Ağaçların gölgesinde şarkı söylüyoruz
Hayat
Ağaçların gölgesinde şarkı söylüyoruz
Boğaz’ın bir kıyısında, ağaçların arasında meşk... Osmanlı’da Gülhane, Kağıthane, Çırçır, Göksu gibi mesirelerde insanların eğlenceler düzenleyip, müzik yaptıkları meşklerin bir benzeri Kuzguncuk’ta yapılmaya başladı. Meşkleri düzenleyen müzisyen Hüseyin Kıyak, “Ağaçların gölgesinde, kuş sesleri içinde bu şarkıları söylemek dinlemek insanlara iyi geliyor” diyor.
Yeni Şafak
98 bin riskli yapının 56 bini yenilendi
Ekonomi
98 bin riskli yapının 56 bini yenilendi
Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, mevcut Esenler’in içinde 1,5 milyon metrekare alan açacaklarını anlatarak, “Açılan alanla Esenler nefes alacak. Hedefimiz 2020 sonu itibarıyla konutları etap etap teslim etmek” dedi.
Yeni Şafak
"İBB'nin 30 milyar borcu var" manipülasyonuna Göksu'dan tepki
Gündem
"İBB'nin 30 milyar borcu var" manipülasyonuna Göksu'dan tepki
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi 2019 Temmuz ayı 2. oturumunda CHP grubunun, 'İBB'nin 30 milyar TL borcu var' iddiasına ilişkin söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Tevfik Göksu, 'İBB'nin şu anda günü geçmiş 5.8 milyar borcu var. Sadece KİPTAŞ'a kalan konutların bedeli bu. İnsaflı olmak lazım.' sözleriyle cevap verdi. Göksu'nun bu sözleri İBB Meclisi'nde alkışlarla karşılandı.
Yeni Şafak
İmamoğlu AK Parti Grup Başkanvekili Göksu'nun mikrofonunu kapattrıdı
Gündem
İmamoğlu AK Parti Grup Başkanvekili Göksu'nun mikrofonunu kapattrıdı
İBB meclisi 23 Haziran seçimleri sonrası başkanlığında ilk kez toplandı. İmamoğlu ile AK Parti Grup Başkanvekili Tevfik Göksu arasında, meclis gün sayısına ilişkin tartışma sırasında mikrofon kapatma gerginliği yaşandı. İmamoğlu hakkında meclis iradesini yok saymak, görevi ihlalden suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi.
DHA
Meşruiyet derken...
Meşruiyet derken...

France 24 televizyonunun Tunuslu sunucusu Tevfik Mecaid, bundan yaklaşık iki ay önce, Libya’nın doğu kesimlerinin fiili hâkimi Halife Hafter’i canlı yayında konuk etmişti. Resmî sıfatı “emekli general” olsa da, emrindeki askerî birlikler -“Libya Ulusal Ordusu”- üzerinden sahada ciddî bir tesire sahip bulunan Hafter, laf arasında sarf ettiği bir cümleyle hem sunucuyu hem de izleyicileri şaşkınlığa sürükledi: “Yakaladığımız Tunuslu DAEŞ mensuplarını, Libya’da tutmak yerine ülkelerine geri gönderiyoruz. Sınırı açıyoruz ve onları Tunus’a yolluyoruz.” Hafter’in bu sözleri söylerken sergilediği rahat ve müstehzi tavır da ayrıca dikkate değerdi.

Video: Meşruiyet derken...


Yalnızca birkaç saniye süren bu ifşaat, aslında günlerce manşetlerde tutulacak kadar önemliydi. Ancak gündemin yoğunluğundan mıdır bilinmez, gerektiği kıymeti elde edemedi. Laf kalabalıkları arasında kaybolup gitti.

Halife Hafter’in açıklamasından kısa bir süre önce Tunus-Libya sınırında yaşanan bir başka gelişme, “emekli general”in icraatlarının sadece DAEŞ mensuplarıyla sınırlı kalmadığını gösteriyordu. İki ülkenin sahil noktasındaki sınır kapısı olan Ra’s Cedîr’de, hepsi de Fransız diplomatik pasaportu taşıyan, 25-30 yaş arasındaki 13 kişi, ifadelerindeki şüpheler ve çelişkiler üzerine gözaltına alınmıştı. Başkent Tûnis’teki Fransız Büyükelçiliği, söz konusu kişilerin Tunus’taki Fransız büyükelçisinin güvenliğini sağlamakla görevli ekibin parçası olduğunu duyurdu. Oysa Tunuslu yetkililer, Fransızların, Libya’da Halife Hafter’in başkent Trablus’a başlattığı saldırının altyapısını oluşturmakla görevli bulunduklarını saptamıştı.

Tunus’a girerken durdurulan şüpheliler, Hafter’in Fransızlarla çok yakın çalıştığına dair ortaya çıkan çok sayıda belirtinin en yenisiydi. Fransız özel kuvvetlerinin Libya’da Hafter’e verdiği destek, ilk olarak, 2016’da bir Fransız savaş helikopterinin Libya topraklarında düşmesiyle ortaya çıkmıştı. Fransa, üç askerin yaşamını yitirdiği kazanın ardından, Hafter’e olan lojistik desteğini daha fazla saklayamaz hale gelmişti.

Son olarak, geçtiğimiz hafta Tûnis’te gerçekleşen ve bir polis memurunun ölmesine yol açan çifte intihar saldırısı da, yine Halife Hafter’in “DAEŞ’lileri Tunus’a geri gönderiyoruz” açıklamasını akıllara getirdi. Tam da Cumhurbaşkanı Becî Kâid es-Sebsî’nin hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı ve Nahda Hareketi lideri Râşid Gannûşî’nin cumhurbaşkanlığına aday olabileceğinin konuşulduğu günlerde yaşanan saldırılar, elbette birden fazla mesajı aynı anda içeriyordu. Mesajların en büyüğü de Nahda’ya yönelikti şüphesiz.

***

Birkaç gündür Türkiye’ye yönelik küstahlığıyla tekrar gündeme gelen Halife Hafter, artık hiç de gizli olmadığı ve herkesin de bildiği üzere, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır tarafından destekleniyor. Peşlerine Suudi Arabistan’ı da takan BAE-Mısır ikilisi, sadece Libya’da değil Sudan’da da siyaseti dizayn etme girişimleriyle meşgul. Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir’in 11 Nisan’da devrilmesinden sonra işbaşına getirilen Abdulfettah Burhan-Muhammed Hamîdetî ikilisi, Sudan siyaset sahnesinin şimdiki aktörleri görünümünde. Bunlardan bilhassa Hamîdetî, iktidara hazırlanıyor ve hedefine her gün biraz daha yaklaşıyor.

Cezayir’de de kendi adamlarını ve menfaatlerini ön plana sürmeye çalışan BAE-Mısır-Suud troykası, orada Cezayir devlet yapısının yerleşik normlarına ve Fransa doğal engeline çarptılar. Ancak olayları yakından izlemeyi ve mümkün olan herhangi bir anda müdahalede bulunma niyetleri beslemeyi de sürdürüyorlar.

***

2011’deki halk ayaklanmasında doğum yeri olan Sirt’te linç edilerek öldürülen Libya Lideri Muammer Kaddafi, yakın arkadaşı Halife Hafter’i 1980’lerde Çad’daki örtülü operasyonlarda kullanmıştı. Hafter’in Fransızlara esir düşüşü, Libya yönetiminin uzun süre inkâr ettiği Çad operasyonlarını ortaya çıkarınca, Kaddafi de arkadaşının savaşa katıldığından haberinin olmadığını söyleyip işin içinden çıkmıştı. Hafter daha sonra, Fransızlar tarafından ABD’ye teslim edildi. 2011’de ülkesine dönünceye kadar da ABD’nin Virginia eyaletinde, CIA’in denetimi ve gözetimi altında yaşadı. “Kurtarıcı” olarak Libya’ya yeniden ayak basmasından sonra yaşananları ise, kaos ve kanla özetlemek mümkün.

Halife Hafter’in kuvvetleri başkent Trablus’taki uluslararası tanınan meşru hükümete yönelik saldırılara başlayınca, Türkiye de doğal olarak Fâyez Serrâc liderliğindeki bu yönetimi destekledi, destekliyor. Serrâc’ın liderlik ettiği oluşum ve kontrolü altındaki alan giderek daralıp küçülse de, artık saflar netleşmiş ve ayrışmış bulunuyor.

BAE-Mısır-Suud üçlüsü, Hafter’e sınırsız destek sunup Libya’daki çatışmaları daha da derinleştirip yaygınlaştırırken, bu ülkelerin basın-yayın kuruluşları da Türkiye aleyhine kesif bir karalama kampanyasına girişmiş bulunuyor. Odaklandıkları nokta da, “Türkiye’nin bölgedeki hareketlerinin meşruiyeti”. Sürekli bunu sorgulayan ve yok sayan bir yayın çizgileri var.

Oysa, Türkiye’nin Libya’daki varlığının meşruiyeti, Halife Hafter ve destekçilerinin meşruiyetiyle kıyas kabul etmeyecek kadar fazla ve derin. Saldırganlıklarının şiddeti de, aslında bunu gayet iyi biliyor olmalarından kaynaklanıyor.

Malezya’ya ihracat çok düşük
Ekonomi
Malezya’ya ihracat çok düşük
MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Tevfik Dönmez, Malezya'ya yapılan ihracatın son 10 yılda yüzde 275 arttığını söyledi. Tevfik Dönmez, "2008 yılında yalnızca 98 milyon dolar düzeyinde olan Türkiye’nin Malezya’ya ihracatı, 2018 yılında 365 milyon dolara yükseldi" dedi. Kademeli olarak artsa da aslında Türkiye’nin Malezya’ya yaptığı ihracat potansiyelinin çok altında.
Yeni Şafak
Ekipleri görünce uyuyor numarası yaptı
Gündem
Ekipleri görünce uyuyor numarası yaptı

Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesi kırsalında canlı mühre ile kaçak keklik avı yaptığı sırada Doğa Koruma ve Milli Parklar Kahramanmaraş Şube Müdürlüğü Göksun Şefliği Av Koruma Ekiplerine yakalanan şahıs, uyuyor numarası yaptı.

IHA
'Sen nasıl Trabzonlusun ki, Kandil'in sahiplendiği aday olabiliyorsun'
Gündem
'Sen nasıl Trabzonlusun ki, Kandil'in sahiplendiği aday olabiliyorsun'
AK Parti Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu, TBMM'de Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu'nun sözlerinin manipüle edildiğini söyledi. Ayvazoğlu, CHP'nin İstanbul adayına, 'Tevfik Göksu, CHP'nin adayına demiştir ki, 'Sen nasıl Trabzonlusun ki, Yunan medyasının İstanbul'u fetheden Yunanlı mesajlarından rahatsız olmuyorsun.'' Çünkü hesap başka. Biz de ekleyelim o zaman, Trabzonluluk milli ve manevi değerlerimizle, tarihimizle, medeniyetimizle, şahadet şerbetlerimizle yoğrulmuş, siyaset üstü bir kavramdır. Sen nasıl bir Trabzonlusun ki, Kandil'in siyasi uzantılarının çizgisini beğeniyorum diyebiliyorsun ve Kandil'deki terör ağababalarının sahiplendiği bir aday olabiliyorsun. Ve bir kez de çıkıp 'lanet olsun sizden gelecek desteğe diyemiyorsun' sözleriyle tepki gösterdi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.