stanbul'un kenar semtlerinde bir ilkokul. Okulda "sağlık taraması" yapılıyor. Ancak bu tarama manzarası bize sadece sağlık açısından değil, çocukların giyimleri, hal ve tavırları, sözleri göz önünde bulundurulursa aileleri, yaşadıkları hayat ve gelecekleri için yürek parçalayan bilgiler sunuyor.
Sağlık taraması gösteriyor ki, bu çocuklar hasta. Topyekun hasta. İçlerinde sapasağlam olan yüzde beş bile değil. Diğerleri öncelikle beslenme bozukluğu sebebi ile türlü ârazlar gösteriyor. Hemen yarısında solunum sorunları var. Dişler bozuk, görme bozukluğu pek fazla. İşte zayıflık, çelimsizlik, girişim eksikliği, psikolojik rahatsızlık, yani ne ararsanız var.
Yine de çocukların hiçbiri yokluktan, yoksulluktan bahsetmiyor.
Sadece biri kendisine sorulduğunda:
-Evladım annen-baban seni hiç doktora götürmedi mi?
-Benim annem-babam yok, ninemle kalıyorum, diye gözyaşları arasında cevap veriyor.
Bu manzara bir Kemalettin Tuğcu romanından alınmış değil. Bu daha dün seyrettiğim bir televizyon haberi.
Bunun hemen ardından daha dün okuduğum bir gazete havadisini de zikretmek istiyorum.
Bilindiği gibi orta dereceli mektepler tatile girdi. Karneler alındı ve bir yıl daha bitti. Pek çok tuzu-kuru okulda yıl sonu kutlamaları yapılıyor. Bu öğrenime veda partilerinin maliyeti kişi başına elli milyondan başlıyormuş. Yemek, smokin, gece elbisesi harcamalarına yirmi trilyon gidiyormuş. Böyle bir "sektör" oluşmuş. Çırağan Hotel, Conrad Otel, Swissotel de yer kalmamış. Mezuniyet balosuna katılacak öğrencilerin smokin fiyatları seksen-yüz milyon arasında (Kiralık smokin bile on beş milyon). Gece elbisesi (kızlar için) elli-iki yüz milyon arasında.
Ayrıca bazı özel okul öğrencileri baloya limuzin ile gitmeyi tercih ediyormuş. Limuzin ile baloya gitme alışkanlığının saatine ortalama yüz yirmi dolar ödeniyormuş.
Bunlara yıllık, yıllığa girecek fotoğraflar, yemek, cübbe, kep, velilerin orada bulunmasını da ekleyin, balolu mezuniyet bir servete maloluyor.
Yine "fukaralık edebiyatı" yapmaya başladın, yine sınıf farklarından bahsediyorsun, bunların vakti geçti demeyin lütfen.
Merak etme sen demokrasi içinde serbest ekonomi her derdin devasıdır demeyin. Birinin bu manzarayı sürekli gündemde tutması gerekiyor. Bıkmadan usanmadan bu toprağın çocukları için "adalet" istemekten vazgeçmemesi gerekiyor. Her yerde, her zaman, herkes için adalet.
Biliyorum, ülkenin, insanımızın çok derdi, çok derin ızdırabı var. Ama çocukları görünce işte, kamera yetişkinlerden çocuklara doğru kayınca, o saflık o masumiyet meydana çıkınca, dayanamıyor insan.
30 Haziran 1999 Çarşamba