Türkiye geri kalmasın diye
Çeker zahmet hep İsmail Cem
Seker su üstünde Aytuğ vapuru
Sekermehmet@hotmail.com
Hüseyin Akın, bu dörtlüğün altına şu notu eklemiş: "Rayiha dergisindeki e-mailli şiirinizi okuyunca bir ilk'e imza atmak geçti aklımdan. Ve bu dörtlüğü yazdım. İkinci ve dördüncü mısralara dikkat. Mail hesabıyla 1999'un son günlerine tekabül ediyor. Selamlar."
Aytuğ, birkaç ay önce, bir yaz sabahı birlikte vapur yolculuğu ettiğimiz minik bir kız. Üsküdar'dan Sirkeci'ye geçmiştik. Beş yaşındaydı. Kasım'da altı yaşına girecekti. Bir daha karşılaşmadık.
Aytuğ Vapuru adlı şiirim İnternet'te yayınlanan Dergibi'de yer almıştı. Rayiha editörü değerli dostumuz Ramazan Seydaoğlu, o şiiri dergisine alırken, e-mail adresini de ihmal etmemiş. Sonuçta Hüseyin Akın, şiirin altında o adresi görünce iyi durmadığını düşünmüş ve mübalağa ederek bir dörtlük yazmış.
İsmail Cem'in hep zahmet çekmesi ise, konumuzun dışında. Ayrıca, çektiği zahmetlerin karşılığını da alıyor İsmail Cem. Hatırlarsanız, ABD'li meslekdaşı Medlın Olbırayt'ı öpmüştü yanaklarından. Bense Aytuğ'un saçlarını okşamıştım sadece, güneşten koruduğum için sakız ikram edince.
Bir not daha: Artık hotmaili değil, yenisafak.com'u kullanıyorum.
Zirve
AGİT Zirvesi bitti, şimdi sıra Şavak Zirvesi'nde diyerek, Alanya'da gazetemizin temsilcileri iki gün süren bir toplantı yaptı. Hayırlı sonuçlar çıkmasını ümit ediyoruz.
Muazzez takside
Taksiye iki kadın müşteri binmiş. Ellerinde çantalar, torbalar... Alışverişten dönüyorlar... Birisi epeyce konuşkan. Hani, az daha gayret etse 'geveze' sertifikası alacak.
"Öyle değil mi Muazzez?"
"Şöyle değil mi Muazzez?"
"Torbayı unutma sakın Muazzez."
Taksi, onlar biner binmez hareket ettiği için, yol boyunca gidiyorlar ama şoför ne tarafa gidileceğinden habersiz. Kulağı konuşmada.
Bir müddet gittikten sonra, farkında olmadan şu şekilde sormuş hikâyeyi bize anlatan şoförümüz:
- Nereye gideceğiz Muazzez?
Hayırlı ossun
Koç Üniversitesi, Demirel tarafından açıldı. Hayırlı ossun, hayırlı ossun. Bu üniversiteden inşallah ormanlık alanları katledecek adamlar yetişmez! (Karga)
Sıfır oy
DYP Kongresi'nde, başkanlık yarışına katılan adaylardan birine (Nurullah Aydın) "sıfır" oy çıktı!. Şener Şen filmlerinden bir sahne DYP Kongresi'nde gerçekleşti. Allah Allah, dedik haberi duyunca. Acaba, "sıfır" oy alan adayın oyu nereye gitti?
Kitap okumak için ne gerekli?
İnsan beyni devamlı çalışan bir makine.
Onun içine bir şey atmadığınız zaman, kuruntu ve vesvese üretiyor.
Ama her gün az da olsa bir şeyler okursanız, makine kuruntu yerine o bilgileri öğütmeye, zaman zaman da güzel fikirler oluşturmaya başlıyor.
Bana göre bu böyle diyor Serdar Yegül ve soruyor: Ya size göre?
Rüzgâr gibi geçti
Elleri cebinde hafifçe gülümseyen bir süper ülkenin başkanının herşeyi değiştireceğini nerden bilebilirdik. Olsa olsa "bu üçüncü dünya ülkesine" tepeden bakarak nasihatlerde bulunacak bir Amerikan züppesi olabilirdi. ABD'li Başkan'ın adamları iyi çalıştı. Büyüklerimizden bize tevarüs eden "çirkin Amerikalı" imajını yerle bir etti.
Yıldızı ABD Başkanı Bill Clinton olan bu zirve, herkese bir şeyler öğretti. İstanbul buluşması Türkiye'nin dünyadaki imajından insanımızın liderlere bakışına kadar birçok şeyi değiştirdi.
İşte zirveden öğrendiklerimiz birkaçı
- Devlet başkanının göbekli, kilolu ve kısa boylu olması şart değildir.
- Yaşı 70'i geçmeyenler de devlet yönetiminde söz sahibi olabilirler.
- Depremzede vatandaşlarla biraraya gelmek ve tokalaşmak "tehlikeli" değildir.
- Felakete uğrayan vatandaşlar devlete karşı tüm "nankörlüklerine rağmen" misafirperverliklerini kaybetmemişlerdir.
- 4600 korumanız da olsa korumanıza şemsiye tutturmanız ya da şemsiyeci taşımanız zorunlu değildir.
- Devlet Başkanı şemsiyesiz dolaşırsa erimez.
- Poltikacıların en yaşlısına kimileri "dinozor" der, kimileri de "duayen".
- Devlet yöneticilerinin etrafında, mafya babası gibi aşırı yakın korunma bulunmaz.
- Taha Kıvanç, "Komplo Teorisi" filmindeki sırrı erken açıklayarak NASA'nın ABD başkanını öldürmesinin önüne geçmiştir.
|
|