SP, ANAP ve MHP'nin kurduğu hükümetin TBMM'ye getirdiği ve yine kendi milletvekillerinin oylarıyla kabul ettiği yeni yasa ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, çocuklarına ilköğretimin 5. sınıfından önce Kur'an öğretmeleri resmen yasaklandı. Veliler, çocuklarını ancak 12 yaşından sonra diyanet İşlari Başkanlığı'nın açacağı 'yaz kursları'na gönderebilecekler. Kur'an'ı ezberleyerek 'Hafız' olmak istyen çocuklar ise yeni yasayla, ancak 8 yıllık zorunlu ilköğretimden mezun olduktan sonra hafızlık eğitimi alabilecek. Bu baskı ve yasak yasası, TBMM'de görüşüldüğü sırasında, FP ve DYP milletvekillerinin yoğun eleştirisine hedef oldu. Yasanın, anayasa ve insan haklarına aykırı olduğunu savunan milletvekilleri, özellikle hükümetin 'muhafazakar' olduğunu savunan ANAP ve MHP kanadına yönelik eleştirilerini dile getirdiler. TBMM'deki hararetli konuşmaların tutanaklarını, 'utancın tarihi belgesi' olarak Türkiye kamuoyunun değerlendirmelerine sunuyoruz.
Değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı; Bolu Milletvekili Avni Akyol'un, 22.6.1965 Tarihli ve 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Ek Bir Madde Eklenmesiyle İlgili Kanun Teklifi İle Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin, Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair ve 22.6.1965 Tarihli ve 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Ek Bir Madde Eklenmesiyle İlgili Kanun Teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı; Bolu Milletvekili Avni Akyol'un, 22.6.1965 Tarihli ve 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Ek Bir Madde Eklenmesiyle İlgili Kanun Teklifi İle Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin, Millî Eğitim Temel Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair ve 22.6.1965 Tarihli ve 633 Sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna Ek Bir Madde Eklenmesiyle İlgili Kanun Teklifleri ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/496, 2/177, 2/184, 2/185) (S. Sayısı: 51)
BAŞKAN- Komisyon?.. Burada.
Hükümet?.. Burada
BAŞKAN - Doğru Yol Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın Ayvaz Gökdemir. Konuşma süreniz 20 dakikadır.
AYVAZ GÖKDEMİR: Sayın Başkan, zatıâlinizi ve Yüce Meclisin değerli üyelerini şahsım ve Doğru Yol Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum. Bilindiği, gibi milletimiz bin küsur yıldan beri Müslümandır. Resmî tarihe itibar ederek, bakarsak, Karahanlı Hükümdarı Satuk Buğra Han'ın 924 senesinde çıkardığı fermandan bu yana 1075 sene geçmiş demektir, ondan bir yüz sene önce de, esasen, milletimizde İslamlaşma süreci başlamıştı; dolayısıyla, bu bin küsur seneyi, 1200 senedir diye ifade edebiliriz. O günlerden bu günlere kadar millî hayatımız, millî hayatımızın her yeri, sosyal ve kültürel hayatımız, harbımız darbımız her şeyiyle İslamla yoğrulmuştur. İslam, milletimizin kalbindeki ilahî ışık, mutlak gerçeklik olmanın ötesinde, bir kültür cevheri olarak da, kültür yaratan bir büyük unsur olarak da, millî hayatımızı sarmıştır.
Yine, bilindiği üzere, İslamın Allah'ın emirlerinden ibaret olan mukaddes kitabı da Kur'an-ı Kerim'dir. Yine, bu bin yıldan beri, Türk çocukları, Türk Milleti, bu mukaddes kitapla da hemhaldir; onun eğitimiyle, öğretimiyle uğraşılmış ve bu hususlarda çok ileri mesafeler alınmıştır.
Arz etmeye çalıştım ki, millî hayatımızın bütünü İslamla ve Kur'an-ı Kerim'le yeniden şekillenmiştir. Ne gibi; Kur'an-ı Kerim en güzel harflerle, en güzel yazıyla yazılsın diye hüsnühat sanatı icat edilmiş ve milletimiz, bu hususta zirvelere çıkmıştır. Kur'an-ı Kerim'in her sayfası insanların yüzüne cennet bahçeleri gibi açılsın diye tezhib sanatı icat edilmiş ve bu hususta, milletimiz zirvelere çıkmıştır. Kur'an-ı Kerim en güzel kapaklar arasında bulunsun diye mücellidlik sanatı icat edilmiş ve bu hususta zirvelere çıkılmıştır. Altında Kur'an-ı Kerim okunsun diye asumanî kubbeler çatmışızdır. O kubbeleri Süreyya misal avizelerle donatmışızdır. O kubbeleri tutan duvarları, Kur'an-ı Kerim sesi sinsin diye muhteşem çinilerle donatmışızdır. İstanbul önlerindeki askerin gönlü, ister uydurma ister gerçek olsun, bir hadisi şerifle de kanatlanıyordu; o asker, o Peygamber müjdesine inanıyordu. Kur'an-ı Kerim, milletimiz ve bütün insanlık için gökten inen Hak şerbetiydi. Bin yıl bu şerbeti kana kana içerek geldik; bu, bizim ana sütümüz oldu, ilahî gıdamız oldu. Askerimizin adı bugün mehmetçik ise, o Kitaba iman ettiğimizden ve o Kitabı tebliğ eden Resulü Ekrem Efendimizin adı Muhammet olduğu içindir. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)
Bu bin yılın kültüründe, sosyal hayatında, doğum öncesi âdetlerden ölüm sonrası âdetlere kadar, millî kültür ne ise, medeniyet ne ise, bunun her kodunda, eğer Türk Milletinin İslama iman etmiş, Kur'an-ı Kerim'i baş tacı etmiş bir millet olduğu gerçeği bir kenara bırakılırsa, Türk millî hayatı izahsız kalır; sivil mimarîmizden abidevî mimarîmize kadar her şeyimiz, adabımuaşeretimize kadar, sevincimize kederimize kadar her şeyimiz izahsız.
Şimdi, gevezelik etmeyin, kendinize ağır laflar söylettirmeyin. (DYP ve FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Burada, bütün bir milletin bin yıl iman ettiği bir kitaptan bahsediyoruz, İslam hakikatinden bahsediyoruz. İnanmasanız bile, terbiyeli davranmak zorundasınız. (DYP ve FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Türk Milleti bin senelik değildir.
AYVAZ GÖKDEMİR (Devamla) - Ben, Türk tarihini, sana okutacak kadar bilen adamım.
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Sen bana okutamazsın.
AYVAZ GÖKDEMİR (Devamla) - Ben, Türk tarihinin İslamla başlayan döneminden bahsediyorum.
BAŞKAN - Sayın hatip, lütfen, Genel Kurula hitap ediniz.
Değerli arkadaşlarım, lütfen, hatibe müdahale etmeyiniz.
Buyurun Sayın Gökdemir.
AYVAZ GÖKDEMİR (Devamla) - Bu memlekette, şu vakayla bir kere daha altı çizilmesi gereken bir şey var: Müslüman müsamahalıdır. Bazılarının içinde küfür kudurur, kendini zaptedemez; ama, bizi de bir santim geriletmek mümkün değildir. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)
Beyefendi, burası kahvehane değil; burası, kafa çekilip vatan kurtarma nutukları atılan sosyalist kulüpler de değil; burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buranın bir mehabeti vardır. Sizi saygıya davet ediyorum. (DYP ve FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Gökdemir, lütfen, Genel Kurula hitap ediniz.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Müdahale ediyorlar Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, hatibe müdahale etmeyiniz; Genel Kurulun nezahetini bozmayınız.
AYVAZ GÖKDEMİR (Devamla) - Sayın Başkan, icapsız ve edepsiz sataşmalarda müdahalenizi rica ediyorum.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, müdahale ediyorlar. Lütfen, konuşmacıya müdahale etmesinler.
BAŞKAN - İkaz ediyorum efendim.
SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Lütfen efendim.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Gökdemir.
Devam