Logo... Yazarlar...

Mehmet OCAKTAN


Demokrasi bir gün Ankara'ya da uğrar mı?

T ürkiye son günlerde, yeniden bir "korku kavşağı"na kıstırılmaya çalışılıyor. "Ceberrut" devlet anlayışının beslediği korkular, belli merkezler ve özellikle de devletin "yarı resmi" yayın organları tarafından yeniden üretilerek toplumsal hafızada derin çatlaklar oluşturuluyor.

Büyük acıların yaşandığı Marmara depreminin hemen ardından ülkede, yepyeni bir barış ortamının oluşmasını bekleyen Türk toplumunun umutları birer birer kırılıyor. Geniş toplum kesimleri, öncelikle devletin, geçmişin hatalarından, acılarından dersler çıkararak, daha demokratik bir Türkiye için yeni bir başlangıç yapmasını beklerken, devlet yine her zamanki gibi o korkulu ve soğuk yüzüyle çıkageliyor. Yasaklar ve insan hakları ayıpları kaldığı yerden yeniden başlıyor. Üstelik daha şiddetli ve daha korkutucu bir şekilde...

Devletin "rejimi korumak" adına yaptıkları öylesine dramatik boyutlara ulaşıyor ki, üniversitelerdeki başörtülü öğrencilere uygulanan baskının şiddeti artırılırken, öğrencilerin haklarını savunan avukatlara, yani hukuka "meydan dayağı" çekiliyor.

Peki ama, insanların elindeki tek meşru kanal olan hukuksal zemin böylesine tahrip edilirse, bu toplum haklarını nasıl ve hangi araçlarla temin edecek? Oysa, bir gün bu hukuk, bu şiddeti uygulayanlara da lazım olabilir. Hukuksal zeminleri böylesine hırpalamak, başörtülü öğrencileri üniversite kapılarından kovmaya yetebilir belki ama, toplumun devlete güvenini sağlamaya yetmeyebilir. Bu yüzden, devletin hukuka "meydan dayağı" atmadan önce iki kere düşünmesi gerekiyor.

Kuşkusuz, devletin ayıpları sadece başörtüsüne karşı başlatılan uygulamalardan ibaret değil. Örneğin, Adana'da iki çocuk babası temizlik işçisi sade bir vatandaş, "terörist" peşindeki polisler tarafından alnının tam ortasından vuruluyor, hem de yanlışlıkla... Peki ama bu ülkede kime, nasıl güveneceğiz? Yarın yanlışlıkla kapımızdan sekecek "kör kurşun"un hesabını soracak bir adalet olacak mı yanımızda? Bu ülkede yaşayan bir birey olarak "adalet"in adaletinden emin olabilecek miyiz?

Doğrusu, Yargıtay gibi önemli bir hukuk kurumunun başsavcısı olan bir zatın, liberal ve özgürlükçü aydınları "şeytanın en iyi dostu" olarak görmesi ve onları rejim düşmanı olarak ilan etmesi, adaletin nasıl tecelli edeceği konusunda toplumsal hafızada endişeler yaratıyor.

Rejimin korkuları ve düşmanları, bu kadarla da bitmiyor. Başsavcı Vural Savaş, liberal aydınları "düşman tanımı" içine sokarken, devletin "yarı resmi" yayın organı bir gazete de, birtakım uydurma metinleri "istihbarat raporu" gibi göstererek inançlı kesimlere karşı şiddet yanlısı bir politikayı tırmandırıyor. Bu öylesine ürkütücü bir politika ki, aynı gazete "demokratikleşme ve insan hakları"nı savunanları PKK ile aynı kefeye koyacak kadar utanç verici bir şiddetin savunucusu olabiliyor. Üstelik bütün etik değerleri de yok sayarak.

Ne yazık ki, bütün bunlar tam da Türkiye'nin AGİT gibi önemli bir insan hakları zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemin arefesinde yapılıyor.

Bütün bunlar, Helsinki zirvesinde AB için bir "yol haritası" almayı umduğumuz tarihsel bir sürecin öncesinde Türkiye'de yaşanıyor.

Ama kimbilir, belki de "derin devlet" zaten Avrupa Birliği'ne girmeyi istemiyordur. Çünkü son dönemde termanışa geçen insan hakları ihlalleri ve özgürlüklere karşı başlatılan baskılar, bu tür tehlikeli bir niyetin sinyallerini veriyor. Muhtemeldir ki, Başbakan Ecevit'in son günlerde Avrupa'ya karşı başlattığı "kafa tutma" politikası da, bu isteksizliğin bir tezahürüdür.

O zaman bütün bu yazılıp çizilenler, su üstüne yazı yazmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Doğrusu, böylesine bir sonucu düşünmek bile insana ürküntü veriyor. Diliyoruz ve umuyoruz ki, Türkiye Ankara'nın "cüce" politikacılarının ipoteğine mahkum olmaz. Ve liberal demokrasinin evrensel standartları bir gün Ankara'ya da ulaşır.


 

mocaktan@yenisafak.com


  10 Ekim 1999 Pazar

Geri



Doğrusu, Yargıtay gibi önemli bir hukuk kurumunun başsavcısı olan bir zatın, liberal ve özgürlükçü aydınları "şeytanın en iyi dostu" olarak görmesi ve onları rejim düşmanı olarak ilan etmesi, adaletin nasıl tecelli edeceği konusunda toplumsal hafızada endişeler yaratıyor.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| EKONOMİ || DÜNYA || YAZARLAR ||
|| LİNKLER || SERBEST KÜRSÜ ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj || ABONE OL ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED