çalışırken, Türkiye ısrarla hakikatin ortaya çıkması için büyük çaba sarf ediyor. Cinayetten neredeyse 1 ay geçmesine rağmen ABD ve Suud’la iş çeviren diğer devletler, söyledikleri sözler dışında bir şey yapmadılar. Türkiye’nin gayreti ve çabası ise ortada. Artık şimdilerde dünya kamuoyu bu gerçeğin farkında.

Bölgenin insan hakları savunucusu tek ülkesi Türkiye, insanı merkeze koyan politikası ile gurur duyulabilecek hakikatleri söyleyen bir rol oynuyor. Fakat bu izlenen yol yeni riskleri de getirecektir. Türkiye’nin bu politikasından rahatsız olacak başta ABD olmak üzere bölge ülkeleriyle çıkar ilişkisinde olanlar, Türkiye’nin bu rolünden rahatsız olacak ve başarıya ulaşmasını önlemek ve durdurmak için her yolu deneyeceklerdir. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, kazanacak olan “insan” merkezli bir politika olacaktır.

Suudi Başsavcısı Mucep İstanbul Adliyesi'nden ayrıldı
Gündem
Suudi Başsavcısı Mucep İstanbul Adliyesi'nden ayrıldı
Cemal Kaşıkçı soruşturması kapsamında Suudi Arabistan Başsavcısı Suud Muceb, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan ile İstanbul Adalet Sarayı'nda görüştü. Görüşme yaklaşık 1 saat 15 dakika sürdü.
IHA
Kremlin'den Kaşıkçı açıklaması: Etkilemedi
Dünya
Kremlin'den Kaşıkçı açıklaması: Etkilemedi
Kremlin, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin, Rusya lideri Vladimir Putin'in Suudi Arabistan'a planlanan ziyaretinin hazırlıklarını etkilemediğini açıkladı.
Diğer
Kaşıkçı cinayetinde konsolosluğun şöminesinden örnek alındı
Gündem
Kaşıkçı cinayetinde konsolosluğun şöminesinden örnek alındı
Suudi Arabistan Konsolosluğu'ndan öldürüldüğü itiraf edilen Cemal Kaşıkçı soruşturmasında, cesedin nerede olduğunu araştıran polis, her detayı inceliyor. Polisin Konsolosluk Rezidansı’nı incelerken şöminenin bacasından ve şömineden örnekler alındığı öğrenildi.
Diğer
Oto yıkamada
detaylı temizlik
Gündem
Oto yıkamada detaylı temizlik
Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na ait araçlar, Cemal Kaşıkçı’nın ölümünün ardından detaylı temizlikten geçmiş. Araçların yıkanma görüntüleri güvenlik kameralarına yansıdı.
Yeni Şafak
CIA Başkanı’nın Türkiye’ye  gelmesinin asıl nedeni?
CIA Başkanı’nın Türkiye’ye gelmesinin asıl nedeni?

Cinayet var itiraf var. Katiller ortada ama ceset yok. Vahşi cinayetin planlı ve organize olarak Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda işlendiğine yönelik Suudi Başsavcılığının açıklaması var ama emri veren üst düzey yetkiliyi neredeyse tüm dünya bildiği halde bu isim özellikle açıklanmıyor veya açıklanamıyor. Ancak bu önemli isim hem Suudi Arabistan kralı hem de ABD Başkanı TRUMP tarafından koruma altına alınmaya çalışılıyor.

Video: CIA Başkanı’nın Türkiye’ye gelmesinin asıl nedeni?

Bu amaçla cinayetin birkaç istihbaratçı ve üst düzey bürokratların üzerine yıkılması konusunda ve tahkikatın selameti açısından ciddi endişeler yaratan büyük gayret ve çalışma var. Trump’un Kaşıkçı’yı katledenler için “serseri katiller” ifadesi, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın olaydaki sorumluluğunu örtbas etme çabası olarak yorumlanmıştı. Kral Salman oğlunu korumaya çalışıyor diyelim, peki TRUMP ne yapmaya çalışıyor? İlk dış gezisini gerçekleştirdiği Suudi Arabistan’da iki ülke arasında imzalanan 10 yıllık bir süreyi kapsayan 110 milyar doları silah ve askeri mühimmat olmak üzere 350 milyar doları bulan ikili anlaşmaların bozulabileceği endişesini mi taşıyor, yoksa başka korkularımı var? Örneğin Kaşıkçı’nın vahşi bir şekilde infazına karar veren kişinin Veliaht Prens M.bin. Selman olduğu anlaşılırsa damadı ve danışmanı Kushner üzerinden kaçıkçı cinayeti ile ilişkilendirilebileceği korkusunu mu taşıyor? Suudi Arabistan’ın Kaçıkçı’nın bir arbede sonucu konsoloslukta öldüğü açıklamasını Trump inandırıcı bulmuştu. Senato’da bu taraflı ve korumacı tutumu konusunda en sert eleştiri ve suçlama Senatör Elizabeth Warren’den gelmişti. ‘’ABD Başkanının Riyad yönetimine gereken tepkiyi verememesini, Trump’ın Suudilerle olan şahsi ekonomik ilişkilerine bağlayan Warren, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Suudiler yıllarca Donald Trump’ın batık işletmelerini kredileriyle kurtardılar. Bugüne kadar kaç para aldı acaba? Amerikan Başkanı’nın Suudi Kralının sözcüsü gibi davranmasının bedeli ne? Trump vergi hesaplarını yayınlasın da görelim.’ Açıklaması sonrasında ise TRUMP Cemal Kaşıkçı cinayetinin sorumluluğu konusunda ilk kez Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a işaret etmişti. TRUMP’un kaşıkçı infazında kısa süre içinde farklı ve şüpheli açıklamalar yapması ve CIA Başkanı Haspel’i sözde bu konuyu araştırması için Türkiye’ye göndermesi bana göre asıl neden değil. Zira olası şüpheliler arasında TRUMP da var. TRUMP Türkiye’nin elinde Kaşıkçı’nın infazı dolayısıyla kendisi aleyhinde bir delil veya konuşma olup olmadığını araştırması için CIA Başkanı Haspel’i Türkiye’ye gönderdiği anlaşılıyor. CIA Başkanı Haspel aslında Türkiye’nin elinde olduğu varsayılan konsoloslukta Kaşıkçı’nın katledilmeden önce yapılan işkence kayıtlarının nasıl elde edildiğini bu kayıtlar dışında başka bilgi veya belge veya kayıt olup olmadığını araştırmak için Türkiye’ye gelmişti. Bu sorunun cevabını Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında Suudi Arabistan’a yönelttiği eleştirilerde verdi. ’’Kaşıkçı’nın konsoloslukta öldürüldüğü ortada da cesedi nerede? Bu cesedi göstermeniz lazım. Veya cesedin teslim edildiği yerli işbirlikçiyi açıklamanız lazım. Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye kaşıkçıyı infaz için gelen 18 kişi Kaşıkçı’nın kimler tarafından öldürüldüğünü biliyor. Çünkü fail veya failler bunların içinde. İçinde değilse o zaman yerli işbirlikçi kim? Bunları açıklayacaksınız. Açıklamadığınız sürece Suudi Arabistan bu zandan kurtulamaz. Merak edenlere elimizdeki bilgileri, belgeleri orijinallerini vermemek suretiyle verdik, veriyoruz. Bunu Suudi Arabistan’a da verdik.

ELİMİZDE BAŞKA BİLGİ BELGE YOK DEĞİL, VAR

Elimizde başka bilgi belge yok değil var. Gün ola harman ola. Çok aceleci olmanın da anlamı yok. İlk etapta, Kaşıkçı’yı öldürenleri Suudi yetkililer açıklayacak. Ama ben kendilerine söyledim, dedim ki: siz konuşturmasını bilirsiniz. İşbirliğimizin kilit noktası bu 18 kişi. Konuşturamıyorsanız olay İstanbul’da vuku bulmuştur, o zaman bunları bize teslim edin, biz yargılayalım. Konunun araştırılması noktasında Türkiye’nin insani ve ahlaki duruşu tüm dünya tarafından takdirle karşılanmıştır. Hadise ilk duyulduğunda suçu ülkemizin üzerine yıkmak üzere harekete geçen bir takım mahfillerin aslında cinayetin faillerinin yönlendirmesi ile hareket ettikleri anlaşıldı’’ demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından Türkiye’nin elinde Kaşıkçı cinayetinin arka perdesini de aydınlatacak bilgi ve belgeler olduğu, ancak gerek CIA Başkanına gerekse Suudi yetkililere bu bilgi ve belgelerin verilmesinin tahkikatın selameti açısından sakıncalı olabileceği değerlendirilmiş görünüyor. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın soruşturmanın Türkiye’de yapılması ve 18 şüphelinin Türkiye’ye teslim edilmesine yönelik çağrısı Suudi yetkililerince reddedilmiş, soruşturma ve tahkikatın Suudi Arabistan Başsavcılığı tarafından yapılacağı bildirilmişti. Eğer Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan tarafından soruşturulmasına uluslar arası toplum ve medya tarafından göz yumulursa, bu cinayetin üstü açık bir şekilde örtülür.

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda Kaşıkçı’nın öldürülmesini kınayan ve uluslar arası soruşturma çağrısında bulunan karar tasarısı 1 hayır 325 evet oyuyla kabul edildi. Suudi yetkililere Kaşıkçı’nın cesedinin yeri hakkında bilgi verilmesi çağrısı yapılırken ‘’Adam kaçırma ve yargısız infazın’’ insanlığa karşı bir suç olduğu kaydedildi. Soruşturmanın uluslar arası gözlemcilerin de katılımıyla ‘tarafsız bir mahkeme’ tarafından gerçekleştirilmesi ve sorumluların uluslar arası standartlara uygun şekilde cezalandırılması gerektiği bildirildi.

Bakalım milyar dolarlar mı yoksa adalet mi kazanacak!

Komplocuların keşfi avreti
Komplocuların keşfi avreti

Komplo teorilerine bakışımı daha önce defalarca burada zikrettim. Nesnel mesnedi olmayan komploların, işin tabiatına vakıf olmayanların sadece hayalleri ve bazı olağan şüpheli aktörlerle ilgili önyargılarına dayanarak ürettikleri komploların bize hiçbir faydası yok.

Video: Komplocuların keşfi avreti


Bizi gerçeklerden koparır, hayaller, hatta kabuslar dünyasında gezdirir. O komplo teorileri içinde bilmeden düşman bildiğimiz güçlere tanrısal bir güç atfederek kendimizi de kul yerine koymaya başladığımızı bile fark etmeyiz. Dünyada dönen her şeyin o komplo kurucularının tedbir ve iradesi altında cereyan ettiğini vehmetmeye başlarız.

Aslında bu yolla komplonun kurucularını doğrudan Allah’a şirk koştuğumuzu bile anlamayız. Oysa işin gerçeği komplo kuranlar, kurmaya çalışanlar ve bunu uygulamaya koyanlar yok değil, var. Şeytani bir güç her zaman devrededir, her zaman fitnesini fesadını yapmaya ve yaymaya çalışmaktadır.

Onları iyi takip etmek komplolarını boşa çıkarmaya çalışmak gerek. Ancak komplolarını boşa çıkaracağız derken onlara olduğundan fazla güç atfetmemek, dünyada olup biten her şeyin onların iradesinin bir tezahürü ve tecellisi olduğu vehmine kapılmamak gerekiyor. Onlar bir tuzak kurarlar, Allah da bir tuzak kurar ve Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.

O’nun tuzağı iyi insanlığın aleyhine değil, insanlık düşmanlarının, zalimlerin, mücrimlerin aleyhinedir.

Aslında şimdiye kadar nice komploların, onları kurup uygulayanların aleyhine sonuçlandığını gördük. Kaşıkçı olayının da sadece Kaşıkçı’yı ortadan kaldırma çabasından ibaret olmayan, Türkiye’de yeni bir darbe teşebbüsünü harekete geçirecek büyük bir komplonun parçası olduğunu, ortaya çıkan verileri birleştirdiğimizde net bir biçimde görüyoruz.

Özene bezene seçilerek hazırlanıp olay günü Türkiye’ye getirilmiş olan Kaşıkçı’nın dublörü Sultanahmet’te girdiği bir tuvaletten başka bir kılıkla çıkıyor. Düşünsenize, biz Kaşıkçı’nın nişanlısı haber vermiş olmasa o gün, belki ertesi gün belki günler sonra İstanbul’da ortadan kaybolmuş bir S. Arabistan vatandaşının veya saygın bir gazetecinin haberleriyle uğraşıyor olacaktık.

S. Arabistan’da yarı resmi gazetelerden Okaz zaten hemen iki gün sonra Türkiye’nin Araplar için güvenli bir ülke olmadığı haberlerini yazmaya başlamıştı bile. Devamında gelecek olan şey son derece yoğun bir propagandanın Türkiye’nin Suudi vatandaşlarına kast edenlere karşı güvenlik sağlayamadığı algısını şok bir etkiyle yaymaya çalışması olacaktı. Bu ilk dalgayı Amerika’dan veya başka ülkelerden Türkiye’ye yönelik yaptırım söylentileri bile takip edebilecekti.

Daha önce test edilmiş ve belli bir duyarlılığı tespit edilmiş olan kur üzerinde odaklanan bir hamlenin Türkiye’yi kısa süre içinde emsalsiz bir ekonomik krize sokmasının planlandığı anlaşılıyor.

Hem bu hamleyi hem de bu hamlenin basit bir hata yüzünden akamete uğramış olmasını Türkiye sevdalısı Arap halkları kendi aralarında “Erdoğan’a karşı yeni bir darbe girişiminin püskürtülmesi” olarak adını koymuş bile.

Türkiye’nin Kaşıkçı’yı öldürmek için gelen ve o meşum cinayeti işledikten sonra S. Arabistan’a geri dönen 18 kişiyi yargılamak üzere S. Arabistan makamlarına ilettiği talebin geri çevrilmesi cinayetin aslında resmi bir makamla üstleniliyor olduğuna delalet ediyor.

Belli ki S. Arabistan resmi makamları bu işten sıyrılmak üzere bile doğru bir savunma argümanı veya davranışı sergileyemiyorlar. Tıpkı Türkiye’nin resmi makamlarını konsolosluğa davet ettikten sonra, içeri girmelerine izin verinceye kadar günlerce göstere göstere içeride temizlik yapmaları gibi. O temizlik içerde cinayet delillerini karartılmasından başka bir anlama gelmediği için cinayetin en büyük delili olarak kabul edilebilirdi, nitekim gerek kalmadan itiraf geldi.

Cinayetten sonra katilleri taşıyan uçakların ikisinin de doğrudan Riyad’a uçmak yerine birinin Kahire’ye birinin de Dubai’ye indikten sonra Riyad’a gitmesi ayrıca değerlendirilmeli. Bu üç ülkenin son zamanlarda ortaya koyduğu ittifak bu kirli olayda da bütün çıplaklığıyla gerçekleşmiş görünüyor.

Tam bir keşfi avret hali.

Yıllardır masum insanlara zulmeden, dünyada onlar hakkında “terörist” suçlamasıyla kampanyalar yürüten bir ittifak olarak temayüz etmiş olan bu grubun bu hunharca cinayette de suç ortağı olarak çırılçıplak enselenmiş olması ilahi bir ceza olarak yeter.

Olay bu kadar açıktır. Buradan hala mücrimlerin zekiliğine, komplolarının hala akıl sır erdirilemeyecek hayranlık verici sinsiliğine veya boyutlarına ışık tutar gibi açıklamalar yapanlar bu ilahi cezanın göz kamaştırıcı ışığını görmezden gelerek çok şey kaybediyorlar.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.