8 Mart Kadınlar Günü'ne buruk karşılama... Başörtülü oldukları için eğitim ve çalışma hakları kısıtlanan kadınların sayısı hızla artıyor
|
ekiz Mart Dünya Kadınlar Günü çeşitli etkinliklerle kutlanırken, başörtülü kadının eğitim ve çalışma haklarının kısıtlanmasına yönelik uygulamalar hızla sürüyor. Başta İstanbul Üniversitesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi olmak üzere çok sayıda üniversitede kız öğrenciler başörtülü oldukları gerekçesiyle anayasal ve evrensel bir hak olan eğitim haklarını kullanamıyorlar. Üniversitelerin yanısıra İmam-Hatip Liseleri'nde okuyan kız öğrenciler de başörtülü olarak okullara alınmıyorlar. Öte yandan çeşitli mesleklerde çalışan başörtülü kadınların da çalışma hakları ellerinden alınıyor. Sadece İstanbul'da 500 civarında öğretmen açığa alırken, 200 civarında stajyer öğretmenin de görevine son verildi. Çok sayıda başörtülü öğretim üyesinin yanısıra, 657 sayılı yasaya tâbi memurlar, hemşireler ve diğer sağlık görevlileri de meslekten ihraç edilenler arasında yer aldılar. Türkiye'de kadınlar politika alanında da dışarda bırakılıyorlar. Hatta bazı partiler bu sorunun baskısıyla kadın kotası uygulamak zorunda kaldılar. Toplumun yarısından fazlası kadın olmasına karşılık, Meclis'te kadınların temsilinde de ciddi problemler bulunuyor. Fazilet Partisi'nin milletvekilliği ve belediye başkanlığı için başörtülü kadınlara yer vermesi bile bazı çevreler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Diğer alanlarda olduğu gibi kadın hakları alanında da çifte standartlar var. Başörtülü kadınların hakları sözkonusu olduğunda politik ve ideolojik faktörler devreye giriyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde kadınlar buruk. Ama en çok da başörtülü kadınlar 'Kadınlar Günü'nü buruk karşılıyorlar.
İnsan hakları ihlallerinde kadınlar ilk sırada
Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği(AK-DER) kurucu üyesi ve Mazlum-Der İstanbul Şubesi Hukuk Danışmanı Av. Serap Yaşar, 8 Mart Kadınlar Günü'nün senede bir kez de olsa kutlanmasının mennuniyet verici olduğunu belirtti. Kadın haklarında olumlu gelişmeler yaşanmadığını kaydeden Yaşar, "Aksine yeni sorunlar katlanarak geliyor. Özellikle şu iki yıllık süreçte başörtülü kadınların dişleriyle tırnaklarıyla elde ettikleri eğitim ve çalışma hakları kısıtlandı. Başörtülü kadınlar haksız ve hukuk dışı muamelelere maruz bırakıldılar. Bu tür uygulamalar kadınlara karşı ayrımcılık çerçevesinde ele alınmalıdır" dedi. Yaşar, ağır ekonomik koşullar altında çalışmak zorunda kalan başörtülü bir kadının çalışma hakkının kısıtlanmasının sadece kadını değil tümüyle aileyi olumsuz olarak etkilediğini vurguladı. Kadın haklarının sadece kadınları ilgilendiren münferit bir hadise olmadığını belirten Yaşar, "İnsan hakları bağlamında ciddi çözümler üretilmelidir. Maalesef başörtülü kadınların haklarına ilgi duymayan kadın hakları savunucuları da var ülkemizde" dedi.
Kadınlar ilk sırada
Son iki yıl içerisinde Mazlum-Der'e yapılan müracaatlarda kadınların ilk sırada yer aldığını vurgulayan Yaşar, "Başbakanlık genelgesinden sonra çok sayıda öğretmen, hemşire, laborant vs. gibi mesleklerde çalışan kadınlar başörtülü oldukları için görevden uzaklaştırıldılar, açığa alındılar. Hatta bebekli olduğu halde sürgüne gönderilenler oldu. Çok sayıda kadın da memurluk hakkını kaybetmemek için isitfa etmek zorunda bırakıldılar" şeklinde konuştu. Geçtiğimiz günlerde kurulan Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği(AK-DER) de yaptığı bir basın açıklamasında, kazanılmış hakların kullanılması ve korunmasında ciddi problemelerin yaşandığı, bu problemlerin büyük bir kısmının ise kadınlar tarafından yaşandığı belirtildi.
(Abdullah MURADOĞLU)
|