Logo... Yazarlar...

Keşke sağ-sol ayrımı olsaydı

Ömer ÇELİK

D evletlû zevat'ın en büyük övünç kaynaklarından biridir sağ-sol ayrımının bitirilmiş veya dikkate alınmayacak bir hale sokulmuş olması. Türkiye'nin resmî tarihinde dikkate alınan ve 'olumlanan' bütün dönemeçler dış birçok dış gelişmeyle kolkola girerken aynı anda içerde devlet erkinin siyasal erke karşı hamle yapmasını da içerir mutlaka. Sağ-sol ayrımı devlet tarafından olumsuzlanan ve toplumsal hafızaya çakılan yönlerinin dışında esasta siyasetin iç dinamiklerinin işler halde olmasının zeminiydi. Devlet erki bunu bir iç tehdit unsuru olarak öne çıkarırken el altından siyaseti kompozisyonsuz bırakmanın fırsatını kotarmış oldu. Sağ-sol ayrımının siyasette dinamik bir şekilde yer alması siyasal erkin devlet erkini işletme hakkının olumlanması, siyasal alanın devletin alanına göre daha büyük bir alana oturması ve demokrasinin bir idare biçimi olarak olduğu kadar bir 'irade' olarak da belirginleşmesi demektir. Bütün siyasal kodlarını bu gelişmelerin olumsuzlanması üzerine kurmuş olan kamu düzeni, kendi alanını kıskanç bir şekilde korumak üzere siyasetin üzerine oturduğu zemini ve koordinatları hırpalamayı esas politika haline getirmiştir.

Sağ-sol ayrımından uzaklaşan siyaset son on yıl boyunca bir yandan silikleşirken bir yandan da yeniden düze çıkma çabalarını kollamıştır. Siyasetin kendi kendini tarif etmekte zorlandığı ve biraz da kısır olduğu reel ilişkiler ağında değişiklikler olmasında toplumun taleplerini yeni yollarla dillendirmesi etkili olmuştur. Böylece siyasette romantiklikle malul olsa da yeni bir temas alanı ve dinamik bir ayrım merkez-çevre ilişkileri olarak adlandırılabilecek tarzda gündeme gelmiştir. Bu noktada siyasi aktörlerin yeni temas alanını ve dinamik ayrımları doğru algılayıp algılamaması ihmal edilebilir. Önemli olan siyasi alanın hareketliliğiydi. İşte 'post-modern darbe' bu hareketliliğin sona erdirilmesine ve devlet erkinin bir kere daha siyasal erke karşı zafer elde etmesine dönüktür.

Sağ-sol ayrımını bitiren devlet erki, şimdilerde benzer yollarla romantik bir merkez-çevre hareketliliğine oturan siyaseti kıskaca almak için 'çevre'den yükselen toplumsal talepleri tehdit kapsamına sokmaktadır. 'Çevre'den yükselen toplumsal talepler ve bunların siyasette temsili dışlanırken, çevreyi dillendiren siyaset karşısında sıkışan merkez siyaseti unsurlarının desteği alınmış, sonra da merkezin içinin boşaltılmasına yönelinilmiştir. Düne kadar sağ-sol ayrımının bitmesini, kendi siyasi varoluşlarının sebebi ve nimeti sayarak susanlar, bugün kendi varoluşlarının aynı metodlarla bitirilmesi ile karşı karşıya kalmışlardı. Yine aynı şekilde bugünlerde çevre siyasetine uygulanan siyaset-dışı yaptırımlara sessiz kalan merkez siyaseti partileri, devlet erkinin merkezin içinin boşaltılması taarruzu ile baş başa kalmışlarıdır. Sağ-sol ayrımına dönük devlet olumsuzlaması aslında siyasete karşı bir olumsuzlamaydı. Bunu farkedemeyen siyaset, şimdi 'iç tehdit' söylemiyle siyasete balans ayarı yapılmasının siyasete ne yapmak anlamına geldiğini de farkedemiyor...
 

ocelik@yenisafak.com


  22 Kasım 1999 Pazartesi

Geri



Sağ-sol ayrımını bitiren devlet erki, şimdilerde benzer yollarla romantik bir merkez-çevre hareketliliğine oturan siyaseti kıskaca almak için 'çevre'den yükselen toplumsal talepleri tehdit kapsamına sokmaktadır


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| EKONOMİ || DÜNYA || KÜLTÜR ||
|| YAZARLAR || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj || ABONE OL ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED