Logo... Yazarlar...

Öğrencilerin beyni yıkanıyor

Nazlı ILICAK

P erihan Maden'in yazısını 17 Kasım 1999 tarihli Radikal'den kesip saklamıştım. Beş buçuk yaşındaki kızını anlatıyordu yazıda.

"Anne Atatürk mü Allah'ı yarattı; Allah mı Atatürk'ü diye soruyor kızım. Bir başka gün, 'Anne, Allah Baba Atatürk'ten daha güçlü mü, değil mi?' diyor. 'Arkadaşım, Atatürk Allah Baba'dan daha güçlü dedi. Ben de 'HAYIR' dedim. 'Hayır' Beş buçuk yaşındaki kızım, böyle bir din eğitiminden geçmeye başladı. Her gün yeni bir marş öğrenerek eve dönüyor."

Nasıl beyin yıkanıyor?

Şu bizim çocuklar neler okuyor okullarda diye merak edip, ilköğretim kitaplarından satın aldım.

Baktım her kitapta mutlaka, "okuma parçası" adı altında Atatürk'ten söz ediliyor. İlgili ilgisiz.

"Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi" kitabı.... 94'üncü sayfada Atatürk anlatılıyor: "Arap alfabesi yerine Türk alfabesini kabul ettiği, yüksek öğretimi çağdaşlaştırdığı, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu'nu kurduğu, herkese soyadı verdiği, zaman ve ağırlık ölçülerini değiştirdiği, karma ekonomiyi benimsediği" söyleniyor.

Bu arada bazı vecizelerine yer veriliyor: "Türkler demokrat, özgür ve sorumluluklarını bilen vatandaşlardır. Türkiye'de her Türk özgür doğar, özgür yaşar. Özgürlük benim karakterimdir."

Bir başka Vatandaşlık kitabında, Hasan Ali Yücel'in kaleme aldığı bir okuma parçası:

Başlığı "Niçin Atatürk?" Ve yazı devam ediyor: "...Bu memlekette bir millet var. Türk var. Türk'ün ruhunda hürriyet var. Onu esaretten kurtaran Atatürk var. Her ikisini var olmaya devam ettiren ordu var.... Öğün Türk evladı öğün."

Türk Dili ve Edebiyatı kitabının okuma parçalarında gene Atatürk karşımıza çıkıyor. "Atatürk ve halk", "Atatürk'ün insanlık ve barış ideali"

Liseler için Tarih kitabında, "Atatürk'ün dış Türklerle ilgili görüşleri"...

İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi'nde, "Atatürkçü düşüncede insan sevgisi ve evrensellik."

Okuma parçası bir vecize ile noktalanıyor: "Bayrak bir millet için bağımsızlık simgesidir. Düşmanın da olsa saygı göstermek lazımdır."(Atatürk)

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Ayrıca her kitabın başında, Atatürk'ün resmi ve "Gençliğe Hitabesi" bulunuyor.

Böyle bir eğitim sisteminden geçen çocuklar elbette annesine "Atatürk mü yoksa Allah Baba mı büyük" diye soracaktır.

Dünkü yazımda Cemal Kutay'ın "Atatürk Şamanist idi" iddiasına yer verdim. Kuleli'de askeri talebeler onu çılgınca alkışlamış.

Bugünkü eğitim sistemimizin, inançsız ve köksüz insanlar yetiştirdiği ortada.

Sadece Atatürkçülük boyutu olan bir eğitimle, Türkiye fazla mesafe alamaz. Bir dünya devleti haline gelemez.

Kurmay Yarbay'ın kitabı

5-6 aydır elimde olan bir başka kitaptan söz etmek isterim. Kitabın ismi "Atatürkçüler neleri bilmelidir?" Yazarı Mehmet Seçkin, Jandarma Kurmay Yarbay. Seçkin, Kara Harp Akademisi'nden Jandarma Kurmay Binbaşı olarak mezun olmuş. 1998 yılında da Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirmiş.

Hayli tahsilli biri. Ama hayli de şartlanmış. İşte kitabından örnekler:

"Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okuyanların % 60'ı İmam Hatip çıkışlıdır..."

