|
|
||||||
ivas- Altı yıl önce Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri Türkiye'nin gündemine bitmeyen bir dava ve şenlikte çıkan olayların mahiyetine ilişkin bir yığın tartışma bıraktı. Sivas'ta Madımak Oteli'nde yangın çıkması ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar şimdiye kadar çıkış sebepleri, provokasyonlar, tahrikler, 'irticai' örgüt ve eylemler, mahkeme kararları gibi açılardan ele alındı. Tahrik dolu konuşmasıyla olayların baş aktörü Aziz Nesin, ters çevrilen arabaların infilak etmemesi için benzin depolarını delen Emniyet görevlileri, şenliği Sivas'ın merkezine taşıyan ve devrim şehitleri için saygı duruşunda bulunan Sivas valisi, yüzlerini tanıyamadıkları insanları sanık listesine yazan polisler, Alibaba Mahallesi'ne asılan ihbar panoları, işkence altında alınan ifadeler, gözler bağlı imzalanan ifade tutanakları, mahkemeler arasında dolaşan dava dosyaları, mahkeme kararları, Yargıtay'ın bozma kararları ve Başbağlar misillemesi gibi pekçok temel konu ve önemli ayrıntı Sivas olayının bir parçası olarak duyarlı hafızalarda yerini aldı. Ancak 93 Temmuzu'nda Sivas'ta olup bitenlerle hayatları kararan bir grup insan geçen her günle
beraber biraz daha unutulmuşluğa terkedildiler. Bunlar Sivas olaylarının sorumlusu oldukları gerekçesiyle evlerinden götürülen ve bir daha geri dönmeyen Sivas sanıkları ile ne suç işlediğini anlayamadıkları eşlerini, çocuklarını, babalarını 6 yıldır bekleyen sanık aileleri idi.
Piyango onlara vurdu Sivas halkının ifadesiyle, Aziz Nesin'in ve Sivas Valisi'nin protesto edildiği gösterilere Sivas'ın yarısı katılmıştı. Olayların tahrikler ve provokasyonlarla istenmeyen bir seyir izlemesi ve 37 kişinin ölümü sonrasında Sivas Emniyeti "suçlu" aramaya başladı. Evlerden toplanan yüzlerce insan Emniyet'te sıraya dizildi. Sanıkların ifadesiyle polisler suçluları, "karpuz seçer gibi seçtiler, şunu şunu bana yaz, diyerek" belirlediler. Olayların ardından Sivas Emniyeti'nin piyangosunun vurduğu Sivas sanıkları 6 yıl boyunca tek başlarına değil, aileleriyle beraber yargılandılar. Oğullarının, eşlerinin, kardeşlerinin suçsuz olduğu halde idamla yargılanmasına anlam veremeyen sanık aileleri, bugüne kadar yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattılar. 'Oğlun askerde kasatura kaybetmiş' Sivas olaylarından sonra gözüne rahat uyku girmeyen annelerden biri de Fadime Sarıkaya. Olayların ardından iki oğlu birden tutuklanan Sarıkaya, olay günü oğullarının Tuzlugöl'de inşaatta çalıştıklarını belirterek, duygularını"Orada olsalar, yanan birisini görseler kurtarırlardı. Olayla ilgisi olmayan bir insan 7 sene suçsuz yere yatarsa buna anne yüreği dayanır mı? " sözleriyle anlatıyor. Olaylardan bir süre sonra kapıya gelen birisinin, "Oğlun askerde kasatura kaybetmiş. Karakola kadar gelmesi gerekiyor" dediğini, bunun üzerine de oğlu Fatih Sarıkaya'nın, "Ben kasatura kaybetmedim. Bunda bir iş var" diyerek Emniyet'e gittiğini söyleyen Sarıkaya, "Bir daha da gelmedi. O akşam kalır sabaha gelir diyorduk, 7 yıldır yatıyorlar" dedi. Altı yıl önce hayatları değişen ailelerden biri de Atalay ailesi. Sanık Ethem Atalay'ın eşi Neriman Atalay'ın anlattıkları, şeriat düzeni için devlete karşı eylem yapmakla suçlanan sanıklar arasında farklı kimlikte olanların da bulunduğunu gösteriyor. Neriman Atalay, eşinin cezaevine girmeden önce alkolik bir insan olduğunu, İslami bilgisinin bulunmadığını ancak cezaevine girdikten sonra öğrendiğini anlattı. Eşinin olaylardan yaklaşık bir ay önce bir polisle tartıştığını ifade eden Neriman Atalay, "Tartıştığı o polis olaydan sonra eşimi götürdü. Olay günü saat ikiye kadar yanımdaydı. Daha sonra da ablasına gitti ama polis 'Olayın başından sonuna kadar gördüm' demiş" diye konuştu. Oturduğu evin belediyenin zor durumda olanlara verdiği evlerden olduğunu söyleyen Atalay , CHP'li bir milletvekilinin, 'Sivas sanıklarının yakınlarını himaye ediyorlar', diye suç duyurusunda bulunduğu için zor durumda kaldığını da söyledi.
|
|
|||||
|
||||||
|
|
||||||
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |
||||||