Kitap, dergi gibi yazılı kültür kaynaklarıyla yetinmeyen İsmail Kara, okuduklarını, duyduklarını, gördüklerini çok iyi özümseyip başarıyla yazıya aktarabilen bir kişi.
|
on yıllarda yoğun bir yayın faaliyetine konu olan 'hatırat-tarih' dizileri, bir anlamda tarihin görünen sahnesinin arkasındaki plana inerek esas gerçeklere ışık tutuyor. Araştırmacı İsmail Kara'nın geçtiğimiz yıl Kitabevi tarafından arka arkaya yayınlanan üç kitabı bu bağlamda özel bir önem kazanıyor: Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye, Amel Defteri, Biraz Yakın Tarih Biraz Uzak Hurafe. Bu kitaplar Kara'nın, 90'lı yıllarda Zaman, Yeni Şafak, Dergah, Tarih ve Toplum gibi yayın organlarında yazdığı yazılardan oluşuyor. Yazıların hepsi, bir şekilde 'geçmişe ilişkin bilinci'mizi tazelemeye katkıda bulunuyor. Belki ilk okundukları anlarda çabucak tüketilen bu yazılar, anekdotlar biraraya getirildiğinde daha bütünlüklü, kalıcı bir resim oluşturuyor. Kitap, dergi gibi formel, yazılı kültür kaynaklarıyla beslenmekle kalmayıp, aynı zamanda bizzat mülaki olduğu 'kibarın kelamı'na da vukuf kesbeden İsmail Kara, bu okuduklarını, duyduklarını, gördüklerini çok iyi özümseyip başarıyla yazıya aktarabilen bir kişi. Örneğin onun şifahi tarih bağlamında aktardığı Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye, sanıyorum, çoğu kişinin zihnimizde önyargılarla biçimlenmiş yakın tarihimize daha objektif, soğukkanlıca bakmasını gerektirecek nitelikte. Kara, bildiğimiz gibi, Türkiye'de II. Meşrutiyetten kalan, İslamcılık düşüncesi mirasının örtaya konmasında önemli bir işlev üstlendi. Onun, 80'li yılların ortalarında yayınlanan bu konudaki derlemesi, sahip olduğumuz 'öz kaynaklar'ın önemine dikkatimizi çekti. Bu açıdan, yakınlarda yayınlanan söz konusu üç eser, geniş anlamda Türkiye'de İslamcılık Düşüncesi'nin dipnotları olarak da okunabilir. Özellikle gazete köşe yazılarında görülen yaklaşımın değeri, güncel görünen pek çok konunun tarihi köklerine bağlanması, süreklilik ve kırılma noktalarının tespiti, nevzuhur veya tekil gibi görünen yaşadığımız sorunların yapısal niteliklerinin teşhisinde yatmaktadır. Burada doğal olarak kitaplarda içerilen konuların tamamı için bir değerlendirmede bulunmak mümkün değil. Çalışmalarda esas olarak, olaylar, olgular ve özneler, tarihin yapılışına bir şekilde katkıda bulunan kişiler hakkında dikkate değer anekdotlar, değerlendirmeler yer alıyor. Kara'nın bu üç derlemesi, geniş anlamda, din, siyaset, bilgi, eğitim ve ahlak sosyolojilerine ilişkin tarihi-sosyolojik konularla öne çıkıyor. Bu anekdotların, kayıtların, yorumların her biri, dediğimiz gibi, yeni birtakım 'hayati' önemde gerçekleri öğrenmemize, hafızamızı tazelememize vesile oluyor. Örneğin Hüseyin Vassaf'ın Sefinetü'l-Evliyası'na dayanan bilgiler, hakikaten, 'Cemalettin Efgani Biyografisine önemli katkılar'da bulunuyor. Örneğin, bize 'Mustafa Sabri Efendi'yi Nasıl Bilirsiniz?' diye soran Kara, kendisine Hüsrev Hatemi tarafından takdim edilen Dinî Müceddidler nüshasındaki Şehzade Nizameddin Efendi'ye ithaf imzasıyla, bize son derece değerli bir veri sunuyor. Bunların yanında daha pek çok önemli kişinin, ulema, üdeba, evliya ve ekabirin 'gayri resmi biyografi'lerini, skeçler halinde monografilerini bulmak mümkün eserlerde.
Eserlerin diğer bir önemi de kitap eleştirileri. Her şeyden önce iyi bir okuyucu olan Kara, bu okurluğunu yazarlıkla birleştirerek, özlü, zengin kitap değini örnekleri sunuyor bize...
|