Logo... Dishaber...

Clinton'dan sivil doping





 

ABD Başkanı'nın Türkiye'deki reform sürecini hızlandıracağını söyleyen New York Times gazetesi yazarı Stephan Kinzer, Clinton'ın görüşme listesinde hiçbir askerin yeralmamasına dikkat çekti.
 


 



i STANBUL- Türkiye'yi ziyaret eden hiçbir lider, geçen hafta gelen ABD Başkanı Clinton kadar olumlu ve bir daha ulaşılması çok güç bir izlenim bırakamazdı. Clinton'ın dinç ve gençlik dolu siyasi tarzı, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı heyecanını yitirmiş yetmişliklerden oluşan ülkeye gözden kaçması imkansız bir değişim mesajı gönderdi. Birçok insan, Clinton'ın ziyaretinin reformlara yönelik yeni bir ivme kazandırdığına inanıyor. Clinton'ın, depremzedelerin arasına karışmada gösterdiği büyük istek ve çadırlarına girerek, çaylarını ve sefaletlerini paylaşması, insanların arasına giren çok az lider gören birçok Türk'ü büyük bir şaşkınlığa sevketti. Ziyareti boyunca Clinton, Türk toplumunda azınlık haklarını ve siyasi değişimi savunan güçleri cesaretlendirmeye kararlı bir görüntü çizdi.

Sembolik görüşmeler

Rum Ortodoks azınlığa desteğini gösteren Clinton, Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nun yeniden açılmasını istedi. Daha sonra, aralarında hükümetle başı dertte olan örgütlerin de bulunduğu insan hakları savunucuları ile biraraya geldi. Bunların arasında, Marmara depreminin mağdurlarına yardım gönderdiği için hesapları dondurulan Mazlum-Der ile, hükümet yetkililerinin teröristlerle işbirliği yapmakla suçladığı İnsan Hakları Derneği de bulunuyor. Clinton'ın görüştüğü gruplardan biri olan ve siyasi değişimi savunan Arı Grubu Başkanı Kemal Köprülü, "Uzun süredir ülkemizde liderlik ve vizyon eksikliği çekiyorduk. Konuşma fırsatı yakaladığımda Clinton'a bize bunu verdiği için teşekkür ettim" dedi. Ziyaret sırasında, dünyanın da demokraside bizim kadar yavaş ilerlediğine inanan insanların ne kadar yanlış düşündüklerini öğrendiklerini söyleyen Köprülü, Clinton'ın ziyaretinden sonra bu insanların demokrasi taleplerinin daha da arttığını belirtti.

Askerlerle neden görüşmedi?

Clinton'ın ziyareti sırasında görüştüğü insanların listesi kadar önemli olan bir şey daha var ki, o da görmezlikten geldiği insanların listesi. Türkiye'de ordu komutanlarının gücü elinde tutmasına rağmen, Clinton bu kişilerden hiçbiri ile biraraya gelmedi. Bunun yerine etkin bir gücü kalmayan TBMM'de konuşma yaparak, sivil iktidarın güçlendirilmesine yönelik desteğini göstermiş oldu. Clinton Mecls'te yaptığı konuşmada Türkiye'nin demokrasi çabalarını överken 'yapılacak daha çok şey olduğuna' dikkat çekti. Kendini Türkiye'de siyasi özgürlük isteyenlerle aynı çizgide gösteren Clinton, "yazarların ve gazetecilerin ifade özgürlüğü olması halinde, bunun refah ve büyüme için gerekli olan ideal değişimleri de hızlandıracağını" belirtti.

Doğu-Batı ekseni

Temel insani farklılıkların ifade edilebilmesi için barışçıl çıkışların varolması halinde barışın yokolmayacağını aksine korunmuş olacağını kaydeden Clinton, insanların kendi kültürlerini ve inançlarını yaşayabilmeleri halinde ılımlıların aşırılık yanlısı, aşırılık yanlılarının da yanlış yönlendirilmiş kahramanlar haline gelmeyeceğinin altını çizdi. Siyasi reform yanlıları Clinton'ın konuşması ve genel olarak ziyareti dolayısıyla mest olurken, halkın büyük çoğunluğu da Clinton'ın gelmiş geçmiş en büyük Amerikan Başkanı olduğunu düşünüyorlardı. Clinton, demokrasi çağrılarını, Türkiye'nin 'Doğu ile Batı'yı birleştirme yeteneğini' övmekle, 'yarım yüzyıllık dostluk ve müttefikliği için' teşekkürünü, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'e saygısıyla birleştirirken de oldukça dikkatli davrandı. Sonuç olarak, çok küçük solcu grupların dışında, kimse mesajlarını eleştirmeyi bile düşünmedi.

Stephen KINZER




Geri


 
|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| EKONOMİ || DÜNYA || KÜLTÜR ||
|| YAZARLAR || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj || ABONE OL ||

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED