Logo... Yazarlar...

Taha KIVANÇ

Büyük hastane

S on zamanlarda medyaya da intikal eden bazı açıklamalara baktığımda, nedense, sağlıklı olmayan zihinlerle karşı karşıya olduğumuz hissine kapılıyorum.

Ben bu hisleri taşırken, ülkemizin tanınmış hukuk adamlarından, Liberal Düşünce Topluluğu üyesi Kâzım Berzeg'ten bir not geldi. Kâzım Bey de aynı hisse kapılmış, ama sadece hissetmekle yetinmemiş o, çeşitli kaynaklara başvurarak son zamanlarda arttığını fark ettiği bazı önemli kişilerdeki zihni bulanıklığa 'paranoya' teşhisini de koymuş... "Mesleki bilgi ve tecrübe konusu olarak" bana aktardığı notta şu bilgiler yer alıyor:

"Hukukta 'ehliyet' ve buna bağlı olarak 'akıl sağlığı' temel konulardandır. Bu sebeple, hukuk fakültelerinde adlî tıp dersinde akıl hastalıkları anlatıldığı gibi avukatlığın icrası boyunca pek çok olayla da karşılaşılır. İlk teşhis çoğunlukla avukatlara düşer. Akıl hastalıklarının bir bölümü özel muayene ve uzun süreli testler yapılmadıkça anlaşılmaz. Ciddi biçimde hasta olanların devletin önemli makamlarında bulunabilmeleri de mümkündür.

"Benim akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alınması için son başvurumda, hasta, emekli bir diplomattı. TBMM başkanlığında uzun süre başmüşavir olarak da çalışmıştı. Çok iyi Fransızca ve İngilizce biliyordu. Türkiye'yi Moskova dahil pek çok yerde temsil etmişti. Mahkemenin sevki üzerine, Bakırköy Akıl Hastanesi ve adlî tıp "İleri derecede akıl hastası olduğuna" dair raporlar verdi, vesayet altına alındı. (Ankara, 3 S.H. 96/342).

"Türkiye'de, başkonsolos TBMM başmüşavirinin ileri derecede akıl hastası olduğu tıbben tespit edildiğine göre, üst düzey bürokratların, siyasilerin, subayların, hâkimlerin, istihbaratçıların içinde de benzerlerinin bulunması şaşırtıcı karşılanmamalı. Meslekî bilgi ve tecrübemle ön teşhisini yaptığım çok sayıda vaka var. Basında bazen yapıldığı gibi benzetme yoluyla paranoya değil, çok ciddi bir 'klinik vaka' olarak paranoyadan söz ediyorum.

"Paranoya, tıbbî literatürde ve ansiklopedilerde anlatılan çok ciddi bir akıl hastalığıdır. Paranoya, 'hezeyan' ve 'sanrı' hastalığıdır. Hezeyanın lügat manası 'saçmalama' demek; sanrı ise gerçekte olmayan olayların olduğunu vehmedip çoğunlukla saldırgan bir tavır almaktır. Hezeyan veya sanrılar 'zulmeden - düşman' vehmine dayanır. Büyük Larousse'ta paranoyanın "bulaşıcı da olabileceği" yazılıdır; Encyclopedia Americana'da, "Paranoyanın toplum üzerinde ciddi etkileri olabilir" denilmektedir. Bulaşıcılık, "Paranoyak kişinin, temas ettiği kimseleri de kendi hezeyan ve sanrılarına inandırması, düşman gördüklerine düşman haline getirmesi" biçiminde olur. Hastalık bu özelliğiyle çok önemli sosyal ve siyasal sorunlara yol açabilecek mahiyettedir, tehlikelidir. Meselâ Hitler ve benzerlerinin çoğu 'paranoyak' özellikler taşımaktadır.

"Paranoya 35-40 yaşlarından itibaren belirir ve gelişir. Literatürde, sebepleri arasında 'toplumdan soyutlanma stresi' de sayılır. Bu yüzden, toplumdışılığı zorlayan meslekler hastalığa uygun bir ortam hazırlarlar. Önemli semptomları, başkalarını suçlama, mesnetsiz düşmanlık, şüphecilik, dikkatlerin merkezi olduğunu vehmetme, zulme-düşmanlığa muhatap olma vehmi ve bu sebeplere dayalı sürekli saldırganlık, iftira, husumettir...

"İlişikte, önemli mevkide bulunan bir sayın kişinin sözlerini aktaran gazete kupürlerini sunuyorum. O sayın kişi, dünyanın Türkiye'ye düşman olduğunu, iç düşmanların rövanş almak istediklerini, hayasızca iftira ve entrika peşinde olduklarını söylüyor."

Bu sözleri gazetelerde okuyunca, 'paranoya' hakkındaki ansiklopedik bilgileri ve ilk elden tecrübelerine dayanarak bayağı tedirgin olmuş Kâzım Berzeg. Ardından, bir siyasi parti kapatma dâvâsının tarafı olan bir hukukçunun sözleriyle karşılaşmış ve dehşete kapılmış. "Mesleği gereği elinden olaylar geçmiş, uzman sayılabilecek bir kimse sıfatıyla samimi olarak söylüyorum" deyip son zamanlarda kamuoyu önüne garip konuşmalarla çıkan bazı kişilerin, meselâ Japonya gibi tarafsız bir gelişmiş ülkede bir psikiyatri kliniğinde ciddi bir muayeneye tâbi tutulmaları halinde 'ağır şekilde hasta' olduklarının tespit edileceği iddiasını seslendiriyor.

Bana hiç de boş bir iddia gibi görünmedi söyledikleri. Son zamanlarda karşılaştığımız gelişmelerin tarafları arasında, gerçekten de, 'paranoya' tanımına fena halde uyan kişiler var. Yüzlerine bakınca içlerinde ne fırtınalar koptuğunu anlıyorsunuz; ağızlarını açtıklarında sarf ettikleri sözlerle, ne söylerse söylesinler, aslında "Ben ağır hastayım" diye bağırıyor adamlar...

"Hastalık ayıp değil, tedbirini almamak ayıp" diyor Kâzım Berzeg ve ekliyor: "Başta Amerika olmak üzere gelişmiş ülkelerde, sorumlu mevkide bulunanlar, kendiliklerinden periyodik psikiyatrik testlere gidiyorlar; bizde ise teşhis edilmesine izin verilmiyor, gizli bırakılıyor. Paranoya türü akıl hastalığının Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olduğunu düşünmeye başladım."

İnsanın bazen hissedip de bir türlü adını koyamadığı durumlar vardır; ben de bir süreden beri hastalıklı zihinleri fark ediyordum, ama hastalığa bir türlü teşhis koyamıyordum. Hukukçu Kâzım Berzeg'in gönderdiği not gözümü açtı. Türkiye bir büyük akıl hastanesine mi dönüşüyor ne?


 

tkivanc@yenisafak.com

  10 Ekim 1999 Pazar

Geri



İnsanın bazen hissedip de bir türlü adını koyamadığı durumlar vardır; ben de bir süreden beri hastalıklı zihinleri fark ediyordum, ama hastalığa bir türlü teşhis koyamıyordum.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| EKONOMİ || DÜNYA || KÜLTÜR ||
|| YAZARLAR || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj || ABONE OL ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED