Logo... Yazarlar...

Çıngar sinyali

Ahmet TAŞGETİREN

F P'nin listelere koyduğu başörtülü adaylardan ikisi seçilebilecek sırada. Millet seçtiği takdirde Meclis'e gelecekler...

Orada ne olacak?

İşte ilk sinyali Emin Çölaşan ve Ertuğrul Özkök veriyor.

Emin Çölaşan şu satırları yazmış:

"Meclis açıldığı gün, ilk kez türbanlı bir milletvekili içeri girmeye kalkışacak... Ve daha ilk günden, olaylar patlayacak. Türkiye karışacak, kavga ortamına sürüklenecek."

Yazı aynen böyle: "İçeri girmeye kalkışacak... Olaylar patlayacak... Türkiye karışacak, kavga ortamına sürüklenecek..."

Hadise ne?

Milletin seçtiği bir vekilin Meclis'e girmesi. Türkiye'de milyonlarca kadın var ve bunların önemli bir kısmı başlarını örtüyor. Bunların içinden herhangi birisi aday olup Meclis'e girme hakkına sahip değil mi? Günlük hayatında başını örten bir kadın, neden Meclis'e girerken başörtüsünü çıkarmak zorunda olsun?

Ayrıca başörtülü kadın da aday oluyor, çalışmalarını-hedeflerini anlatıyor halka ve oy istiyor. Seçiliyor ve milleti temsil etmek üzere parlamentoya gidiyor. Başörtülü milletvekilinin kavga diye bir niyeti yok, Türkiye'nin karıştırılması diye bir niyeti yok, olay çıkması diye bir niyeti yok. Gidecek ve birikimini millete sunacak. Gösterisiz, meydan okumasız.

Çölaşan'ın dilinde bu "kalkışma" oluyor. Sanki olmayan bir hakkı kullanıyor başörtülü milletvekili... Onun milletten alacağı oy, "oy" sayılmıyor Çölaşan'ın gözünde... Acaba diyorum, millet 550 başörtülü milletvekili seçse, bunların Meclis'e girmesi de bir "kalkışma" olarak mı değerlendirilecek? Yani milletin Meclis'e girmesi kalkışma mı sayılacak?

Sonra o "patlayan olaylar", "Türkiye'nin karışması", "kavga ortamı" neyin nesi? Kim yapacak bütün bunları? Çölaşan'ın bir bildiği mi var? Hazır güçleri mi var Çölaşan'ın olay patlatacak, kavga çıkaracak, Türkiye'yi karıştıracak?

Çölaşan yalnız değil.

Ertuğrul Özkök de yangına körükle gitmekten yana... Necmettin Erbakan'ı suçlamak için yola çıkmış, ama sonunda hesabı başörtülü adaylara ödetmeye çalışıyor. Şöyle yazıyor:

"Sırf maraza çıkarmak için listelere zorla türbanlı aday sokarak, aklınca kendi bulunmayacağı bir Meclis'i daha şimdiden kavgaya mahkûm eden bir zihniyet..."

Özkök de, daha şimdiden "maraza çıkarma"yı göze almış... Erbakan FP listesine "zorla türbanlı aday sokmuş"muş da... "Meclis kavgaya mahkûm ediliyormuş da..." Bunlar, "başörtülü milletvekilleri"ne karşı geliştirilecek provokasyonun ilk sinyalleri gibi gözüküyor. Ama olsun, millet "maraza çıkartmak isteyenler"i görecek. Daha şimdiden kavga için tırnak kaşıyanları not edecek.

Bunlar gerçekten utanılası tavırlar. Ülkeyi rahatlatmak yerine sürekli kaşımak iyi niyetli bir davranış olamaz. Başörtü bu ülkenin bir gerçeği ve herkes er geç başörtüsü ile barışmak zorundadır. Bundan Türkiye zarar görmez. Aksine kendi halkının bir rengine sahip çıkmak, onun için ülkeye hizmet yolu açmak Türkiye için tartışmasız kazanç olur.

Çığlık yarışmasına hazırlanın:

Japonlarca düzenlenen bir "Çığlık atma yarışması" var. Geçenlerde TV haberlerinde verildi. İçi mesaj yüklü en güçlü çığlığı atan birinci oluyor. İnsanların kimi iktidara bir dileğini bildiriyor çığlığında, kimi anne-babasına evlenme isteğini... Bu seçimlerde bir çığlık yarışmasına ne dersiniz? ANAP Lideri Mesut Yılmaz'a "Sessiz Çoğunluğun Sesini Duyurmak" için... Kanaatimce bu seçimlerde sessiz çoğunluğun sesini en çok Mesut Yılmaz'a ve ANAP'a duyurmalı... Tüm yaralı insanlar sesinizi yükseltin. Çığlıklarınızı bileyin. Onun duyacağı bir ton bulun ve seslenin... Öyle seslenin ki, sandıktan dışarı çıkmaya cesaret edemesin... Ders olsun... Evet, kafayı yorun bu çığlık yarışmasına...

Bir operasyon çerçevesinde Refahyol'u çökertenler, iktidara getirdikleri partiler tarafından "vefasızlığa uğramış"lar... Epey ağıt var onlar için... Eh, ağlamaya değer. Ara dönem insanları böyle iki "ara"da bir "dere"de kaybolurlar... Millet pazarına gelince kimse kimseyi kolay kolay kurtaramıyor. Ona kartel medyanın da gücü yetmiyor.

"ÖKSÜZLER VE YETİMLER GÜNÜ: Bu, siyaset dışı, ama en az onun kadar önemli bir mesele. Çocuk Vakfı, ilkini 18 Ocak 1999'da düzenlediği "1. Öksüzler ve Yetimler Günü"nün ikincisini bugün düzenliyor. 6-14 Yaş gruplarındaki kız çocuklar için ayakkabı, pantolon, ceket, gömlek, kaban, triko yanında oyuncak ve kitap yardımları yapıyorlar. Vakıf yöneticisi, Mustafa Ruhi Şirin'in bu tür yardımları, çocuk dünyasını incitmeyecek bir özen ve nezahet içinde yaptığını biliyorum. Yazmakta geç kaldım. Ama şu an geç değil, bugün, birilerimizin yüreği harekete geçerse Çocuk Vakfı'nın İş Bankası Altınbakkal Şubesi'ndeki 235951 numaralı hesabına bağışta bulunabilir. Bilgi için yine Çocuk Vakfı'nın 0 212 240 23 83 - 240 41 96 numaralı telefonları aranabilir.


27 Şubat 1999 Cumartesi



 

Japonlarca düzenlenen bir "Çığlık atma yarışması" var. Geçenlerde TV haberlerinde verildi. İçi mesaj yüklü en güçlü çığlığı atan birinci oluyor. İnsanların kimi iktidara bir dileğini bildiriyor çığlığında, kimi anne-babasına evlenme isteğini... Bu seçimlerde bir çığlık yarışmasına ne dersiniz? ANAP Lideri Mesut Yılmaz'a "Sessiz Çoğunluğun Sesini Duyurmak" için... Kanaatimce bu seçimlerde sessiz çoğunluğun sesini en çok Mesut Yılmaz'a ve ANAP'a duyurmalı... Tüm yaralı insanlar sesinizi yükseltin. Çığlıklarınızı bileyin. Onun duyacağı bir ton bulun ve seslenin... Öyle seslenin ki, sandıktan dışarı çıkmaya cesaret edemesin... Ders olsun... Evet, kafayı yorun bu çığlık yarışmasına...


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED