Logo... Yazarlar...

NAZLI ILICAK

Başörtüsü neyin ideolojisi?

T ürkiye'yi başörtüsü olayına kilitlediler. Bunun sorumluluğunu da, Fazilet'in üzerine attılar. Şimdi de Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun tek bir vaka için verdiği kararı allayıp pullayıp, öğrencilere de teşmil etmek istiyorlar.

Yönetmelik maddeleri

Bir kere söz konusu santral memuresinin uymak zorunda olduğu ve memurların giyimini düzenleyen bir kılık kıyafet genelgesi mevcut. (Talebeler için böyle bir mecburiyet yok.) Memure hanım bu genelgeye uymamış. Ama, Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 5 g bendine göre uyarılması gerekirken, hiç bir ikaz yapılmadan işten atılmış. Nitekim bu yüzden Danıştay 8'inci Dairesi, Yönetmeliğin 5'inci maddesinin (g) bendine göre, "belirlenen kılık kıyafet hükümlerine aykırı davranmak" fiili, uyarma cezası vermeyi gerektirirken, 11'inci maddenin (a) bendi, "ideolojik ve siyasi amaçla kurumda huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozanlara, kamu görevinden çıkarma cezası verilmesini" öngörmekte.

İdare, 8'inci Daire'nin kararına itiraz edince, mesele, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'na geliyor. Kurul, telefon memuresinin, yasağı bilmesine rağmen başını örtmesini, ideolojik tavırla, kurumun huzur ve sükûnunu bozma olarak yorumluyor ve 11'inci maddenin (a) bendinin uygulanabileceği görüşünü benimseyerek, yürürlüğü durdurma kararını kaldırıyor.

Değerlendirme

Acaba Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, hangi delillere istinaden, başörtüsü takmayı, ideolojik bir tavır olarak değerlendirdi, işin bu tarafı meçhul.

Peşin hükümlerin bazı yargı organlarını da esir aldığını üzülerek görüyoruz.

Kurul'un kararını haklı bulmak mümkün değil. Ama, tek bir kişiyi, üstelik devlet memurunu ilgilendiren bir karardan yola çıkarak, üniversite talebelerine başörtüsünü yasaklamak daha da tutarsız bir durum. Zaten Danıştay Başkanı Erol Çırakman'ın böyle bir yetkisi de yok. Gazeteciler sormuş, o da görüşünü söylemiş: "Memurlar hakkında böyle bir karar vermemiz disipline tâbi olmaları sebebiyledir. Üniversite öğrencileri disipline tâbidir. Onlara da disiplin cezası uygulanır."

Gazeteler, Danıştay Başkanı'nın bu cümlesine dayanarak, üniversiteli genç kızların kılık kıyafetinin kurallarını belirlediler(!) bile. Onlara göre, Danıştay Başkanı son noktayı koymuş!!!

Bu ülkede, her şeye rağmen kanunlar var. Kişiler hükümran değil. Danıştay Başkanı öyle buyurdu diye, Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK)ün geçici 17'nci maddesi askıya mı alınacak?

"Yürürlükteki kanunlara aykırı olmayan her türlü kılık kıyafet serbesttir" hükmünü unutup, Erol Çırakman'ın fermanına göre mi hareket edeceğiz?

Anayasa Mahkemesi kararı

Tekrar hatırlatalım: Anayasa Mahkemesi, YÖK'ün 17'nci maddesini iptal etmedi. Sadece, evvelce iptal ettiği 16'ncı maddenin gerekçesini hatırlattı. Oysa, Anayasa Mahkemesi'nin kararları bağlayıcıdır ama gerekçeleri bağlamaz. Ancak iptal kararlarının gerekçeleri, yeni bir kanun hazırlanırken Yasama organı tarafından dikkate alınır. Gene Anayasa'nın 153'üncü maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Yasa koyucu, "Kanunlara aykırı olmayan her türlü kılık kıyafet serbesttir" derken, Anayasa Mahkemesi gerekçesinde, "serbestlik, başörtüsü takılacağı anlamına gelmez" şeklinde bir gerekçe yazamaz. Yazarsa, Anayasa'ya uygunluk denetimi görevini aşarak Parlamento'nun üzerine çıkmış, serbest olanı yasaklamak suretiyle, hüküm tesis etmiş olur.

Fark

Telefon memuresi ile öğrencinin durumu birbirinden çok farklı. Çünkü, biriyle ilgili, yönetmelikte, başın açık olma mecburiyeti var. Üniversite talebesine ise kanun, kıyafet serbestliği tanıyor. Biri, yardımcı hizmetli sıfatıyla kamu kuruluşunda görev ifa ediyor. Diğeri, bir kamu hizmetinden sadece yararlanıyor. Ama, başörtüsünü, ideolojik silah olarak tarif etme eğilimine giren dayatmacı zihniyet bu bariz farkı görmezden geliyor.

Her başı örtülüye, laik cumhuriyeti yıkma amacında olan potansiyel bir suçlu olarak bakarsak vay halimize!

Hükûmet protokolünde, "Türbanın siyasallaştırılması ve ideolojik simge haline getirilmesi, samimi dindarları olumsuz etkiliyor" cümlesi yer alacakmış.

Siyasallaşmamış türban nasıl olacak şunun bir tarifini yapın da, herkes kurala uysun. Kendi halinde bir telefon memuresi, neden ideolojik bir tavır içinde bulunsun? Veyahut okumak için bilmin ışığına koşan yüzlerce genz kız, niçin laik cumhuriyeti yıkmak istesin? Bu kafayla, sokaktaki başörtülüleri de Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesine göre yargılarlarsa hiç şaşmayın. "Din ve mezhep ayırımına dayanarak halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek." Başörtüsü ideolojik bir tavırsa, aynı tavır, sokakta da suç sayılmaz mı?

Siyasal sembol

Öğrenmek istediğim bir başka husus da şu: Başörtüsü hangi ideolojinin sembolü acaba? Laik cumhuriyeti yıkmak anlamına mı geliyor? Yanlış anlamayı ortadan kaldırmak, ama dini inancı gereği başını da örtmek isteyenlere, bir model tavsiye edilebilir mi?

Başörtüsünü siyasallaştıran acaba kim? Bu soruna hakkaniyet ölçüsünde çözüm arayanlar mı, yoksa, laiklik kahramanlığına soyunup tesettürlü genç kızlar ve hanımlar üzerinden siyaset yapan soytarılar mı?

Sonra unutmayalım, başörtülü analar, kızkardeşler, yavuklular, bu vatan için binlerce şehit verdi. Ve üstelik, Atatürk, bu cumhuriyeti sarıklılarla birlikte kurdu..


 


  29 Mayıs 1999 Cumartesi


Kamuda çalışan bir telefon memuresini, İdare, kanuni mecburiyetin aksine, hiç uyarmadan işten attı. Danıştay 8'inci Dairesi, memure, evvelce ikaz edilmediği için, yürürlüğü durdurma kararı verdi. İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, başörtülü kişinin, ideolojik bir tavır içinde olduğunu ileri sürerek, kararı kaldırdı. Buradan yola çıkarak, kamu hizmeti görmeyen, sadece kamu hizmetinden yararlanan üniversite talebelerine de bu kararı teşmil etme niyetleri var.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED