Logo... Yazarlar...

Dünya Kadınlar Günü

Ahmet TAŞGETİREN

B ugün Dünya Kadınlar Günü... Kadın haklarının dünya çapında gündeme geldiği gün. Türkiye'de kadın haklarını gündeme getirmek için bir hayli malzeme olduğu doğrudur. Kadın ikinci sınıf vatandaştır, kadın evinde dayak yer, kadın cinsel sömürüye uğrar, kadın metalaşır, kadın ucuz işçidir, vs...

Bu sorunların çözümünde ciddi bir ilerleme kaydedilmiş değildir. Kadın dünyasında aynı sorunlar, belki de derinleşerek devam ediyor. Hatta bugün bir artısı var sorunların... Şu anda kadın hakları ile ilgili sorunların en güncel boyutunun "başörtülü kadınlar"ın "kendi kimlikleri" ile kamu alanında varolmaları noktasında toplandığı muhakkaktır. Yaşayan problem budur. Acı çektiren, inancına uymasa dahi, kadını kadın olarak dünyaya geldiğine "isyan ettiren"... Kız çocuklarının, daha küçük yaşlarda ufkunu karartan bir problem... Aile hayatlarını dağıtan, baba-anne-kız üçgeninde derin sarsılmalar oluşturan...

Bir genç annenin anlattıklarını nakletmek istiyorum burada:

-Üç aylık hamileyim. Bir ilçede doktorluk yapıyorum. Başımı açmam için yoğun baskılarla karşı karşıyayım. Eşim kaymakam. O da başka bir ilin ilçesinde görev yapıyor. Ayrı yaşıyoruz. Sebebi eşimin "başörtülü bir hanım"la evli olduğunun bilinmesinden duyduğumuz endişe. Böyle kaymakamlar fişleniyor. Vali bey, kaymakamları çağırıp, eşlerinin başlarını açmalarını, aksi takdirde üste durumu bildireceğini ifade ediyor. Buna ne kadar dayanabileceğimi bilemiyorum.

Bu, yaşanan binlerce örnekten sadece birisi.

Dün bir döküm vardı gazetelerde: 500 öğretmen açığa alındı...

Hepsi başörtülü öğretmenler...

Valilik, kaymakamlara "başını açmayan bayan öğretmenlere zecri tedbirler" uygulayın diye talimat gönderiyor... Zecri tedbirler ne olabilir acaba?

Konya'dan, Malatya'dan, Erzurum'dan, başka illerden çığlık çığlığa telefonlar alıyorum her gün.

Ahizenin öteki ucunda ya bir bayan öğretmen, ya bir bayan öğrenci var.

Edirne'deki öğrencinin içine itildiği bunalıma ne diyeceksiniz?

Bugün kadın hakları ile başörtüsü sancısı bütünleşmiştir. Cumhuriyet'in en iddialı söylemidir "kadın hakları." Ama Cumhuriyet'in 75'inci yılında genç kızlar eğitim hakkı arıyor sokaklarda, bayan kamu görevlileri, inançlarıyla çelişmeksizin hizmet sunmak istiyor ülkesine... Ne yazık ki bu imkandan yoksun bırakılıyorlar.

Daha önceki hafta, iki dernek kuruldu bu ayrımcılığa karşı... Ak-Der (Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği) ve Özgür-der... Anlaşılıyor ki Türkiye, kadın hakları alanında resmi söyleme rağmen ilerlemek zorunda...

Öte yanda, "kadın hakları"ndan yola çıkan başka dernekler var. KADER gibi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi... Ama onlar, başörtülü bayanların şu an yaşadığı acıyı ya görmezden geliyor, ya da hatta olumsuz bir tavır takınıyor. Dışlıyor, suçluyor, yer yer onlara yönelik baskı politikasının parçası haline dönüşüyorlar. Gülay Göktürk, dünkü yazısında, haklı olarak, kadın nüfusunun yüzde 50'sinin başörtülü olduğu bu ülkede, bir kadın derneğinin, başörtülü kadınlara yönelik ayrımcı tavırlara karşı çıkmamasını eleştiriyordu.

Bugün Türkiye, kadın hakları alanında ulaştığı merhaleyi kutlayacak durumda olmayacak. Böyle bir kutlama eylemi, binlerce kadının çığlığına muhatap olacak... Orada dayak yiyen Cumartesi Anneleri, ötede okuldan atılan kız öğrenciler, beride işine son verilen bayan öğretmenler, kamu görevlileri... Bunlar nasıl kutlasın Kadın Hakları Günü'nü?

Resmi söylem belki, insanların kız çocuklarını "dini yaklaşımlarla okutmama" eğiliminde olduğunu düşünerek, etkin biçimde yüklenmişti kadın hakları üzerine... Kız çocuklarını okutma kampanyası hâlâ sürüyor Doğu-Güneydoğu illerimizde... İnsanımız, bir yerde inanç değerleri yaralanmadan kız çocuklarını okutabileceği bir alan bulduğunu düşünür ve orayı kullanmaya yönelirken, şimdi karşısına "Ama bu şekilde olmaz..." diye çıkılıyor... Çocukların eğitim hayatına son veriliyor. Acaba bunu resmi söylemin "kadın hakları" alanındaki iddiasını terkettiği biçiminde mi yorumlamak gerekiyor?

Bu sene devlet erkanının katılacağı bir Kadın Haklarını Kutlama Programı yapılacak mı bilemiyorum. Ve orada kendi kendileri olarak kalmak şartıyla eğitim görmek isteyen, inançları yaralanmadan kamu hizmeti yapmak isteyen ve tam da bu sebeple önleri kesilen başörtülü bayanlar için neler söylenecek, merak ediyorum. "Kadın hakları ama o kadar da bol değil... Bizim şartlarımıza uymayana hak da yok, hayat da..." Bu sözü kim seslendirecek bugün acaba?


8 Mart 1999 Pazartesi



 

Bugün kadın hakları ile başörtüsü sancısı bütünleşmiştir. Cumhuriyet'in en iddialı söylemidir "kadın hakları." Ama Cumhuriyet'in 75'inci yılında genç kızlar eğitim hakkı arıyor sokaklarda, bayan kamu görevlileri, inançlarıyla çelişmeksizin hizmet sunmak istiyor ülkesine... Ne yazık ki bu imkandan yoksun bırakılıyorlar.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED