Logo... Yazarlar...

İHSAN DENİZ


Birkaç dergi daha

D oksansekizin dergileri'ne bakışımızı sürdürüyoruz:

Yüz küsur sayıdır çıkmakta olan bir başka dergi de, Dergâh! İlkin, şunu ifade etmeliyim: Henüz ince ayarı bakımından nasıl/hangi yörüngeye oturacağı pek kestirilemese de, daha ziyade kaba hatlarıyla farkedilebilir özellikler taşıyan bir 'yenileşme'yi yaşıyor 'Dergâh camiası' kendi içinde uzun süredir. Böyle bir kanaate varmamıza eşlik eden unsurların başında; öteden beri yapılaşmalarında hakimiyet kurmuş bulunan 'akademik' atmosferli ataleti kırma ve 'yerel-yöresel' eğilimlerden kök alan o statik bünyeden kurtulmaya dair çabalarla sanat/edebiyat/kültür alanında 'merkezin bir parçası' olmaya yönelik heveskâr tutumları saymak mümkün. İşte Dergâh dergisi, bana göre, sözünü ettiğim vasatın doğuşuna giden yolda, önemli bir işlevi yerine getirdi: Hem yeni(lenen) bir ihtiyaca cevap vermeyi/olmayı denedi, hem bu cevap bağlamında kendine bir yer açtı, hem edebî düzeyi, sanatsal derinlik ve niteliksel hacmi her zaman için tartışılabilir olsa da -kanıksanma handikapıyla beraber- yakaladığı 'ritmi' korumaya çalıştı ve hem de uzun vâdeli olmasını dilediğimiz bir hamlenin, bir 'arayış'ın temellerini attı. Bu arada, söz konusu yönelişin bir yansıması olarak görülebilecek diğer bir olgu da; Dergâh Yayınları'nın genç isimlerin şiir kitaplarını basarak bir taraftan canlı bir kimliği sahiplenmesi, diğer taraftan hareket alanını genişletmesidir. Söylemek bile fazla: Bir dergi için uzun vâdeli koşu, nefes ister. Dergâh gibi yüz sayıyı aşmış bir derginin, içinde bulunulan sanat/edebiyat ortamında, 'nasıl olsa her ay çıkıyoruz' biçimde özetlenebilecek bir 'alışkanlık'ın doğal rehavetini bertaraf etme babından, kendine yepyeni beslenme kaynakları bulması ve daha hacimli bir dönüşümü realize etmesi kaçınılmaz görünüyor. Daha önceki yıllarda ortaya çıkan kimi 'eklemlenmeler'in benzerleri, dergi yönetimini 'aradan bir star çıkarma' eğilimine şartlandırmamalı. Kendi payıma, 'star şair'in vitrin süsü gibi algılanışına yol açılmasını çok komik buluyorum. Yapay ortamlarla buna yönelişi değerlendiremiyorum. Dergi besler; popülerize etmek değildir amacı, olmamalıdır!

Gösteri, tipik bir 'büyük sermaye' dergisi olarak, 80'lerden 90'lara yürüdüğü kulvarda herhangi nitel bir sıçramaya sahne kılınamamasının vebâlini, 'tükenme' biçiminde ödüyor günümüzde. Benzerleri (Sanat Olayı, Gergedan, Argos vs.) çoktan sahneyi terkettikleri hâlde, Gösteri her sayısıyla düşen bir eğriyi sırtında nasıl taşıyor, anlamıyorum. Sanat/edebiyat çevrelerinin bu dergiye ne kadar ihtiyaçları var, bilemiyorum. Zira şu sorular cevap beklemeye devam ediyor: Gösteri, dünden bugüne kaç genç isme 'yatak' olabilmiştir? Kendi bünyesinde filizlenen hangi sanat/edebiyat ikliminden söz edilebilir? 80'lerde 'renkli' bir çeşniydi Gösteri; günümüzde hiçbir cazibesi olmayan ve üstelik sermayesine yük olan bir 'fazlalık'!

Tektipleşmenin kıraç zemini olan Adam Sanat da, sanki yıllar öncesinin heyecanını yitirmiş gibi. Hasbelkader, çıkıyor: Donuk, soğuk, sevimsiz, itici bir yüzü var bu derginin nedense.. İnsanın içinden, alıp da okuyası gelmiyor. Sadece Mart aylarında, o da, "Şiir Yıllığı" kitap ekiyle bir süre ilgi görüyor. Sonra, yine aynı şablon.. Demek ki, bazen, insanlar yaşlanınca çıkardığı dergiler de yaşlanıyor, eskiyor. Yıllardır, düzenli bir şekilde çıkardılar Adam Sanat'ı ama; bir türlü 'adam' edemediler şu sanatı!

Oysa Adam Öykü, daha genç ve dinamik bir fotoğraf veriyor şimdilik. Bunda biraz da, kulvarın tek ürünü olmasının payı var kuşkusuz. Gerçi Düşler Öyküler'den de söz etmek mümkün. Fakat kendi izini bırakacak yoğunluktan uzak bu dergi. Son dönemde, Adam Öykü, münhasıran hikâye damarının toplandığı bir havuz işlevini yerine getiriyor. Umarım, köhneleşmezler..

Edebiyat Ortamı, bir-iki özel bölümüyle göz doldurmak üzereyken; ne yazık ki, kapandı!
 


  8 Mart 1999 Pazartesi


Gösteri, tipik bir 'büyük sermaye' dergisi olarak, 80'lerden 90'lara yürüdüğü kulvarda herhangi nitel bir sıçramaya sahne kılınamamasının vebâlini, 'tükenme' biçiminde ödüyor günümüzde. Benzerleri (Sanat Olayı, Gergedan, Argos vs.) çoktan sahneyi terkettikleri hâlde, Gösteri her sayısıyla düşen bir eğriyi sırtında nasıl taşıyor, anlamıyorum. Sanat/edebiyat çevrelerinin bu dergiye ne kadar ihtiyaçları var, bilemiyorum. Zira şu sorular cevap beklemeye devam ediyor: Gösteri, dünden bugüne kaç genç isme 'yatak' olabilmiştir? Kendi bünyesinde filizlenen hangi sanat/edebiyat ikliminden söz edilebilir? 80'lerde 'renkli' bir çeşniydi Gösteri; günümüzde hiçbir cazibesi olmayan ve üstelik sermayesine yük olan bir 'fazlalık'!


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED