Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Denizcilik eğitimine yapay zeka desteği
Gündem
Denizcilik eğitimine yapay zeka desteği
Yapay zeka teknolojilerinin denizcilik ortamında kullanımıyla ilgili İngiltere’de düzenlenen konferansta konuşan BM Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR) Danışma Kurulu Üyesi Enver Yücel, “Uzaktan eğitim sistemini daha da geliştirmek için kendi yapay zeka platformlarımızı geliştireceğiz” dedi.
Yeni Şafak
Çocuklarınıza kodlama ve algoritma öğretin
Çocuklarınıza kodlama ve algoritma öğretin

Son zamanlarda size bu köşeden sürekli geleceği yazmaya çalışıyorum. Sizlere eğitim sistemlerinin artık yetmediği, kitle eğitimi ve bilgi odaklı eğitim yerine birey odaklı beceri temelli eğitim gerekliliğini anlatıyorum. Size bir şey daha söyleyeyim bunu maalesef mevcut eğitim sistemi ve öğretmen yapısıyla yapmamız mümkün görünmüyor. Peki ne yapmalı diye sorular geliyor bana; söyleyeyim çocuğunuzu geleceğe siz sürekli arayarak ve gücünüz yettiği oranda imkanlar bularak hazırlayacaksınız maalesef. Bunun için ilk adımınız “kodlama” öğrenmesini sağlamak olmalıdır. Peki nedir bu kodlama neden bu kadar önemli: Teknolojik bir hayatın içinde doğan ve yetişen çocuklarımız eğlenme, oyun oynama, ders çalışma, aile ve arkadaş iletişimlerini tablet ve telefonlar üzerinden yapıyorlar. Çocukların hayatına soktuğumuz bu cihazların normal zamanlarda da kullanımını engellememenizi öneriyorum. Aksine engellemek yerine, teknolojiyi kullanarak yetişen genç nüfusu doğru şekilde eğiterek akıllı cihazları kontrolleri altına almalarını sağlamak daha doğru olacaktır. Kodlama eğitimi de bu noktada büyük önem kazanıyor.

Bu teknolojik cihazları sadece kullanmak değil, onları istediğiniz şekilde yönlendirebilmek için öncelikle bilgisayar dilini bilmeniz gerekir. Kendinizi dilini bilmediğiniz yabancı bir ülkede yaşıyor gibi düşünün. Akıllı dediğimiz bu teknoloji ürünü cihazlar insanların yaptığı kodlamalara göre çalıştığına göre devamlı gelişen akıllı cihazları doğru kullanabilmenin dışında bu cihazları kendi isteklerimiz doğrultusunda yönlendirebilmek için de bilgisayar programlarını kodlamayı bilmek gerekiyor. Kodlama öğrenerek üreteceğimiz programlar sayesinde sahip olduğumuz sıradan cihazları bile ilave donanımlarla akıllı hale getirebiliriz. Çocuklarımızın geleceğin bir parçası olmasını istiyorsak okul öncesinden başlayarak, eğlenceli şekilde kodlama mantığını öğrenmelerini sağlamalıyız. Ufak yaşlardan kodlama mantığını iyi kavrayan çocuklar ileri yaşlarda daha iyi programlar üretebilmektedir.

Sadece programlar hazırlamak için kodlama öğrenmek gerekmiyor. Bazı ebeveynler bu konuda çocukların küçük olması nedeniyle çekimser kalıyorlar. Oysa küçük yaşlardan itibaren kodlama eğitimleri alan çocukların zihinsel gelişimleri de daha farklı olmaktadır. Üstelik bununla da bitmiyor kodlama ile uğraşan çocukların düşünme yapıları olumlu yönde değişiyor. Çocuklar hayallerinde canlandırdığı objeleri hareketlendirmek için değişik şekillerde düşünmeye başlıyorlar. Çocuklar erken yaşta kodlama yapmayı öğrendiğinde; tasarım odaklı düşünme, sistematik şekilde düşünme, olaylar arasındaki ilişkileri görebilme, eleştirel düşünme, problemleri öngörerek çözümler üretebilme yetileri kazanır ve yaşıtlarından daha farklı şekilde gelişirler. Buradan kazandıkları yetiler sayesinde daha yaratıcı olmakla birlikte, ezberci düşünme yapısından çıkarak daha analitik düşünebilmektedirler. Kodlama eğitimi sadece bilgisayarlar ile sınırlı değildir. Disiplinler arası etkileşim yönünden de önemlidir. Program yapmak hayatımızın bir parçasıdır aslında. Çocuklar ufak yaşta kazandıkları olayları analiz etme, algoritmik düşünme ve problem çözme becerisi sayesinde farklı alanlarda da sorunlarla karşılaşması durumunda daha sorgulayıcı ve yaratıcı olabilmektedirler. Evet bu kavramlar her zaman ki gibi bize geç geldi ama bir şansımız var çocuklarımız bu işe çok yatkınlar. Yapmamız gereken tek şey olabildiğince küçük yaşta onları bu dünya ile tanıştırmak. Zaten girin Google kodlama eğitimi diye yazıp arayın bir sürü fırsat çıkacak karşınıza. Apple CEO’su Tim Cook geçtiğimiz günlerde dedi ki: “Çağımızda Kodlama bilmek yabancı dil bilmekten çok daha önemlidir” buyurun gerisini siz düşünün ya çocuklarınızın sıradan adam olmasını izleyin ya da çocuklarımızın kodlama öğrenmesine olanak yaratıp, onların geleceği şekillendiren bireyler olmalarını sağlayın. Şimdi bu yazıyı okuduysanız kalkın çocuğunuzun okuduğu okula gidip sorun; okul yapay zekâ, kodlama ve algoritma tabanlı kavramları öğretiyor mu? Öğretmiyorsa bence çocuğunuzu bunları öğreten okullara gönderin sadece geleceği için…

Yapay zekanın 7 ilkesini açıkladı
Ekonomi
Yapay zekanın 7 ilkesini açıkladı
Turkcell 2020’lerden itibaren teknolojideki gelişmelerin odak noktası olması beklenen yapay zeka çalışmalarında uyacağı yedi ilkeyi açıkladı. Türkiye’de bu adımı atan ilk kurum olan Turkcell, yapay zeka etiğine katkı sağlayan küresel oyuncular arasına katıldı.
Yeni Şafak
Turkcell Yapay Zeka İlkeleri’ni açıkladı
Ekonomi
Turkcell Yapay Zeka İlkeleri’ni açıkladı
Dijital operatör Turkcell 2020’lerden itibaren teknolojideki gelişmelerin odak noktası olması beklenen yapay zeka çalışmalarında uyacağı yedi ilkeyi açıkladı. Türkiye’de bu adımı atan ilk kurum olan Turkcell, yapay zeka etiğine katkı sağlayan küresel oyuncular arasına katıldı
DHA
Yeni nesil, yorumları okumadan satın almıyor
Yeni nesil, yorumları okumadan satın almıyor

Siyaset, spor, ekonomi ve sağlık konularında uzmanlık seviyesinde yorum yapmayı çok sevdiğimizi biliyordum ama bunu bilmiyordum.

Moda alışverişini internet üzerinde yapan kullanıcılar arasında Avrupa’nın en fazla yorum yazan ve okuyan ülkesi olarak Türkiye zirvede yer alıyormuş.

GLAMI Türkiye’nin araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin yüzde 97’si moda alışverişlerinde hem yorumları okuyor, hem de yorum yazıyor.

Araştırmaya göre yalnızca yüzde 3’ü yorumları hiç okumadığını belirtirken yüzde 57’si yorumları her zaman okuduğunu ifade etmiş.

Yorum yazanlar arasında da Türkiye’deki kullanıcılar yüzde 90 ile zirvede yer almış.

Katılımcıların ifadelerine göre, tüketicilerin yalnızca yüzde 5’i negatif, yüzde 85 pozitif ya da nötr yorumlar yazıyormuş.

Türkiye’nin zirvede olduğu moda alışverişi yorumlarını okuyan kullanıcıların ülkeleri, Yunanistan, Macaristan ve Çekya şeklinde sıralanıyor.

**

Peki kullanıcı yorumları satın alma kararınıetkiliyor mu?

Uzmanlara göre etkiliyor.

Özellikle Z kuşağı dediğimiz ki bunlar internetten alışverişin en büyük müşterileridir.

Yeni neslin kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriklere daha fazla güvendiğine dikkat çekiliyor.

GLAMI Türkiye İletişim ve Marka Müdürü Melike Huska’ya göre, Türkiye’deki kullanıcılar hem yorum yazma hem de okumada Avrupa’nın en önde gelen topluluğu.

E-ticaret sitelerindeki kullanıcı deneyimine uygun yorum bölümleri hem arama motoru optimizasyonuna hem de sayfaya gelen kullanıcının satın alma kararına pozitif etki ediyor.

Özellikle Z jenerasyonu, kullanıcılar tarafından üretilen içeriğe diğer tüm medya içeriklerine kıyasla daha fazla güveniyor ve satın alma kararını belirliyor.

Yani Z kuşağı marka reklamlarına aldanmıyor. Satın almadan önce araştırma yapıyor. Ürün hakkındaki fikrini de gizlemiyor.

Okuyarak, araştırarak fikir sahibi oluyorsa ve bunu ifade ediyorsa bu iyi bir şeydir.

Z kuşağına güvenebiliriz.

Kadınlar neden obez

Bütün dünyada kadınlar, kapitalist sermayenin hem en büyük müşterisi hem de en tehlikeli silahı.

Amerika’da 15 yaş üstü nüfusun yüzde 38’i obezmiş.

Yani hastalık derecesinde kilolu.

Türkiye’de ne kadar bu oran?

Yüzde 22.

Ancak bizde obezite oranında kadın ve erkek nüfus arasında şöyle bir fark varmış;

Obezite oranı kadınlarda yüzde 30, erkeklerde ise yüzde 15.

İki katı bir oran hiç normal değil.

Araştırmada bir eksiklik de olabilir ama bu farkın üniversitelerin inceleme altına alması gereken sosyal bir vaka olduğu kesin.

Yapay zeka ile mülakat

İşe alım mülakatlarında yapay zeka kullanım alanı her geçen gün genişliyor. Güney Kore’de bazı şirketler işe alım mülakatlarında yapay zeka kullanmaya başlamış.

İş arayanlar işe alınabilmek için önce yapay zeka ile yaptıkları mülakatı geçmek zorundaymış.

Yapay zeka ile mülakata önce şirketin yöneticileri ve çalışanları giriyorsa sorun yok.

Onlar mülakattan geçiyorsa, yapay zeka işe alımlarda ehil olarak kabul edilebilir.

Aksi halde hem haksızlık olur hem de verimsiz

Rekabet; Hayırda yarışmaktır

Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği İGİAD, iş dünyasında olması gereken rekabeti ne güzel anlatmış;

Rekabet, rakibini yok etmeyi değil, onun iş hayatında kalmasının şartlarına da katkıda bulunmayı kapsar.

Rekabete rengini vermesi gereken esas tavır, hak, adalet ve toplumsal sorumluluk olmalıdır.

Piyasanın doğallığını bozan stokçuluk ve vurgunculuk gibi spekülatif faaliyetlerin önü ancak sağlıklı bir rekabet ile alınabilir.

Rekabet kalite üzerinden yapılmalıdır.

Adil rekabet çalışanlarının, müşterilerinin ve tedarikçilerinin hukukunu gözeterek tesis edilir.

Mal ve hizmet üretiminde niteliği esas almak ve nitelik üzerinden yarışmak, “hayırda yarış” olarak değerlendirilmeli ve teşvik edilmelidir.

Rekabet, hasımlık, düşmanlık değil, niteliğin ve kalitenin ortaya çıkması için bir imkân ve fırsattır.

Biz biliyoruz ki; Ahlaki meşruiyeti olmayan bir hukuk sistemi ruhsuzdur ve aynı şekilde hukuk ile desteklenmeyen bir ahlak anlayışı da güçsüzdür.

Precht soruyor: Demokrasinin sonu mu geliyor
Precht soruyor: Demokrasinin sonu mu geliyor

Bu soruyu Almanya’da yazdığı kitaplarla ve yaptığı televizyon programıyla sevilen bir düşünür ve akademisyen olan Richard David Precht soruyor. Precht kendi adıyla yaptığı programlarında dünyanın sayılı entelektüellerini ağırlarken geleceği tartışıyor. Bizim programlarda sık sık konuştuğumuz konuları ekonomizmin din haline gelmiş varsayımlarını, kapitalizmi, yapay zekayı, popülizmi, iklimi, dinleri, cinsiyeti kısaca her şeyi konuşuyor. Yapay zekayı, turbo kapitalizmi ve popülizmi; demokrasinin, devletlerin ve insanın sonunu getirecek üç önemli etken olarak görüyor. Her alanda büyük bir kırılma yaşadığımız bugünlerde ve 3. dünya savaşının fitilini ateşleyebilecek gelişmelerin arefesinde yaşanan gelişmeler; “insanlık nereye geldi’’ ve “bu yol bizi nereye görürüyor” sorusunu sormayı ve bu soruyu soran farklı insanları tanımayı zorunlu hale getiriyor. 2020’ye girerken asıl hayati konuların dünyanın geleceğini şekillendiren teknoloji-insan ilişkisinde yattığı görülüyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, bizim kuşağımızın içinden geçtiği, uğruna canlar verdiği pek çokdeğerinaslında olmadığını gördüğümüz bu çağda, pek çok ortak konuda endişelerimiz ilerleyerek büyüyor.

Her ne kadar Musa Eroğlu’ndan severek dinlediğimiz “Yolun Sonu Görünüyor’’ türküsü tüm bu tartışmaları;”Bu dünyanın direği yok,merhameti yüreği yok’’ diyerek özetlese de biz Precht’in baktığı yerlerden konuya devam edelim…

Alman ZDF kanalında yayınlanan programa göz atarken Alev Alatlı’nın “Biz dünyaya kömürlük penceresinden bakıyoruz, orada kurtulmamamız gerekiyor’’ sözünü hatırlayıp başka pencerelerden sizi de haberdar etmeyi vazife edindim.

NEDEN MUTSUZ?

Precht turbo kapitalizmin sınırına gelen insan için öncelikle “neden mutsuz’’ sorusunu soruyor. Temel meselesi niye daha çok ilerliyemiyoruz, gelişemiyoruz filan değil, bunca artan refah ve tüketime rağmen neden mutlu olamıyoruz?

İlerleme dünyada kalıcı iyileşme sağlayacak mı? Büyüme ve refah artık memnuniyeti garanti etmiyor. Bunun yerine günlük yaşamdaki stres artıyor, toplumsal alanda ve siyasette öfke hakim oluyor. Yüksek yaşam standardına rağmen neden “mutluluk’’ işe yaramıyor?’’

Precht’in bu soruya cevabı “Bireyi değil sosyal yaşamı güçlendirmek’’oluyor.

Eski zamanlarda, mutluluk sosyal yaşamla yakından ilişkiliydi. Aristoteles’e göre, insan yalnızca topluma karşı erdemi yerine getirirse mutlu olur. Onun için mutluluk, ihtiyaçları karşılamakta değil, aktif olmakta yatmaktadır.”

Precht, kendine hayran, habire selfie pozları veren bireyin kızgın vatandaş olarak sürekli ellerini ovuşturmasını, hiçbir şeyden memnun olmamasını da mesele ediyor. Herkesin ortak yararı için daha çok sorumluluk hissetmek gerektiğini söylüyor.

YAPAY ZEKA DEMOKRASİNİN VE İNSANIN SONUNU MU GETİRECEK?

Precht’in konuları da soruları da dikkate değer. Bir konuğuyla “ahlak ve politikanın birbirine ne kadar nüfuz ettiğini’’ bir diğeriyle de “yapay zekanın tehdit ve fırsatlarını’’ sorguluyor.

İnsanlar için düşünüp karar verecek makinelerin, yapay olarak oluşturulmuş beyinlerin yönettiği bir dünyaya hazır mıyız?

Daha önce insanın zekasına, ahlakına, duygularına ihtiyaç duyulan bir çok görevin yapay zekaya devredilmesi insanlık için iyilik getirecek mi?

Makinelere (yukarıdaki vasıflarıyla) insanlara verilen görevleri vermek bizi özgürleştirecek mi?

Algoritma hesaplayıcılarının sağladıkları çözümlerle yapay zeka daha çok alana nüfuz ettiğinde demokrasiye ne olacak?

Yapay zeka demokrasinin sonunu mu getirecek?

Özerk düşünen makinelerle cesur yeni dünya insanlığın sonunu mu getirecek?

ONURLU TÜCCAR İÇİN HÂLÂ YER VAR MI?

Bir diğer başlık demokrasi! Kapitalizm demokrasiyi tersine mi çevirdi?

Silikon Vadisi’nin dijital şirketleri ise kendi kurallarını kendileri koyuyor. Ürünleri karlı olmanın ötesinde, sizin özel verilerinizi satışa sunuyor.

Precht bir başka programda “din” haline getirilen ekonomizmi “piyasanın kendi kendini düzenlediği’’ varsayımının gerçekliğini sorguluyor. Ekonomistlerin bunu katı bir inanç haline getirdikleri bu teorinin bir yanılsama olup olmadığını soruyor. Ona göre artan tekelleşme ve küreselleşme dönemlerinde piyasanın kendi kendisini kontrol ettiği tezini yeniden düşünmek gerekiyor. Konuklarına sorduğu bir diğer önemli soruda turbo kapitalizm çağında “onurlu tüccar” için hala yer var mı?

***

Görünen o ki; “insanı’’ koruma altına almak için alarm zilleri çalıyor. Tam da bu noktada makineleşmeye özenmek yerine belki de tam tersine bir çaba bize daha çok yakışacak. Ötekileşme, yabancılaşma derken yeni çağda insansızlaşmak asıl sorun olacağa benziyor. Precht’in popülizmin demokratik siyasetin sonunu getirdiği tesbitiyle konuyu noktalamak istiyorum.

Sağlıkta yapay zeka dönemi
Hayat
Sağlıkta yapay zeka dönemi
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yüksek teknolojinin daha etkin kullanılabilmesi amacıyla ‘Sağlık Veri Araştırmaları ve Yapay Zeka Uygulamaları Enstitüsü’ kurulduğunu söyledi. Yeni yılla birlikte bazı görüntüleme tekniklerinin raporlanmasında yapay zekanın kullanılacağını aktaran Koca, “Sistem şüpheli bulduğu görüntüleri işaretleyerek raporlayacak, hekimin dikkatine sunacak. Gözden bir şey kaçmayacak” dedi.
Yeni Şafak
Sağlık Bakanlığından 'Yapay Zeka Enstitüsü': Hizmet kalitesi arttırılacak
Hayat
Sağlık Bakanlığından 'Yapay Zeka Enstitüsü': Hizmet kalitesi arttırılacak
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlıkta hizmet kalitesinin artırılması ve yüksek teknolojinin daha etkin kullanılabilmesi amacıyla, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde "Sağlık Veri Araştırmaları ve Yapay Zeka Uygulamaları Enstitüsü" kurulduğunu bildirdi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.