Logo... Yazarlar...

İHSAN DENİZ


Nasıl pazarlandığınız değil, ne olduğunuz önemli!

G eçen haftaki yazımızın düğümünü şu soruyla bağlamıştık: 'Şair' olamadıktan sonra "bir şair" biçiminde yaftalanmanın ve 'sanatçı' olamadıktan sonra da "bir sanatçı" biçiminde yaftalanmanın ne önemi/değeri var ki?

Yukarıdaki soruda, 'şair' veya 'sanatçı' kavramına/imgesine niteliksel/ontolojik donanım yoğunluğu açısından yapılan bir vurgu söz konusu iken; "bir şair" ya da "bir sanatçı" yaftalanmasına ise dışarıdan, başkalarının varlığına ihtiyaç duyulan bir değer(!) ikâmesinin işaretleri, gayet açıktır sanıyorum.

Özellikle 90'lı yılların ikinci yarısı, vitrine çıka(rıla)nın, medyanın nesnesi olanın, anılma/işaretlenme endişesi olanın; kendi başına tüm şart ve durumlardan bağımsız bir kimlik/kişilik olarak varolanın önüne geçtiği/geçirildiği bir süreç biçiminde tezâhür etti/diyor. Örneğin kendilerine "bir şair" süsü veren/verilen kimileri için, bu 'süs'e sahip olabilmenin tüm yollarına baş vurmak ve her türlü niceliksel imaj kombinasyonuna dahil olarak kendini ismini parlatmak; 'şair'liğin tüm iç ve dış şartlarıyla niteliksel/ontolojik donanımını içselleştirmekten daha öncelikli/geçerli addediliyor. Zaten dikkat edilirse görülecektir ki; yaftalanma, bir etiket sahibi olma peşine düşen bu tipler için, 'şiir' de, "bir şair" biçiminde anılmaktan sonra gelmektedir! Zira, böyleleri bakımından bizatihî 'şiir'le kendi başına çaplı bir varlık/varoluş kazanmak yerine; 'şiir'i ve 'şair'liği bir show malzemesi kılmak, bunun için de hemen her yerde ismini göstermek ve çok lâkırdı sarfetmek yeterlidir.

Bu tablo içinde altı çizilmesi zorunlu olan unsur şudur: Sahte olan, taklit olan hakiki olanın, orijinal olanın arkasında ya da en geride durması gerekirken; günümüzde medyatik süreç, tüm rolleri/aktörleri ters-yüz etmiştir/etmektedir. Medya, etiket imalâtının ve pazarlamanın yeni adresidir.

Bugün kavramsal içerikleri ve algı formları boşaltılmış ve zaafa uğramış her iki varlık alanının genel tablodaki yerine bakarak, gerek taleplerin ve gerekse arzı gerçekleştirenlerin hem estetik, hem de etnik bağlamda müthiş bir değer aşınmasına konu olduklarını görmek mümkün. (Artık bir komedi hâlini alan bu sürecin son versiyonuna önümüzdeki yazı periyotlarında değinmek istiyorum.)

Son dönemde 'medya maskaralığı' ile "bir sanatçı" biçiminde anılmak içgüdüsü arasında nasıl bir 'ilgi' vardır, dersiniz?

NOT: İpek Dili'nin adresi aşağıdaki şekilde değişmiştir. İrtibat bürosu: Tahtakale, Yağcılar Sk. Tahir Sütmen İş Hanı, 2/6 Bursa. Tel. 0224 223 86 82. Haberleşme-yazışma: İhsan Deniz P.K. 750 Ulucami/Bursa. İ.D.


 


  7 Haziran 1999


Özellikle 90'lı yılların ikinci yarısı, vitrine çıka(rıla)nın, medyanın nesnesi olanın, anılma/işaretlenme endişesi olanın; kendi başına tüm şart ve durumlardan bağımsız bir kimlik/kişilik olarak varolanın önüne geçtiği/geçirildiği bir süreç biçiminde tezâhür etti/diyor. Örneğin kendilerine "bir şair" süsü veren/verilen kimileri için, bu 'süs'e sahip olabilmenin tüm yollarına baş vurmak ve her türlü niceliksel imaj kombinasyonuna dahil olarak kendini ismini parlatmak; 'şair'liğin tüm iç ve dış şartlarıyla niteliksel/ontolojik donanımını içselleştirmekten daha öncelikli/geçerli addediliyor. Zaten dikkat edilirse görülecektir ki; yaftalanma, bir etiket sahibi olma peşine düşen bu tipler için, 'şiir' de, "bir şair" biçiminde anılmaktan sonra gelmektedir! Zira, böyleleri bakımından bizatihî 'şiir'le kendi başına çaplı bir varlık/varoluş kazanmak yerine; 'şiir'i ve 'şair'liği bir show malzemesi kılmak, bunun için de hemen her yerde ismini göstermek ve çok lâkırdı sarfetmek yeterlidir.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED