Logo... Yazarlar...

APO'nun ifadeleri

Ahmet TAŞGETİREN

K onu Abdullah Öcalan'ın hazırlık soruşturmasındaki ifadeleri... Hukukun gerekleri icabı gizli kalması gerekiyordu. Tıpkı Şemdin Sakık'ın ifadeleri gibi o da basına sızdırıldı...

Bunları birileri sızdırıyor, medya da kullanıyor. Aslında iki taraflı bir hukuk ihlâli söz konusu. Burada medyanın "Ben kullanmazsam başkaları kullanır" şeklinde bir savunması var. Bunu genel geçer değerler açısından anlamak mümkünse de, medyanın bu işi, suçlanan insanların hukukunu koruma gayesi ile asgarî gerçeklik arayışını da bir kenara bırakarak, "sızdırma politikası"na denk düşecek bir misyonla kullanmasını kabul etmek mümkün değil. Sızdıranlarla medya arasında "birileri tüfeği dolduruyor, birileri tetiği çekiyor" manzarası hakim.

Burada, "sızdıranlar"ın hukuk açısından hiçbir masum yanı yok.

İfadeler birilerinin elinde. Onlar vermezse o ifadelere "hırsızlık" dışında hiç kimsenin ulaşması mümkün değil. Şu ana kadar da herhangi bir yerden medyaya "hırsızlık" suçlaması gelmediğine göre, bu ifadeler medyaya verildi. Bu, Türkiye'yi yönetenlerin gözleri önünde gerçekleşti. Yani Türkiye'yi yöneten herkes bu hukuk dışı olaya göz yumdu, bunu seyretti.

Şu anda medyada yayınlananların, gerçekten Öcalan'ın ifadelerinden alınıp alınmadığını dahi bilmiyoruz. "Bilgi tekeli" birilerinin elinde olduğuna göre onların "APO'ya ait" dediklerini ona ait kabul etmemiz isteniyor. Ve bu bilgi tekeli, bizi istenen, planlanan biçimde düşünmeye zorluyor. Yarın mahkeme safhasında ya Öcalan yayınlananların kendisine ait olmadığını söylerse... O zaman bugün manşetlerle vurulanların haysiyet tazminatını kim ödeyecek?

Olay Şemdin Sakık hadisesinde de böyle cereyan etmiş, ilk soruşturma safhasında kamuoyuna açıklanıp, birilerini töhmet altında bırakan ve bazı gazetecilerin başını yiyen ifadeler, daha sonra mahkeme safahatında Şemdin Sakık tarafından yalanlanmıştı. Ama "ilk günün darbesi" birileri için istenen sonucu vermişti.

Ayrıca, medyaya yansıyan ifadeler Öcalan'ın konuştuklarının tümü değil. Demek ki "sızdıranlar" bir seçme yapıyorlar. Bu seçmeyi ifadelerin tümünü elinde bulundurduğu farzedilse, medyanın yapması da mümkün, ama henüz medyanın kendisine verileni yayınladığını söylememiz lâzım.

Peki "sızdıranlar" seçmeyi neye göre yapıyorlar?

Şemdin Sakık sızdırmasında darbeyi gazeteciler yemişti.

Öcalan hadisesinde ana çizgiler şöyle beliriyor:

1- APO'nun bir yandan cani görüntüsünü, diğer yandan bir lider olarak tükenişini besleyen itiraflar...
2- Suriye, İran, Irak, Avrupa ülkeleri ve Yunanistan'a yönelik suçlamalar.
3- PKK'nın finans kaynakları ve propaganda desteği çerçevesinde işadamları ve sanatçıların afişe edilmesi...
4- HADEP-PKK işbirliğine yönelik malzemeler..
5- Kürtçülük hareketiyle bağlantı kurulan başka siyasetçiler...

İlkinin APO'nun zaten pekişmiş olan "cani profili"ni tüm dünya önünde beslemek ve dağlardakileri çözmek için, ikincisinin, Türkiye'nin şu anda, özellikle Avrupa ve Yunanistan'a yönelik tavrını gerekçelendirmek için olduğunu düşünmek mümkün. Diğerleri, "içerde" netice almayı amaçlıyor. Sanatçılar ve işadamları işe hem magazinel hem sansasyonel boyut getiriyor.

Siyaset ise malûm... Gün siyaset günü... Her oy önemli... Ayrıca siyasî mühendislik önemli. Birçok yerde "18 Nisan sonrası ne olacak?" sorusuna cevap aranıyor. Öcalan ve PKK deyince HADEP'le ilişki kurmamak mümkün değil. HADEP'in kapatma dâvâsı var... Başsavcının ihtiyatî tedbir isteği var... Böyle bir ortamda PKK-HADEP ilişkisine dair her manşet bir kurşun değeri taşımaz mı?

Ya Erbakan? Erbakan'ın "bağımsız adaylık" başvurusunun karara bağlanacağı gün, bom diye bir manşet: "APO: Erbakan bize ateşkes teklif etti!" Ne cevap verilir buna? Nerden geliyor bu kurşun? Cevap verilse ne yazar? O kurşun o gün lâzımsa ve vurup geçiyorsa, arkasından cevaplar yetiştirmenin kıymet-i harbiyesi ne olur? Erbakan, APO'ya mı cevap versin, yoksa APO adına böyle bir ifadenin üretildiğini düşünüp ona göre mi konuşsun? Acaba APO'nun ifadelerinin önünde arkasında, yayınlanmayan bölümlerinde neler var? Bir kıskaç ki, sormayın... Acaba APO, Ecevit için ne diyor, Mesut Yılmaz için, Çiller için, Demirel için... Meselâ Demirel "Kürt kimliğini tanımalıyız" dediğinde APO ne düşünmüş? Meselâ HEP adaylarının SHP listesinden Meclis'e girmesini nasıl yorumlamış APO? Bunlar sorulmuş mu APO'ya ve nasıl cevaplar alınmış? Sorulmadıysa neden sorulmamış? Ya da neden sadece Özal ve Erbakan'ın sözü geçmiş?

Elhasıl "hukuk devleti" olmak için daha bir fırın ekmek yememiz gerekiyor.

Ecevit'e sormak istiyorum: APO'nun ifadeleri medyaya yansıdığında neler hissettiniz? "Bunlar hukuk devletiyle bağdaşmaz" diye mi düşündünüz? Yoksa "Erbakan'a bir darbe daha" diye ince bir sevinç dalgası mı geçti içinizden? İnanın yüreğinizde yaşadıklarınızı merak ediyorum. Zira gazetecilere, Öcalan'ın ifadeleri ile ilgili olarak söylediğiniz "Bunları ben de basından izliyorum. Bunların hangisi gerçektir, hangisi değildir, bilmiyorum." sözleri bir başbakanın tavrını değil, sokaktaki adamın sorumluluktan azade yaklaşımını andırıyor. Soru net: Öcalan'ın şu anda gizli kalması gereken ifadeleri rakiplerinizi vurduğunda seviniyor musunuz, yoksa hukuk devleti adına üzülüyor musunuz?


1 Mart 1999 Pazartesi



 

Ya Erbakan? Erbakan'ın "bağımsız adaylık" başvurusunun karara bağlanacağı gün, bom diye bir manşet: "APO: Erbakan bize ateşkes teklif etti!" Ne cevap verilir buna? Nerden geliyor bu kurşun? Cevap verilse ne yazar? O kurşun o gün lâzımsa ve vurup geçiyorsa, arkasından cevaplar yetiştirmenin kıymet-i harbiyesi ne olur? Erbakan, APO'ya mı cevap versin, yoksa APO adına böyle bir ifadenin üretildiğini düşünüp ona göre mi konuşsun? Acaba APO'nun ifadelerinin önünde arkasında, yayınlanmayan bölümlerinde neler var? Bir kıskaç ki, sormayın... Acaba APO, Ecevit için ne diyor, Mesut Yılmaz için, Çiller için, Demirel için... Meselâ Demirel "Kürt kimliğini tanımalıyız" dediğinde APO ne düşünmüş? Meselâ HEP adaylarının SHP listesinden Meclis'e girmesini nasıl yorumlamış APO? Bunlar sorulmuş mu APO'ya ve nasıl cevaplar alınmış? Sorulmadıysa neden sorulmamış? Ya da neden sadece Özal ve Erbakan'ın sözü geçmiş?


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED