Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalıyor
Teknoloji
Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalıyor
Türkiye’nin 8.6 milyondan fazla indirilme adediyle en çok tercih edilen bulut depolama servisi lifebox, kullanıcılarına yüz ve obje tanıma, güvenli rehber yedekleme, sosyal medya arşivleme gibi özellikler sunuyor. lifebox’ta yedeklenen dijital varlıklar hem güvenli hem de hesaplı bir şekilde Türkiye’deki veri merkezlerinde depolanıyor.
Yeni Şafak
Mirac: Ülkede bangır bangır uyuşturucu propagandası yapılıyor
Hayat
Mirac: Ülkede bangır bangır uyuşturucu propagandası yapılıyor
Türkiye ve dünya genelinde rap müzik parçaları için gündeme gelen 'uyuşturucuya özendiriyor' eleştirilerine rap müzik sanatçısı Mirac da katıldı. Mirac, ülkede bangır bangır uyuşturucu propagandası yapıldığını söyleyerek "Nasıl buna bu kadar tepkisiz kalınabilir" diye tepki gösterdi. Mirac, "İnsanlar uyuşturucu, cinsel içerikli, yozlaşmış, ahlaki açıdan adeta şeytanlaşmış bir müzik icra ediyorlar. Bir çocuk sahibi olduğunuzu düşünün. Çocuğunuz ilkokula gidiyor ve okulun önünde bir uyuşturucu satan bir torbacı var. Hangi anne baba hangi insan bundan memnun olur. Bundan memnun olan hiçbir insan bulamazsınız." ifadelerini kullandı.

Yeni Şafak
İnsan odaklı proje BM’de tanıtıldı
Ekonomi
İnsan odaklı proje BM’de tanıtıldı
Türkiye’yi temsilen Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı forumuna katılan Turkcell, insan odaklı projelerini tanıttı. Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, barışın tesisi için yaşama hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni Şafak
İnsan odaklı proje BM’de tanıtıldı
Ekonomi
İnsan odaklı proje BM’de tanıtıldı
Türkiye’yi temsilen Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı forumuna katılan Turkcell, insan odaklı projelerini tanıttı. Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, barışın tesisi için yaşama hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni Şafak
Düzleşmek, hamlaşmak, yassılaşmak!
Düzleşmek, hamlaşmak, yassılaşmak!

Mecaz nedir bilmeyen, kinayeden anlamayan, teşbihle hiç ilgilenmeyen birilerinin aramızda yaşayıp gidiyor olmalarıyla ilgili bir derdim yok. En nihayet insan teklerinin tamamının mecazdan, kinayeden ve bilumum söz sanatlarından anlaması gerekmez. Fakat bize mecazsızlığı, kinayesizliği, teşbihsizliği dayatmaya çalışanlarla arama kalın bir mesafe çizmek de en tabii hakkımdır. Bu yazıda onu deneyeceğim.

Video: Düzleşmek, hamlaşmak, yassılaşmak!


Hz. Ali’ye mi yoksa Efendimiz (sav)’e mi ait olduğu konusunda tartışmalar olan bir güzel söz yahut bir hadis-i şerif vardır. Der ki, “İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.” Mecazdan, teşbihten, en genelde “anlam katmanı” denilen meseleden habersiz biri için bu sözü şöyle yorumlamak gerekir: “Demek ki insanlar dünyada fiziki olarak uykudadırlar. Uyumaktadırlar. Demek ki uyku böyledir ve ölüm de uykudan uyanmaktır.”

Peki, biz bu sözü yahut hadisi böyle anlayabilir miyiz? Elbette hayır. Sözü söyleyen burada dünya hayatının geçiciliğini ve ahiret hayatının kalıcılığını vurgulamakta; ölümün sonsuz hayat için bir uyanış olduğunu işaret etmektedir.

Hadi bir başka hadisi şeriften devam edelim: “Ölmeden önce ölünüz!” Mecaz bilmez, söz sanatı bilmez, “anlam katmanı” bilmez, edebiyat bilmez biri için devrelerin yandığı yer burası olsa gerektir.

Ya da şu hadis-i şerif: “Kıyamet günü bana önce kolu en uzun olan kavuşacaktır.” Düz, ham, yassı adam için bu hadisteki “kol uzunluğu” fiziki bir uzunluk olarak anlaşılabilir ve bunu da böylece anlayanlar vardır. Hem geçmişte hem de bugün. Oysa “kolu uzun olmak” doğrudan doğruya kişiye “cömert” demenin mecazıdır Araplarda. Yani Efendimiz (sav) diyor ki: “Cömertlik iyidir.” Öyle ki hadisteki “Kıyamet günü bana önce…” kalıbı da mecazdır. Efendimiz (sav)’in “şu üç şeyi yapan…”, “şu iki şeyi yapmayan…”, “şu beş şeyden sakınan…” diye başlayan sözlerinin tamamı “fiilin önemine işaret etmesi” bakımından mecazdır. Tıpkı “cemaatle namaz kılmak yalnız namaz kılmaktan 27 derece daha sevaptır” hadisindeki “27 derece” terkibinin kesretten kinaye olması gibi.

Söz sanatı, edebiyat, anlam katmanı, hatta sosyokültürel gerçeklikler ve benzeri meselelere kafa yormamanın acıklı sonuçları oluyor, olmaya da devam ediyor. İşin tuhafı, mecazı anlamayanlar, bazen “apaçık gerçeği” de anlamaya yanaşmıyorlar. “Kur’ân zurnayla okunduğunda kıyameti bekleyin” hadisinden hareketle tüm müzikal formları haram kabul etmeye ilerleyen bir zihin de söz konusu değil mi bugün İslâm dünyasının genelinde? Maalesef söz konusu… Hatta bunu söylediğim için beni önce tarihselci, ardından modernist, en sonunda da kâfir ilan ederek Allah’ın dinini koruduğunu düşünecek bir dolu insanla aynı gökyüzünü paylaştığımı da biliyorum elbette.

Âyet ve hadislerde bile mecazı mecaz, kinayeyi kinaye, teşbihi teşbih olarak anlamayan adamların söz konusu “Türkçe tasavvuf edebiyatı” olunca nasıl kendilerinden geçip sertleştiklerini de gözden kaçırmamak gerekir.

Hadi bir örnek… Türkçeyi bir “din dili” haline getiren adamlardan biri, hatta birincisi olan Yunus Emre, mecaz bilmez, teşbih bilmez, edebiyat bilmez düz, ham, yassı adamlara göre kâfirin tekidir. Niçin? Çünkü “cennet cennet dedikleri / birkaç köşkle birkaç huri / isteyene ver Sen anı / bana Seni gerek Seni” demiştir ki bu küfürdür, şirktir, dinden çıkmışlıktır. Öyle midir peki? Elbette değildir. Kendi düzlüğünü, hamlığını, yassılığını bize dayatmaya çalışan adamların kendi cennetlerine kimseyi layık görmüyor oluşundan kaynaklanan bir sakatlıktır, hepsi bu.

Hâlbuki biraz söz sanatları bilgisi, biraz edebiyat ilgisi, biraz şiir neşvesi olan biri Yunus Emre’nin burada “Sen’in rızan bana yeter Yarabbi. Hakkımdaki muradın neyse ona razıyım. Tek arzum Sen’in cemalini görmektir” dediğini anlayacaktır. Cenneti, hurileri, köşkleri elinin tersiyle itmediğini de… Şimdi ben “aslında huri ve köşk kavramlarının kendileri de teşbihtir. İçeriklerini asla bilemeyiz” diyeceğim ama kâfir ilan edilmekten korkuyorum.

Diyeceğim şudur. Kendi kısırlıklarını bize “din algısı” olarak sunan adamlarla aynı toplamda, aynı vasatta yaşamak da, anılmak da istemiyorum. İster modernist olsun ister tarihselci olsun, ister Sünniliğin müdafii olsun, ister Neo-Selefiliği bize Ehli Sünnet diye pazarlayan bezirgân olsun… Vallahi bunaldım hepsinden. Yunus Emre’nin vazettiği “din algısı” bana yetiyor da artıyor. Ben “tek kişilik, en fazla on kişilik, bilemedin bin kişilik cennetler” hayal eden ve bu hayali pazarlayan tıkızların cennetine değil Yunus Emre’nin hayal ettiği genişler genişi cennete gitmek istiyorum. Yani tam o hocanın düşündüğü gibi düşününce gidilebilen cennete değil, “Allah’tan başka ilâh yoktur” denilerek gidilebilecek cennete.

Yunus bitirsin yazıyı: “Peygamber yirine geçen hocalar / Bu halkun başına zahmetlü oldı / Dutulmaz oldı Peygamber hadîsi / Halâyık cümle Hak’dan utlu oldı / Yûnus gel ‘âşıkısan tevbe eyle / Nasûha tevbe ucı kutlu oldı”

Turkcell telefon kiralayacak
Teknoloji
Turkcell telefon kiralayacak
Artan cep telefonu fiyatlarına karşın düşen taksitlendirme sayısı nedeniyle tüketicilerin tepe modellere erişim güçlüğü yaşayacağını öngören Turkcell, 2. el alım-satım ve cep telefonu kiralama modelini devreye sokacak.
Diğer
Turkcell, BM'de projelerini anlattı
Ekonomi
Turkcell, BM'de projelerini anlattı
Türkiye’nin New York Borsası NYSE’de kote olan ilk ve tek şirketi Turkcell, New York’ta gerçekleştirilen bir başka uluslararası etkinlikte daha Türkiye’yi başarıyla temsil etti.
Yeni Şafak
Yerli mobil uygulamalar kadın girişimcilere emanet
Teknoloji
Yerli mobil uygulamalar kadın girişimcilere emanet
Türkiye’de nitelikli iş gücünü geliştirmeye yönelik "Geleceği Yazan Kadınlar" projesini hayata geçiren Turkcell, projede başarılı olan kadın yazılımcılara BiP, TV+, paycell, Dergilik, Lifebox gibi mobil uygulamaları emanet ediyor.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.