Logo... Yazarlar...

FEHMİ KORU


Birkaç soru

M edyada askerlere atfedilerek yayımlanan 'uyduruk rapor', bizi, yine 'uyduruk' olduğunu düşündüren bir broşüre (kitapçık da diyebiliriz) götürdü. Üzerinde "Harp Akademileri Komutanlığı Yayınlarından" notu bulunan "Lâiklik mi, Şeriat mı?" başlıklı kitapçık, bir çok bakımdan, Genelkurmay'ın öfkesini çeken 'uydurma rapor' kadar üzerinde durulmaya değer tespitlerle dolu.

Dinin ve 'Tanrı' düşüncesinin insan zihninin ürünü olduğunu ileri süren garip kitapçık, herhalde epey dolaştıktan sonra, benim masama düştü.

Kitapçığın, dün burada örnekler vererek değindiğim dine ve İslâm'a ters bakan yönleri yanında bir özelliği de, siyaset ve siyasîler konusunda sözünü sakınmayan bir üslup taşıması. Askerlerin günlük siyasetten uzak durma konusundaki titizliği bilindiğinden, resmî bir görüntüye büründürülmesine rağmen, kitapçığın 'uyduruk' ve yayımladığı iddia edilen yerle ilgisiz olduğunu düşünmek daha doğru geliyor... Yoksa, siyasî sistemle ve cumhurbaşkanlığına kadar yükselmiş siyaset adamlarıyla ilgili cümleleri, üzerindeki adresle irtibatlandırmak gerçekten güç görünüyor...

Önce Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hakkındaki şu satırları okuyalım: "Cumhuriyet Türkiye'sinde, siyasî iktidarın eteğinde zirvesinde, kenarında kıyısında, bazen daha biraz uzağında da olsa aralıklarla, iktidarı en uzun kullanan, devrim ilkelerinin düşmanlarına olağanüstü destekler veren, tarihimizin eline su dökülemez 'saptırıcılarından' ve 'dur bakalım ne olacak' politikalarının ustası şimdiki cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i, elinde şapkası sâkin dolaşır görmek pek de şaşırtıcı olmazdı herhalde." (s. 75-76)

Kitabın yazarının en çok kızdığı kişi Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal olsa da, Süleyman Demirel'i öfkesine daha fazla hedef yapıyor. Şöyle diyor: "Lâiklik ilkesinin tanınmaz hale getirilmesinde Özal başı çekiyor görülürse de, Atatürk Cumhuriyeti'nin deyim yerindeyse bozuk para gibi harcanmasında öncelik bugünkü Cumhurbaşkanı Sayın Demirel'indir. Sayın Cumhurbaşkanı her şey olup bittikten sonra şimdi 'Çankaya'da lâik bir cumhurbaşkanı var' demektedir. Bu feryadın şu anda hiçbir anlamı olamaz." (s. 87) Bu hükmü tamamlayan cümleler biraz daha önde yer alıyor: "Yakın geçmişi yaşayan aynı Demirel'in parti genel başkanlığını, muhalefet liderliğini ve başbakanlık dönemlerini çok iyi izleyen, üstesinden gelinemez ölçüdeki ağır koşulların gerçek yaratıcısına bizim de acı acı güldüğümüz gibi..." (s. 58)

Broşürü 'uyduruk' bulmamın bir sebebi de, günümüz politikacılarıyla ilgili hüküm verirken, bir kurmay hassasiyeti yerine, polemikçi bir gevşek üslup kullanması. DYP lideri Tansu Çiller ile kim olduğu tam anlaşılamayan (bazı kalemlerin 'yakışıklı' diye andıkları Deniz Baykal mı yoksa?) bir başka politikacı için bakın neler deniliyor: "Ben Atatürk'ün ürünüyüm diyen, üniversitede kürsü idare edebilmesinden bile kuşku duyulan en taze sarışını ile güle oynaya ve de ardında beklemeye alınan, ayı avcısı megalomanyak türedi bir esmer delikanlının iştahını kabartaraktan... Ulus, karşısındaki sarışın hanım profesöre gözlerini dikmiş ders dinleyen üç beş yüz kişilik öğrenci kalabalığı mı sanılıyor? Yoksa devlet, üç beş bin kişinin esmer yakışıklıya çalıştığı bir fabrika mı?" (s. 74)

Yakın siyasî tarihimizle ilgili 'acayip' değerlendirmelerle dolu broşürün genel havası, ülkenin demokrasiye geçildiği tarihten itibaren kötüye gittiğidir. "Demokrasi ile birlikte her şeyin daha güzel olması gerekirken tam tersi oldu" diyor (s. 74) kitapçık. Kızmasının sebebi, DP'nin ilk icraatlarından birinin Türkçe ezan zorunluluğuna son vermesi; broşürde aynı konuya defalarca değiniliyor. Bir yerde (s. 70), "Öyle anlaşılıyor ki" deniliyor, "Kemalistleri bekleyen görevin yerine getirilmesi kolay olmayacak, çok sancılı geçme olasılığı her geçen gün aksine daha da artacaktır." (s. 70)

"Fethullah Gülen ile ilgili MGK raporu" iddiasıyla piyasaya sürülen metinlerden duyulan rahatsızlığı, Genelkurmay başkanlığı, sert bir açıklama ile dışa vurmuştu. İki gündür alıntılar yaptığımız "Lâiklik mi, Şeriat mı?" başlıklı kitapçık konusunda Genelkurmay acaba ne düşünüyor? Okurken kendisi hakkında o tarihte (1995) 60 yaşlarında olduğunu öğrenebildiğimiz İlhan Uran adlı birinin adını taşıyan bu kitapçık, gerçekten, Harp Akademileri Komutanlığı tarafından mı yayımlandı, yoksa yayımcılar öyle bir görüntü mü verdi? 'Uyduruk' ise elbette mesele yok, ancak eğer gerçekten iddia edildiği gibi askerî bir yayın ise, Genelkurmay, bu kitapçığın din ve İslâm ile ilgili tespitlerine, yazarın günümüz siyasîlerine bakışına katılmakta mıdır?

Bu soruların cevabını alabilsek iyi olacak...


 

koru@turnet.net.tr


  30 Haziran 1999 Çarşamba


Dinin ve 'Tanrı' düşüncesinin insan zihninin ürünü olduğunu ileri süren garip kitapçık, herhalde epey dolaştıktan sonra, benim masama düştü.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED