Logo... Yazarlar...

DÜCANE CÜNDİOĞLU


"İslâmcılık" nasıl gençleştirildi?!

Ö teden beri, Türk Solu'nun dikkatimi çeken en ilginç husûsiyetlerinden biri de bu fikriyâtın mensuplarının -elbette istisnalar hariç!- nazarî siyaset'e ait tumturaklı laflar (!) etmelerine mukabil hâl-i hazır siyasî gidişata ve bu gidişatı mümkün kılan mantığa ilişkin bilgilerinin zayıf olması ve bu zayıflık nedeniyle de Türkiye'de olup bitenleri anlama/yorumlama konusundaki kapasitelerinin yetersiz bulunmasıdır. Türk sosyalistlerinin altyapı-üstyapı, emek-sermaye, proleterya-burjuvazi, kapitalizm-emperyalizm, vb. kavramlarla düşünce dünyalarını doldurmalarına, tahlillerini bu kavramlarla süslemelerine rağmen, ülke siyasetinin geçmişine ve hâline ilişkin verileri elde etmek konusundaki yaygın isteksizlikleri ve bu isteksizlikten kaynaklanan yaygın cehaletleri, onları, mevcudu nasılsa öyle anlamaktan/tanımlamaktan mahrum etmiş; hakkında teoriler ürettikleri milletin kültürüne, irfanına ve inançlarına ilişkin ciddiye alınabilecek hiçbir bilgiye sahip olmadıkları halde, o milleti kendi kalıplarına nasıl uydurabileceklerinin hesabını yapmakla yıllarını geçirmişlerdir.

Peki sonuçta ne oldu? Ne olacak, neler olup bittiğini anlayabilenlerin çoğu, ideallerini muhafaza etmeyi beceremeyip hâl-i hazır duruma ayak uyduracaklar ve yıllarca savundukları o parlak fikirleri gençlik hayalleri olarak nitelemek zorunda kalacaklardır.

İyi ama, Türk Solu'nu bu hale getiren nedir? Hangi fikir, hangi düşünce akımı Türk Solu'nu bu hale getirdi?

Bence Türk Solu, herhangibir fikir karşısında yenilmedi, bir fikir akımına mağlup olmadı. Türk Solu, bir hayalin peşinden koşmuştu, koşabilmesi için de kendisine gerekli zemin hazırlanmıştı ve zaten kendisi de bir hayal idi, hayalî idi. Çünkü bütün ideolojiler gibi tam da gençlere göreydi ve gençliğin isteklerine (zaaflarına) göre imal edilmişti. Gençlik devri geçtikçe, gençlik devrinin hayallerini sürdürmenin mümkün olmadığı anlaşılınca, bu sefer orta yaş devrine uygun hayallere ihtiyaç duyuldu ve tabiatıyla dünün solcu gençleri bugünün liberalleri/demokratları olmakta gecikmediler; önce devrimci, sonra sosyal demokrat olmayı tercih ettiler: Gençlik yıllarında gençlik hayalleri... Orta yaş sınırlarında dolaşırken orta yaş hayalleri... İdeolojiler gençler içindi ve ancak gençlerin ideolojisi olabilirdi. Nitekim ideoloji sahibi gençlerin yaşlandıkça başlarına neler geldiğini görmek isteyenler, yaşlı sosyalistlerin ahvâline bakabilirler. (Nedense Çetin Altan'ın bu değişimin safahâtını göstermek bakımından fevkalâde etkileyici bir misâl olduğunu düşünüyorum. Fakat Hasan Cemal veya Uluç Gürkan isimleri -yaşları da dikkate alınırsa- sanırım bugünkü nesiller açısından daha açıklayıcı olmak özelliğine sahipler.)

Bir Fransız siyasetbilimcisi, gençlerin umumiyetle radikal, ortayaşlıların liberal, yaşlıların ise muhafazakâr olduklarını söyler: "Gençler radikal olurlar, zıra muhafaza edecekleri bir geçmişleri yoktur ve fakat kazanacakları bir gelecek vardır. Orta yaşlılar liberal olurlar, zira onların muhafaza edecekleri bir miktar geçmişleri ve yine kazanacakları bir miktar gelecekleri vardır. Yaşlılar ise muhafazakâr olurlar, çünkü onların artık kazanacakları bir gelecekleri olmamasına rağmen, muhafaza edecekleri kocaman bir geçmişleri vardır."

Radikalliğin gençlere, liberalliğin orta yaşlılara, muhafazakârlığın ise yaşlılara mahsûs kılınması, hiç kuşku yok ki bir genellemedir ve dünyada, bâ-husûs ülkemizde yaşlı radikallere, orta yaşlı muhafazakârlara ve genç liberallere rastlamak her zaman için mümkündür. Binaenaleyh burada dikkat çekmeye çalıştığım cihet, yaş gruplarına uygun duruşlar bulmak değil, bilakis ideolojik keskinliklerin umumiyetle gençler için üretildiğine, müşteri kitlesi büyük ölçüde gençler olan ideolojilerin piyasaya sürüldüğüne dikkat çekmek.

Gençlerin siyasete konu olan hâdiseleri yorumlarken, olan'ı değil, olması gereken'i merkeze almaları ve olması gereken'e olan'dan daha çok ilgi göstermeleri anlaşılabilir bir durum. Ancak olan'ın olması gereken'e ait kavramlarla tanımlanmak istenmesi, bu arada olan'ın gözden kayıp gitmesine neden olmakta ve olmuş ve olan hakkında susan, susmak zorunda kalan gençler böylelikle olacak üzerine konuşma şanslarını da yitirmektedirler. Olacak pekâlâ "olmuş ve olan" doğrultusunda gerçekleşmeyebilir (olmayabilir), lakin olmuş ve olan'ı bilmeyenler, olacak'ı da tahmin edemezler; sadece olması gereken'in olacak olduğu hayaliyle avunurlar. "Olmuş" elbette olan'ı, "olan" ise pek tabii ki olacak'ı etkiler. Ne yazık ki bu süreç içerisinde olması gereken'in olan'a ve olacak'a etkide bulunması mümkün olmaz; zira onlar yok sayılmışlardır bir kere.

O halde bu açıklamalardan hareketle yukarıdaki tasnifi yenileyebiliriz: Gençler olması gereken'le, orta yaşlılar olan'la, yaşlılar ise olmuş'la ilgilenmeyi yeğlerler ve böylelikle gençler olması gereken'in, orta yaşlılar olan'ın, yaşlılar ise olmuş'un birgün olacak haline dönüşeceğine inanmayı sürdürürler. İşte ideoloji sahiplerinin, geçmiş'i ve hâl'i tahrif etmedikçe, bu ikisi hakkında ma'kûl ve makbul şeyler söylememelerinin en önemli sebeplerinden biri de budur! Geçmiş'e ilişkin tasavvurları yapay, hâl'e ilişkin tahlilleri ise sathîdir. Kezâ istikbal'e dâir hayallerinin çarçabuk tükenmesi de bu yüzdendir. (İstikbal'e dâir hayaller tükendiğinde, geçmiş tasavvurunun bir kıymeti kalmaz ve kişinin bu(a)rada bulacağı en iyi çözüm de tabiatıyla hâl'e intibak etmektir.) Nitekim Türk Solu'nu böyle bitirdiler: Geçmişi yok, hayali yok, sadece hâl'e intibak etmiş çok sayıda ortayaşlısı var.

Ne dersiniz, sizce ben bu yazıya yanlış bir başlık mı koydum?!?
 


  1 Mayıs 1999 Cumartesi


Radikalliğin gençlere, liberalliğin orta yaşlılara, muhafazakârlığın ise yaşlılara mahsûs kılınması, hiç kuşku yok ki bir genellemedir ve dünyada, bâ-husûs ülkemizde yaşlı radikallere, orta yaşlı muhafazakârlara ve genç liberallere rastlamak her zaman için mümkündür.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED