Logo... Yazarlar...

HAYATİ DEVELİ


Dil öğretmek-III

İ lkokullarda kullanılan Türkçe ders kitaplarına ve yardımcı araç gereçlere şöyle bir göz atınca bunların çok da kötü olmadığı görülüyor. Beş yıl boyunca, müfredatın hedeflerine bu araç gereçlerle pekâlâ ulaşılabilir. Lâkin ne oluyor da, nasıl oluyor da çocuklarımız, gençlerimiz ana dili kullanımı açısından arzulanan seviyede bulunmuyor.

Herşeyden önce ilk yıldaki yoğun, abartılı alfabe öğretiminin çocuklar üzerinde okuma ve yazmaya karşı sonradan düzeltilmesi pek de kolay olmayan bir soğukluk yarattığı açık. Ancak bunun dışında, şu son yıla kadar süregelen ve çocukları Roma'nın vahşet dolu arenalarında aslanlarla, kaplanlarla döğüşen glâdyatörlere dönüştüren Anadolu Liseleri'ne hazırlık yarışının da bu işin başta gelen mücrimlerinden olduğu kesindir. Daha ikinci sınıfta başlayan ve dozu gitgide artan bir bilgi edinme ve test çözme süreci, çocuğun dil kullanım kabiliyetini berbat, düşünme ve konuşma mekanizmasını berhava ediyor; yazı yazma kapasitesinin altına lağımlar döşüyordu.

Günde dört beş saat test çözen; hikâye, roman, şiir, anı... gibi edebiyat ürünlerini okuyup güzel Türkçe örnekleriyle karşılaşmaya fırsat bulamayan; her meseleyi dört seçenekli bir test mantığıyla algılayıp fikirlerini genişçe anlatma, başkalarının söylediklerini dinleme ve eleştirme melekesi kazanamayan; kendisine ne evde ne okulda topluluk karşısında konuşma fırsatı verilmediği için böyle bir zorunlulukla karşılaşınca dili dolaşan nesiller, hep o cinnet ortamında yaratıldı.

Belki sekiz yıllık zorunlu eğitim uygulamasının hayırlı bir neticesi, artık öğretmenlerin/öğrencilerin seğirte seğirte, soluk soluğa test çözmekten kurtulup aklı başında bir öğretim/eğitim mecrasına girmeleri olacak ve böylece Türkçe eğitimi belini doğrultabilecektir.


Türkçe'ye hizmet edenler/Hoca Ahmed Yesevî

Bugünkü kültürümüzün yüzlerce yıldır geliştire geldiğimiz rengi, esas olarak 11.-12. yüzyıllarda oluşmuştur diyebiliriz; zira bu yüzyıllar bizim için Müslümanlığın kabulü ve yeni coğrafyalara yönelme hareketiyle "yeni oluşumu" devirleri olmuştur. Böylesine büyük değişmeler yaşayan toplumların değişen kültür kodları arasında dilleri de bulunur genellikle. Birçok halk "din"ini değiştirirken, "dil"ini kaybedivermiş, sonuçta tarihin halklar mezarlığına gömülüp gitmiştir. Bu tehlike Türk dili için de sözkonusuydu, eğer birkaç ehl-i himmet Türkçe'ye sahip çıkıp omuz vermeseydi. Bunların başında da Hoca Ahmed Yesevî gelir.

Etrafındaki din ve bilim adamları, devlet erkânı Türkçe'den kaçarken o, Türkçe'yi kendi yolunun yegâne dili haline getirmiştir. Günümüz Türkçesi'ne uyarladığımız bir hikmetinde şöyle diyor:

"Beğenmez âlimler sizin konuştuğunuz Türkçe'yi,

Ariflerden işitsen, açar gönül ülkesini.

Ayet ve hadislerin anlamı Türkçe olsa yakışır,

Anlamına ulaşanlar, ona hayran kalır.

...

Miskin, zayıf Hoca Ahmed, yedi ceddine rahmet

Farsça'yı iyi bildiği halde, ne güzel söyler Türkçe'yi!"

Anadolu'da Farsça rüzgârları eserken Yunus Emre'nin, Aşık Paşa'nın, Kul Mes'ud'un ve daha nice gönül ehlinin Türkçe ifade edilmiş güçlü bir tasavvuf ve edebiyat dili oluşturabilmeleri, elbette Hoca Ahmed Yesevî'nin güven verici hikmetlerinin tesiriyle olmuştur.

Eşek Arısı

Radikal 2'de (7 Mart) Atilla Özkırımlı: "Türkçe otuz yıldır yanlış kullanılıyor" diyor. Demek ki Atilla Bey'in nesli de bu bozulmadan sorumlu. Şimdi bu sahada az çok kalem oynatmış eski yazıyı bilen bir aydınımız tutar da "...Osmanlıca denen neseb-i gayr-i sahih bir dil yaratılır" gibi cümleler kurarsa onların eğittiği nesiller neler yapmaz!
 


  8 Mart 1999 Pazartesi


Günde dört beş saat test çözen; hikâye, roman, şiir, anı... gibi edebiyat ürünlerini okuyup güzel Türkçe örnekleriyle karşılaşmaya fırsat bulamayan; her meseleyi dört seçenekli bir test mantığıyla algılayıp fikirlerini genişçe anlatma, başkalarının söylediklerini dinleme ve eleştirme melekesi kazanamayan; kendisine ne evde ne okulda topluluk karşısında konuşma fırsatı verilmediği için böyle bir zorunlulukla karşılaşınca dili dolaşan nesiller, hep o cinnet ortamında yaratıldı.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED