|
undan önceki iki yazımızda "Türkiye-Avrupa ekseni"ne uzun uzadıya değindik. Eklememiz gereken son bir şey var: Türkiye, İtalya aracılığıyla, Avrupa'ya karşı "yeni" konumunu belirleme imkanını bulmuştu. Şimdi Türkiye, Yunanistan aracılığıyla, Avrupa'yı Türkiye'ye karşı benimsediği "geçmiş" konum üzerine düşünmeye çağırmaktadır: Bu çok ciddi bir "uyarı"dır ve Avrupa'nın bunu ciddiye alacağından da kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Burada kısa bir hatırlatma yapma gereği var. "Çekirdek Avrupa" projesine ve Avrupa'nın kendi içinde taşıdığı "çatışma dinamikleri"ne değinirken, zaman zaman Edgar Morin'den ödünç aldığımız bir formüle, yani bir "düzen-düzensizlik-yeniden örgütlenme" sarmalı oluşturan "Avrupa diyalojiği"ne başvurmuştuk. Diğer deyişle, Avrupa için bir tür "iç çatışma dinamiği"nin kaçınılmaz olduğunu ve bu durumun belki de sadece ve sadece Avrupa'ya özgü bir nitelik taşıdığını belirtmiştik. İşte bu konuyu işlediğimiz yazılardan birinde "Avrupa-dışı odaklar" hakkında ise şunu söylemiştik: "Dünya üzerindeki diğer güç odakları (örnekse ABD), daha çok içlerindeki diyalojiği ülke, hatta bazen bölge dışına ihraç etme eğilimindedir. Bu yolla ülke içindeki dinamikler dengelenirken, ülkenin manevra alanı da genişlemektedir. Son dönemlerde Türkiye'nin de böyle bir anlayışı benimsemekte olduğuna dair işaretler var." Yaklaşık olarak geçen Eylül ayından bu yana yaşanan sürece bu gözle bakmak ve "Türkiye-Avrupa ekseni"nde meydana gelen gelişmeleri bu açıdan değerlendirmek doğru olacaktır.
Bu, bir "büyük ülke"ye yaraşan haldir. Kimileri, bugün dahi, olup bitenlerin ardında geleceğe dönük bir "felaket senaryosu" bulmaya, hedeflere ulaşılmasında Türkiye dışındaki diğer "inisiyatiflerin" etkisini abartmaya yatkın gibi (Tabii şunu unutmamak gerekiyor: Dünya üzerinde hiçbir ülke yalnız değildir ve her bir ülkenin -pragmatik olmayı başarıp- belli bir "ittifaklar sistemi" içinde yer almaya ihtiyacı vardır; önemli olan ülkenin kendi hedefleri doğrultusunda şaşmaz bir yön izlemesidir). Bu "karamsar" hava zaman zaman toplumun kimi kesimlerini de etkiliyor. Demek, Türkiye "büyük ülke" olma sürecini tamamlamış değil: Türkiye'nin şimdi en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendi sınırları içinde yaşayanların bu ülkeyi, dışardan göründüğü kadar "büyük" görmeye alışmaları, buna inanmalarıdır. Türkiye'de yaşayanlar bu inanca sahip oldukları gün, Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden biri de kalkmış olacaktır.
İşte bu yüzden ısrarla şu soruyu tekrarlayıp duruyoruz: "Sizce Türkiye-Avrupa ekseninden Bakü-Ceyhan'a, Kuzey Irak'a kadar bu ülke konumunu net bir şekilde belirlemiş değil mi? Ve herşeyden önce, ortadaki şey bir 'haysiyet mücadelesi' değil mi?" Türkiye bu mücadeleden alnının akıyla çıkmış görünüyor. Geçenlerde Osmanlı'ya değindiğimiz bir yazıda, imparatorluğun Ertuğrul Gazi'den İttihat ve Terakki'ye kadar özenle koruduğu iki temel tutuma, "sorumluluk ve gurur"a değinmiştik. Aynı "sorumluluk ve gurur"la kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti bir "dünya devleti" olmanın gereklerini yerine getirmektedir. Önümüzdeki yıllarda pek çok "nirengi noktası" bu gereklerin nasıl yerine getirildiğini kanıtlayacaktır.
Şimdi Türkiye'nin etkin roller üstlendiği yepyeni "senaryolar"la dolu bir "yeni dönem"e giriyoruz. Aralık ayında "Körfezde Yeni Dönem" başlığını taşıyan yazılarımızda Irak'ı bekleyen durumdan ve bu konuda Türkiye'nin inisiyatifi olmaksızın hiçbir şey yapılamayacağından söz etmiştik. Ancak önümüzdeki çerçevenin bu ülkeyle sınırlı olmadığını bilmek yararlıdır. Türk-Rus ilişkilerinin "gevşek ve dönemsel işbirliği"ne dayalı normalizasyonu ve doğal kaynakların paylaşımından Ermenistan'ın ehlileştirilmesine, Balkanlar'dan Türk Cumhuriyetleri'ne, Kıta Avrupası'nın manevra alanının daraltılmasından yeni global dengelerin şekillenmesine kadar pek çok başlık ana uğraş alanımız olacaktır. Hatta önümüzdeki dönemde Türk-Yunan ilişkilerinin bile belli bir "normalizasyon" yaşaması şaşırtıcı bulunmamalıdır.
1 Mart 1999 Pazartesi
|
 |
Türkiye Cumhuriyeti bir "dünya devleti" olmanın gereklerini yerine getirmektedir. Önümüzdeki yıllarda pek çok "nirengi noktası" bu gereklerin nasıl yerine getirildiğini kanıtlayacaktır.
|
|