"Yeryüzünde hiçbir devlet yoktur ki, kendi eliyle, sistemle uyum halinde olmayan, kendisini eski ve geri kurumlara götürmeyi amaçlayan kuşaklar yetiştirsin. İmam hatip mezunları, rejimi korumak amacıyla orduya alınmıyor. Oysa, ordu toplumun sadece bir parçası. Onlar öğretmen, polis, savcı, hâkim, genel müdür, kaymakam ve vali olabiliyor. Aslında günümüzde, İmam hatip lisesi mezunlarının Harp Okulları'na alınmaması da önemli değil. Zira kamuoyunda Fethullahçılar olarak bilinen cemaatin lideri Fethullah Gülen'in okul sayısı 105'i aşıyor. Bu okullarda rejim aleyhtarları yetişiyor..."

"Gizli Kur'an kursları sadece Süleymancıların denetiminde değil. 1970'lerde MSP, daha sonra da RP, şimdi de FP destekli ve farklı İslami grupların denetiminde bir çok Kur'an kursu açılmış ve açılmaktadır. Türkiye Cumhuriyetini yıkıp, yerine din okullarına dayalı bir düzen kurma amacında olan bu kurslar, mücahit kamplarına, dönüşmeye adaydır. Bu izinsiz Kur'an kursalarında çocuklara şu şekilde yemin ettiriliyor: 'Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmişti. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye'yi şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime yemin ederim.' "

Poliste kadrolaşma

Böyle bir yeminin mevcut olmadığı çok kere tekrarlandı ve ispatlandı. Kur'an kurslarının tümü Diyanet'in denetiminde. İmam hatip mezunları ise, devleti ele geçirme amacını filân gütmüyor. Ayrıca FP'nin açtığı gizli Kur'an kursu yok. Ama, kitabın yazarı, fena şartlanmış. "Düşman"ları karşısına dizmiş, serbest atışa geçmiş:

"İslamcıların, polis örgütündeki kadrolaşma çalışmaları, MSP'nin koalisyon yaptığı 1970'lerden başlamış, Anap döneminde doruğa ulaşmış, RP iktidarı ile perçinlenmiştir. Son seçimlerde, Balıkesir polis okulundaki sandıktan 122 MÇP, 68 Anap, 50 RP ve 30 DYP çıkarken, SHP'ye hiç oy çıkmaması bunun en güzel kanıtıdır."

Eskiden askerler bu kadar siyasete karışmazdı. Şimdi "irtica ile mücadele" adı altında, politik görüşlerini açıkça ve siyasi partilerin bir kısmını suçlayacak şekilde ifade ediyorlar.

Tesettür

Jandarma Kurmay Yarbay'ın tesettür hakkındaki görüşleri de ilginç: "Örtünme iffet duygusunu arttırmaz. İffet duygusu zayıf bir kadının örtünmesi, onun günah işleme meylini arttırmaktadır. Ayrıca kapanan bir kadın kendini göstermek eğiliminden kurtulamayacağı gibi, erkekler de onları gizli gizli görebilmek imkânını araştırmaktan geri kalmayacaklardır."

Din âlimi gibi düşüncelerini kaleme alan Kurmay Yarbay Seçkin'in "şeriatçılara" niçin kızdığını aşağıdaki satırlardan anlamak mümkün:

"Hz. Muhammed, veda konuşmasında, 140 bin insana, 'Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır' demiştir. Şeriatçılar, şeriat kurallarını, yani Peygamber'in hadisini, iktidara egemen olma amacı ile, Peygamber'in yatağı soğumadan değiştirmişlerdir."

Alıntılar yaptığımız kitabın adı: "Atatürkçüler neleri bilmelidir?"

Aslında peşin hükümler ve dogmalar Atatürk'e hiç yakışmıyor.

Yalan yanlış bilgilerden yola çıkarak hayali düşmanlar yaratmak; Atatürk'ü kutsamak ve putlaştırmak.

Hiç değilse, bundan böyle eğitim sistemimizi bu gibi yanlışlardan, ön yargılardan arındıralım.

En azından yarının gençliğini kurtarmış oluruz.
 

nilicak@yenisafak.com


  15 Aralık 1999 Çarşamba

Geri




 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| EKONOMİ || DÜNYA || KÜLTÜR ||
|| YAZARLAR || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj || ABONE OL ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED