|
Geçen yıl TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından cezaevlerinde yapılan incelemelerden sonra yazılan raporu sert bulduğu için gündeme almayan Başbakan Ecevit eleştirilyor.
|
NKARA- Cezaevlerinde yaşanan ve 18 kişinin ölümüyle sonuçlanan isyanlarda Başbakan Bülent Ecevit ve DSP'nin doğrudan sorumlu olduğu ortaya çıktı. Geçen yıl TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından cezaevlerinde yapılan incelemelerden sonra yazılan rapor, sert olduğu gerekçesiyle komisyona indirilmedi. DSP'li Sema Pişkinsüt'ün Ecevit'in talimatıyla masasına kilitlediği ancak medyaya sızan raporun bu yıl meydana gelen olayların habercisi olduğu belirtildi. Türkiye'nin uluslararası alandaki kredi notunu düşüreceği endişesiyle gizleyerek ortaya konulan teşhise bir reçete üretmeyen Ecevit, bugünkü olayların müsebbibi olarak gösteriliyor. Komisyonun o zamanki üyesi FP Diyarbakır Milletvekili Haşim Haşimi, yaptıkları incelemelerde bugünkü olayların olacağını tahmin ettiklerini belirterek, "Aylarca çalışarak hazırladığımız rapor, Sema Pişkinsüt'ün masasında derin dondurucuya bırakıldı. Rapor o zaman ortaya konup gerekenler yapılsaydı bugünkü olaylar olmayabilirdi" dedi.
'Ecevit gizleme emri verdi'
Haşimi, Ecevit'in geçen yıl ortaya konulan gerçeklerin resmi nitelik taşımaması için sözkonusu raporu açıklamama emri verdiğini ifade ederek şunları söyledi: "Daha önce Doğu ve Güneydoğu'daki göçlerle ilgili bir çalışmamız da vardı. Bu çalışma komisyonun görüşüne sunulunca, ortaya çıkan gerçeklerden herkes rahatsız olmuş ve olay bir resmiyet kazanmıştı. Cezaevlerinde yaptığımız incelemelerde mahkumları bırakın bir yana gardiyanlar bile bıkmıştı. Cezaevlerinin dert yuvası haline geldiği tespitini yapmıştık. Sert ama gerçek bir tablo çizilmişti. Fakat tahmin ettiğim kadarıyla bu gerçeklerin Türkiye'yi sıkıntıya sokabileceği endişesiyle bu raporun açıklanmasına izin verilmedi".
Rapor değiştirildi
Yapılan uyarılara rağmen raporu açıklamamakta direnen DSP, meydana gelen olaylardan sonra raporu değiştirerek hafta başında toplanan komisyona sundu. Değiştirilmiş haliyle sunulan raporda jandarmanın cezaevlerinde yetersiz kaldığı belirtilerek, adli kolluk sistemine geçilmesi önerildi. Cezaevlerinde görev yapan jandarmanın işlediği suçlar nedeniyle doğrudan cumhuriyet savcılıkları tarafından sorgulanamadıkları belirtilerek, bu durumun insan hakları açısından Türkiye'yi zor durumda bıraktığı vurgulandı.
Orijinal raporda ise beşbin kişi ile yapılan konuşmalara yer verilmiş ve "Gardiyanlar bile dertli" teşhisinde bulunulmuştu. Koğuş sistemine yöneltilen eleştirilerin yanısıra adaletin yavaş işlemesi nedeniyle birçok tutuklunun uzun süre içerde kalmış olmasına rağmen mahkemesinin hâlâ devam ettiği, mahkumların nakillerinin başlı başına bir sorun olduğu, kötü muamelenin kural haline geldiği ve ifade edilen raporda, acil önlem alınması gerektiği dile getirildi.
|