Metrobüs duraklarında aşırı yoğunluk: İstanbulluları isyan ettiren kuyruklar
Gündem
Metrobüs duraklarında aşırı yoğunluk: İstanbulluları isyan ettiren kuyruklar
Günlerdir Altunizade metrobüs durağında süren aşırı yoğunluğun ardından dün diğer duraklarda da benzer durumlar yaşanmıştı. İBB'den konuyla ilgili yapılan açıklama söz konusu durumun çözüleceği belirtilmişti ancak bu sabah işine ve okuluna gitmek için yola çıkan İstanbullular metrobüs duraklarında gördüğü aşırı yoğunluk nedeniyle isyan etti. Özellikle bu sabah Zincirlikuyu durağında bekleyenler turnikelerden 20 dakikada geçebildiğini ifade etti. Ayrıca, İBB tarafından günlerdir yoğunluğun devam ettiği Altunizade durağına ise çözüm olarak getirdiği yeni turnike sistemi ücretli üst geçidin oluşmasına neden oldu. Sadece üst geçidi kullanarak karşıdan karşıya geçmek isteyen vatandaşlar da akbil kullanmak zorunda kalacak. Çıkıştaki iade makinelerinden iadelerini almayı unutanlar ise karşıdan karşıya geçmek için ücret ödemiş olacak.
Yeni Şafak
​ Neslican Tay ve sekülerleşen ölüm kültürü  ​
​ Neslican Tay ve sekülerleşen ölüm kültürü ​

Neslican Tay, hayatının baharında dünyadan göçtü. Dört kez kansere yakalandı. Bu hastalığa karşı direndi. Güler yüzüyle ve iddialı giyimiyle sosyal medyada gündem oldu. Şimdi üzerinde tartışmalar yapılıyor. Aslında tartışılan Neslican Tay değil. (Elbette ölüm acısının tazeliği karşısında insanın söz söyleme kudretine de sahip olması epey zor). Fakat Neslican Tay, bir sosyal olguya dönüştü.

Video: Neslican Tay ve sekülerleşen ölüm kültürü


Yok olmaya doğru akan bedenini sosyal medyada yeniden ikame ederek kurtarmaya çalıştı. Türkiye’de ölümün değişen kültürünü temsil ettiği için tartışılıyor. Aslında toplum ölüm ile kurulan ilişkinin değişimini tartışıyor. Mesele, ahlaki olmaktan ve ölüye saygı duyup duymamanın çok ötesinde. Bir psikiyatri profesörü olan Nevzat Tarhan, hastanın ölümle kurduğu ilişkinin yeni tarzına dikkat çekti. Çok önemli bir konuyu, en hassas noktada tartışma cesaretini gösterdi. Belki hastanın ölümünden sonra tartışsaydı ahlaki açıdan daha iyi olurdu. Ancak bu kadar farklılık üretebilir miydi? Hiç sanmıyorum. Çünkü insanların hızlı inanıp ve hızlı unuttuğu bir dönemden geçiyoruz.

Neslican Tay, ölümüyle yok olmadı! Ürettiği sosyal varlığıyla arkasından bize bir tartışma bıraktı. Bu tartışma artık onun şahsi özelliklerini de aşan bir vaziyet aldı. Temel sorun, ölümle kurduğumuz klasik Müslümanlık ilişkisinin tersyüz olması ve bunun yerine seküler bir ilişki tarzının gelmesidir. Bu ilişki insanlarımızı ölüme karşı daha dayanıklı mı yapacak, yoksa tamamen farklı bir duruma mı savuracak? Yıllar önce “Ölüm Sosyolojisi” diye bir makale okumuştum. Hocam Ümit Meriç vermişti okumam için. Hâlâ aklımda kalan bir tarafı var bu makalenin. Hastanelerde ölümü bekleyen kişiler üzerine yapılmıştı. Araştırmacı, hastaların ölümden aşırı biçimde korktuklarını ve bunu aşabilmek için de ölüm kelimesinden ve çağrışımlarından arındırılmış bir ortam üretildiğini söylüyordu. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda seküler kesimlerin “her benlik ölümü tadacaktır” yazısından rahatsızlık duymaları da onların derin seküler bilincini anlatıyor.

Neslican Tay’ın pratiğinde sergilenen seküler ölüm algısı ise daha farklı bir veçhe taşıyor. Ölümü görmezlikten gelmek ve unutmak yerine onun üzerine gitmek. Onunla savaşmak, onunla savaşarak onun ürettiği dehşet korkuyla başa çıkmak. Seküler kültürün ölüm korkusunu onu unutarak ve onunla savaşarak başa çıkma girişimi artık Türkiye’de de yayılıyor. Hastanelerde insanı ölüme götüren hastalıklarla cedelleşilirken, ölümü hatırlatan tek bir cümle, tek bir kelime ya da tek bir imge gördünüz mü? Ben görmedim bugüne kadar. Şimdi bir de buna ölümle savaşmak ekleniyor. Seküler kültür, ölümle savaşarak onu aşma arayışı devreye giriyor. Burada teslim olmak tutumunun çok ötesinde bir durum var.

Büyük şair Necip Fazıl, “ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun” der. Burada ölüm artık ne korkulacak, ne savaşılacak, ne de unutulacak bir şey. Tam tersine ölümü de yaratan Allah’a teslim olarak ölümü aşma çabası öne çıkar. Burada insan ölmüyor, sadece ölüm denen olguyla dünyasını değiştiriyor. O nedenle “sırlanmak”, “istirahate çekilmek”, “öteki âleme göçmek” gibi ifadeler kullanılır. Türklerin Müslüman zihin dünyasında ölüm kültürü ne unutulması gereken korku ne de savaşılacak düşman. Yunus Emre ne kadar güzel söyler!

Tuzağa düşmüş tenleri Hakk’a ulaşmış canları

Görmez misin sen bunları sıra bize gelmiş yatar.

Âşık öldü diye salâ virürler

Ölen hayvan durur âşıklar ölmez

Ten, çukura atılan bir leştir. Ten bir hiçtir. Can (tin) ise Allah’a ulaşandır. Bunları görmek gerekir. Sıra bütün insanlara gelir. Ölüyle yok olduğunu düşündüğümüz tendir, bedendir. Onu asıl var eden can ise ölümle yok olmaz. Sadece geldiği yere geri döner. Allah’ın huzuruna çıkar. Âşık ölmez, ölen Allah’ın huzuruna göçen aşktan geri kalan hayvan! Yani biyolojik varlık.

Biz Müslümanların ölüm bilinci sekülerleşiyor. Yunus Emre’nin yolundan çıkıyor! Bunun yerine bedeni, teni salt hakikat sanan bir bilinç doğuyor. Ölüm insanı yok etmeye yönelten büyük bir kaos. Modern ölüm bilinci, ölümle başa çıkmaya yetmiyor. Bu nedenle klonlama, genetik temeli dönüştürme gibi ölüm projeleri peşinde koşuyor. Ölüm kültürünü değiştirmek yerine, biyolojisini değiştiren varlık mutlu olacağını sanıyor.

Zincirlikuyu metrobüs durağı asansöründe yangın
Gündem
Zincirlikuyu metrobüs durağı asansöründe yangın
Zincirlikuyu metrobüs durağında çalışmayan asansördeki eski eşyaların yanması sonucu kısa süreli panik yaşandı. Asansördeki eşyaların evsizlere ait olduğu belirtildi. Yangın kısa sürede söndürüldü.
IHA
Bedavadan zenginlik, bedavadan Cennet
Bedavadan zenginlik, bedavadan Cennet

Sa’y, yani çalışmak. Çalışmak ve rızık için çabalamak. Emek ve ekmek peşinde olmak. Üstadımız Mehmet Akif, bunu çok önemser. Müslümanların yaşadıkları sefalet ve cehaletin kökeninde tembelliği görür. Bir de tevekkül düşüncesinin arkasına sığınmalarına isyan eder. Şiirinde bu isyanını şöyle terennüm eder:

Video: Bedavadan zenginlik, bedavadan Cennet


Çalış! dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun

Onun hesabına birçok hurâfe uydurdun.

Sonunda bir de “tevekkül” sokuşturup araya

Bir tembellik bilinci ve çalışmaktan imtina etme davranışı, başka bir şey bıraktı yerine. Kapitalizmin hücumuyla beraber bedavadan köşeyi dönmek ve bedavadan cennete girmek! Emek harcamadan, ter akıtmadan, sıkıntı çekmeden, eğitim almadan, yokuş tırmanmadan ve uzun yol yürümeden hemen zengin olmak. Bu duygu toplumda çok yaygınlık kazanıyor. Herkes başkanların bedavadan köşe dönmesinden bahsederek iç geçiriyor. Toplum bedavadan zengin olmaya hücum ediyor. Saadet Zincirinde bunu gördük, Banker Kestelli’de bunu gördük, İmar Bankası olayında bunu gördük. En son Çiftlik Bank yolsuzluğunda bununla karşılaştık. Yirmi yaşlarında bir adam çıkıyor ve bir rüya sunuyor insanlara. Hiç ter dökmeden zengin olma rüyası bu. Bedavadan zengin olma rüyası. Yüzbinlerce insan koşuyor buna. Hep bunu yapan sahtekâr kişiyi suçluyoruz. Neden insanlar buna yöneliyor? Neden bu kadar çok insan bedavadan zengin olma çağrısına hemen atlıyor? Neden insanlar helal- haram demeden paraya bu kadar düşkünler? Bu soruları hiç sormuyoruz. Toplumda ortaya çıkan bedavadan zengin olma çürümesine hiç değinmiyoruz. Oysa kitabımızda, Allah ne kadar çok “ey toplumlar” diye sorguda bulunuyor. Tarih içinde çürüyen nice toplumsal duruma dikkat çekiyor.

Toplumda gelişen bu “bedavadan zenginleşme” patolojisi, arkasından birçok mağduriyet bırakıyor. Herkes devletin onları kurtarmasını istiyor. Bence devlet, onları o “uyanıklık” halleri ile baş başa bırakmalı. Ki böylece “bir musibet, bin nasihatten daha iyidir” sosyolojik kanunu da yerine gelsin!

Toplumuzdaki bu bedavacılık patolojisi, dini alanda da kendisini gösteriyor. İnsanlar dini öğrenerek, araştırarak, yaşamayı göze alarak, sıkıntı çekerek yaşamayı göze almıyor. Helal-harama dikkat etmek, faiz yememek, yalan söylememek, mülkiyetini paylaşmak, makam ve mevki için başkalarına iftira atmamak, gece zikre kalkmak, az yemek-az içmek- az uyumak… Bütün bunlar Müslümanı geliştiren, Müslümanı Müslüman yapan pratikler ve inançlar. Müslüman sıkıntı ile büyür, acıyla kavrulur, dürüstlükle yücelir. Onu Allah’ın makamına taşıyacak yol da bu sıkıntılar, bu acılar ve bu paylaşmalar. Bu nedenle cennete gitmek ne kolay ne de bedava. Ama dolandırıcılar ortaya çıkıyor. Sakallı, cübbeli ve Allah adını ağzından düşürmeyen dolandırıcılar bunlar. Size altın çıkaracağız, size sağlık vereceğiz, sizi doğrudan cenneti alaya taşıyacağız diyorlar. Tıpkı o dolandırıcı bankacılar gibi. Tıpkı saadet zinciri ve Çiftlik Bank gibi.

Çiftlik Bank’ın başındaki ile bu dini kumpanyaları düzenleyenler aynı ruha sahip. Biri insanları bedavadan zenginlik rüyası ile tavlıyor, diğeri de bedavadan cennet rüyası ile. Bunların peşinde gidenler de aynı ortak sosyal psikolojiye sahip. İki insan topluluğunda, grup psikolojisinde bedavacılık baskın. Emek vermeden, sıkıntı çekmeden, çalışmadan kolay elde etmek… Yani memleketin sıcak deyimi ile beleşçilik. Beleşçiler, aslında aynı kumpasın içinde rüyalara çağrılırken karabasanlara giriyorlar.

Mehmet Akif’e kulak verelim yine:

Bekayı hak tanıyan, sa’yi bir vazife bilir

Çalış çalış ki beka sa’y olursa hak edilir

Metrobüsteki yer kavgasında kan aktı
Gündem
Metrobüsteki yer kavgasında kan aktı
Zincirlikuyu-Beylikdüzü seferini yapan metrobüste yaşanan yer kapma tartışmasınnın kavgaya dönüşmesi sonucu 1 kişi bıçaklanarak yaralandı. Polis, olayın ardından başka bir metrobüse binerek kaçan 2 şüpheliyi arıyor.
DHA
Haramidere'de 8 araçlık zincirleme kaza
Gündem
Haramidere'de 8 araçlık zincirleme kaza
Esenyurt Haramidere TEM Bağlantı yolunda,lüks marka otomobillerinde içinde bulunduğu 8 araçlık zincirleme kaza meydana geldi. Kazada lüks araçlarda binlerce liralık maddi hasar meydana gelirken aynı noktada yaşanan yaralamalı kaza nedeniyle Bahçeşehir yönüne doğru trafik durdu.
IHA
Türkiye'de 57 otel zinciri hizmet veriyor
Ekonomi
Türkiye'de 57 otel zinciri hizmet veriyor
Türkiye'de zincirinde üç ve üzeri otel bulunan toplam 57 otel zinciri faaliyet gösteriyor. 44'ü yerli, 13'ü yabancı zincirlere bağlı 628 tesiste, 145 bin 450 adet oda yer alıyor. Hem yerli hem yabancı zincir otellerin sahip olduğu otel sayısı ve kapasitesi her geçen yıl artıyor. Önceki yıllarda ağırlıklı olarak büyük şehirlerde otel açan zincirler, artık resort bölgelerin yanı sıra Anadolu şehirlerine de ilgi gösteriyor- Yerli zincirlerin yurt dışı faaliyetleri de giderek artıyor.
AA
Aynı bölgede yarım saatte 3 zincirleme trafik kazası
Gündem
Aynı bölgede yarım saatte 3 zincirleme trafik kazası
Konya'da bir alt geçitte yaklaşık yarım saat içinde meydana gelen 3 zincirleme trafik kazasında 2 kişi yaralandı.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.