Logo... Politika...

Çetenin başı Savaş mı?


 

Fazilet'i kapatmayı kafasına takan Başsavcı Savaş, asılsız iddialarını delillendirebilmek için temsil ettiği hukuku açıkça çiğneyerek karanlık ilişkilerden yararlanmaya yöneldi.
 


 



Y argıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın telekulak skandalı büyüyor. Necmettin Erbakan ile Yasin Hatipoğlu arasındaki telefon görüşmelerini hukuk dışı olarak dinlettiren Başsavcı Vural Savaş, yeni bir skandala imza attı. Telefon görüşmelerini ismini vermediği bir kişiye dinlettiren Savaş'ın "telekulak çetesi"nin içinde yeraldığı, ya da bu hukukdışı oluşumdan yararlandığı belirtiliyor. Yargı sisteminin en tepe noktasındaki isimlerden biri olan Savaş'ın böyle yöntemlere başvurması, adalete olan güveni temelden sarsmış durumda.

Ilıcak ve Koru'yu da dinledi

Bir süre önce yaşanan Nazlı Ilıcak ve Fehmi Koru'nun dinlenmesi olayının altında da Vural Savaş'ın olabileceği belirtiliyor. Savaş'ın Merve Kavakçı'yla ilgili iddialarına delil toplamak için o dönemde Kavakçı'yı yalnız bırakmamaya çalışan Nazlı Ilıcak'ı dinlettiği iddia ediliyor. Yazarlarımıza yönelik bu dinleme skandalına "Telefondaki faşist kim?" diye tepki vermiştik. Haberimizi hatırlatan kaynaklar, "telefondaki faşist"in kim olduğunun anlaşıldığını kaydediyorlar.

'Vatandaş' kim?

Başsavcı'nın ek delil dosyasında Necmettin Erbakan'la Yasin Hatipoğlu'nun telefon konuşmasının kasetini getiren bir vatandaştan bahsetmesi, bu vatandaşın kimliği konusunda ciddi şüpheler uyandırdı. Normal bir vatandaşın telefon dinleyip bunu kaydetmesinin basit bir olay olmadığına dikkat çekilirken, Başsavcı'nın bu telefonu bizzat kendisinin dinletmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanvekili Bülent Orakoğlu, Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın Erbakan-Hatipoğlu arasındaki telefon konuşmasını içeren kaseti kimden aldığını açıklaması gerektiğini, aksi takdirde zan altında olacağını söyledi. Şimdiye kadar dinlenmiş telefonlara dayanarak siyasilere yönelik suçlamalarda bulunanların, "Kaset bana posta yoluyla ulaştı" şeklinde bir açıklama yaptıklarını hatırlatan Orakoğlu, "Bunları da inandırıcı bulmadık. Ancak, Yargıtay Başsavcısı Savaş kaseti postayla değil, birisinden aldığı söylüyor. Bu çok önemli bir nokta. Eğer kaseti dediği gibi bir vatandaştan aldıysa, kasedi kimin dinlediğini biliyor. Sayın Savaş kaseti kimden aldığını açıklamak zorundadır" dedi.

Yargıtay Başsavcılığı gibi üst düzey bir görev yapan bir kişinin Anayasa suçu işleyerek bir partiyi suçlayamayacağını belirten Orakoğlu, "Türkiye'de kimlerin dinleme yaptığı" sorusunun konuyla ilgili cevaplanması gereken en önemli soru olduğunu söyledi.

Başsavcı ispat etmeli

Adalet eski Bakanı Şevket Kazan, sıradan herhangi bir vatandaşın telefon dinlemesi yapmasının pek inandırıcı olmadığını belirterek, "Başsavcı'nın kimlerle ne tür bir ilişkisi var bilemiyorum. Ancak bu olay Başsavcı'nın gayri kanuni, gayri ahlaki yollardan delil toplamaya çalıştığını açıkça gösteriyor" dedi. Geçmiş dönemde İçişleri Bakanlığı'nın DGM'ye başvurarak isim vermeden, bazı kişilerin telefonlarını dinlemek için izin istediğini hatırlatan Kazan, o dönemin DGM Yedek Askeri Hakimi Ülkü Coşkun'un da istenen bu izni İçişleri Bakanlığı'na verdiğini kaydetti. Ancak kendisinin Refahyol Hükümeti'nde Adalet Bakanı olduktan sonra DGM'ye başvurduğunu ve bu durumun kanunsuz olduğunu belirterek iznin kaldırılmasını istediğini açıklayan Kazan, "Bu başvurudan sonra DGM izni kaldırmıştı. Ancak iç güvenliği açıkça tehdit eden çok özel durumlar ve kişiler için o da yasal izin alınmak şartıyla bir açıklık da kalmıştı. Başsavcı buna dayanarak bir dinleme yapmış ya da yaptırmışsa dinleme için yasal izin aldığını belgeleriyle ortaya koyarak haklılığını isbat etmesi lazım. İsbat edemezse zan altında kalır" diye konuştu.

Tesadüfün böylesi

MİT eski mensubu Mahir Kaynak da bu olayda ilginç tesadüflerin dikkat çektiğini söyledi. Araç telefonlarının normal bir telsizle dinlenebildiğini belirten Mahir Kaynak, "Ancak burada çok ilginç ve ilginç olduğu kadar uzak tesadüfler var. Düşünün ilginç konuşmalara meraklı bir vatandaşımız var. Bu vatandaşın yanında da hem telsizi hem de ilginç bir konuşma yakalarsam alırım diye taşıdığı teyp ve kaset var. Bu meraklı vatandaş bu konuşmayı yakalıyor. Kasede alıyor. Bunlar ne kadar inandırıcı bir tesadüf onu artık size bırakıyorum" dedi.

Başsavcı hukuku çiğnedi

Öte yandan, Mazlum-Der Genel Sekreter Yardımcısı Ömer Ekşi, FP'nin kapatılması davası ile ilgili olarak hukuku zorlamadan delil hazırlaması gereken Başsavcı Savaş'ın hukuku zorlamak bir yana 'hukuku çiğneyerek' delil bulmaya çalıştığını söyledi. Başsavcı Savaş'ın FP'nin kapatılmasıyla ilgili davanın delilleri olarak Necmettin Erbakan ile Yasin Hatipoğlu arasındaki telefon görüşmesinin dökümünü Anayasa Mahkemesi'ne vermesi ile ilgili yazılı bir açıklama yapan Ekşi, toplumun, Anayasa'da önemle üzerinde durulan haberleşme hürriyeti ile ilgili skandallara alıştırıldığını ifade etti. Ekşi, "Savaş, bu durumun Türkiye'ye özgü olduğunu kabul etmiş olmalı ki, Yüksek Mahkeme'ye hangi amaçla, kimlerin ve nasıl kaydettiğini bilmediği ya da belirtmediği bir telefon görüşmesinin, içeriğini yalnızca raportörün, Anayasa Mahkemesi'nin ve davalı parti avukatlarının bilmesi ricasıyla, bir siyasal partinin kapatılması için 'delil' olarak sunuyor" dedi. Bütün bunların Başsavcı Savaş'ın dava konusunda 'şartlandığı'nı ortaya koyduğunu belirten Ekşi, "Oysa savcının görevi, hukuku zorlamadan delil hazırlamaktır. Başsavcı ise anayasal bir suç işlenmek suretiyle hukuku çiğnemektedir" diye konuştu.



Geri


 
|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED