DSP, ANAP ve MHP'nin kurduğu hükümetin TBMM'ye getirdiği ve yine kendi milletvekillerinin oylarıyla kabul ettiği yeni yasa ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, çocuklarına ilköğretimin 5. sınıfından önce Kur'an öğretmeleri resmen yasaklandı.
|
P GRUBU ADINA MUSA UZUNKAYA (Samsun): Değerli arkadaşlar, diyorum ki, bu yasanız, 12 yaş ve 12 yaş altındaki çocuklarımızın hafızlık yapmasına imkân tanıyacak mı? Net olarak buradan bir açıklama yapabilir misiniz? Hayır, böyle bir imkân burada yoktur ve hafızlık yapılamayacak.
İkincisi, yaz kursları... Yani, bir baba düşünün; 7 yaşında, 9 yaşında, 11 yaşında ve 13 yaşındaki çocuklarını camie gönderiyor en büyüğünün himayesinde. Hoca efendi diyecek ki: "13 yaşındakini alırım; ama, gerisini götür dışarıya." Bunu demeye ve dedirtmeye şu Meclis'in hakkı var mı?!
Değerli arkadaşlar, burada, bu sorunu çözmek zorundayız. Burada, bu vatandaş, bugün, bu yasayla bizden çözüm bekliyor. Sayın İsmail Köse kardeşimizle geçtiğimiz yasama yılında iki ayrı teklif verdik ve bu tekliflerimizin, hakikaten, geçen yasama döneminde kabul edilememesi bir talihsizlikti, ayrı bir konu. Komisyonlarda ciddî tartışmalar yapıldı ve mesele çözülemedi; ama, bu yıl, enteresandır, protokol gayretiyle, arkadaşlarımızın teklifleri, komisyonda, ihtisas komisyonunda tartışılma imkânı bile bulamadı. Ne garip tecellidir!.. Merak ediyorum. Dün, bazı arkadaşlarımız dediler ki: "Meclis vesayet altında değildir." Hükümet protokolü de baskı altında hazırlanmadığına göre, bu protokolün altına imza atanlar, neden esas görüşlerini burada egemen kılıp arzu edilen yasanın çıkmasına fırsat hazırlamıyorlar!? Değerli arkadaşlar, bunun nedenini de, cevabını da, yine, Hükümet ortaklarının ve özellikle, bu konuda yeni bir vebal yüklenici durumuna getirilmesini istemediğim MHP'li arkadaşlarımın konuya dikkatle eğilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani, bizim gibi, muhalefetin haklı talepleri gibi konuşup, DSP gibi oy kullanmak, doğrusu hiçbir arkadaşımıza yakışmaz. (FP sıralarından alkışlar; MHP sıralarından gürültüler). Yani, bizim gibi konuşacak, muhalefetin ve Anadolu insanının talebi gibi konuşacak ve o istikamette oy kullanacaksak, bu mesele, bugün, çözülür. ... Merak ediyorum, örgün eğitime mâni olmadığı halde, yaz kurslarının yasaklanma gerekçesini bize nasıl izah edeceksiniz?!.
MUSTAFA G. KARAHAN (Balıkesir): Kim yasakladı?!
MUSA UZUNKAYA: Arkadaşlar, 12 yaşından küçükler gidebiliyor mu?!. Gidebilecek mi çocuğunuz?!.
MUSTAFA GÜVEN KARAHAN: Gidemeyecek!..
MUSA UZUNKAYA: Niye gidemeyecek?
MUSTAFA G. KARAHAN: Kanun gereği gidemeyecek!..
MUSA UZUNKAYA: Ama, bu işi, size, bir eski bakan olarak yakıştırmak, bizim için mümkün olabilir; ama, seçmeniniz için mümkün değildir. Değerli arkadaşlar, bunun izahını hükümet yapmak zorundadır; ortakları yapmak zorundadır. Yani, eğitime mâni olan bir hali yok; niçin yasaklıyoruz?! Değerli bir konuşmacı arkadaşımız Genç, az önce "muhtelif kurslar var; açılsın" diyor. Zaten, o kurslar var. Değerli Genç kardeşim; o kurslar var; yaz boyunca, yüzücülük, atıcılık, spor, hepsi var; ama, yasak, bir yasada var; o da Kur'an'ın okunması ve öğretilmesinde var. İşte diyoruz ki, bunu ortadan kaldıralım; diyoruz ki, mesele kökünden çözülsün. (FP sıralarından alkışlar)
İSMAİL KÖSE (Erzurum): Değerli Başkanım, konuşmacı arkadaşımız, MHP isminden ve seçim beyannamesinden bahsetmek suretiyle, şu andaki hazırlanmış olan yasa tasarısına ters düştüğümüzü ifade ettiler. İzin verirseniz, 69'uncu maddeye göre düşüncelerimi arz etmek istiyorum.
BAŞKAN: Sayın Köse, buyurun.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul): Haydi Sayın Köse, hayırlı bir şey söyle.
NİDAİ SEVEN (Ağrı): Biraz susmasını bilin be!.. Ayıptır ya!.. Ayıptır!..
KADİR GÖRMEZ (Kütahya): Biraz dinlemesini öğren.
İSMAİL KÖSE (Erzurum): MHP'nin düşüncesi bellidir; yani, burada grubumuzu tahrik ederek, grubun düşüncelerine değişik şekilde baskı yapmak suretiyle veya basında, televizyonlarda yalan yanlış şeyler konuşmakla, düz oturup doğru konuşan MHP'ye karşı bu düşüncenizi toplumda kabul ettirmeniz mümkün değildir. (MHP sıralarından alkışlar).
Şimdi, Diyanet İşleri'nin yönetmeliğini Danıştay iptal etmiş. Neyi iptal etmiş; Kur'an kurslarının 5'inci sınıftan sonra yapılmasını iptal etmiş. Neyi esas koymuş; 4306 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nu. MHP'nin 2 milletvekili bu Millî Eğitim Temel Kanununa red oyu kullanmış ve düşüncemizi de diğer salonda söyledik. Yanlış olmuştur; ama, 28 Şubat 1997 tarihini unutan siyasetçinin, bu topluma daha çok büyük zarar vereceğini de unutmamamız gerekir. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar).
Değerli milletvekilleri, şimdi önemli bir görev yapıyoruz. Kapanmış, 15 yaşından sonra ancak Kur'an kursuna gelebilecek olan vatan evladını, Müslüman Türkün çocuğunu, koalisyon hükümetinin ortakları, uzlaşarak... Bu hükümetin adı uzlaşma hükümeti. Evet, İslam'ın emri de uzlaşmadır, sevgidir, kardeşliktir. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) Eğer, İslam'ı siyasete alet edersek, İslam'ı kendi şahsî düşüncemiz istikametinde burada ifade edersek yanlış yaparız. İslam, bütün insanlığa gelmiştir ve bütün insanları sevelim diyoruz. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) Peki, sevelim de niçin hırçınlaşıyoruz!.. "Kaşlarınızı çatmayınız" diyen Hazreti Peygamberimiz'dir. "Gülünüz; çünkü, sünnettir" diyen Hazreti Peygamberimiz'dir. Niye birbirimize karşı husumetle, kinle, hele özellikle böyle çok önemli mukaddesimiz üzerinde konuşma yaparken saldırgan bir düşünceyi bu kürsüden haykırıyoruz! Bizi dinleyen Müslüman millet. Evet, laik devlet, Müslüman millet diyoruz. Buna karşı olan kimse yok. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar).
Şimdi, meseleleri burada istismar ederek, bu yüce milletin en hassas olduğu, canını bu yolda feda edecek... "Benim ekmeğim yok, ama bana Kur'an'ı öğretecek müesseseyi ver diyor; benim hemşerimin ekmeği yok; işsiz... (FP sıralarından "Ve, ver" sesleri). Bir dakika kardeşim... Bir dakika... Milliyetçi Hareket Partisi kapatmadı kursları, kapatılmasına da vesile olmadı; istismar etmeyin konuyu... (FP sıralarından "Sen de şimdi aç" sesleri) Burada, bir kapı açıyoruz; bırakın, bu Müslüman'ın, inançlı insanın, samimi insanın evladı gitsin buraya; siyasetçiler olarak elimizi çekelim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasası'nın 24'üncü maddesinde söz vermiş, diyor ki, din dersini ve ahlak bilgisini ortaöğretimde mecburen, ben, yapacağım; ancak, din eğitimini, isteyen ya da velisi istiyorsa, ona da, yine, ben müsaade edeceğim. Peki, biz ne yapmışız; işte, arif olan anlar; biz de diyoruz ki, ilk defa, Türkiye'de Kur'an kursunu kanunla açıyoruz... (DSP ve MHP sıralarından alkışlar) ...
Burada Türk milletinin, Müslüman olduğunu unutan hiç kimse, hiçbir siyasî parti yok. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) Onun için, İslam'ı öğreteceğiz; İslam'ı kaynağından öğreteceğiz, hurafenin düşmanıyız; ama, İslam'ı öğrenen, devletinin, ordusunun ve müesseselerin düşmanı olmayacaktır... (MHP ve DSP sıralarından alkışlar) ... Ha, bir taraftan da laiklik de, hiçbir zaman Müslüman milletimizin dinine düşman olmayacaktır. Ne laiklik üzerinden din düşmanlığı yaptıracağız ne de din üzerinden devlet ve ordu düşmanlığı yaptıracağız.
BAŞKAN: 1'inci madde üzerinde ikinci söz talebi, MHP Grubu adına Ordu Milletvekili Sayın Cemal Enginyurt.
CEMAL ENGİNYURT (Ordu): Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bu noktaya gelinmesini hiç kimse arzu etmezdi; lâkin, birileri ipin ucunu başkalarının eline vererek, şimdi, kurtarılma derdine düşmüş ve kurtarılmay?ı da 57'nci Hükümet'ten bekliyor; yani, tabir, biraz kaba olacak ama, çocuk dünyaya gelmiş, çocuk önümüze koyulmuş "Bu çocuk kimin?" diye soruyorlar. Bunu bu hale biz getirmedik. Bunu, daha önceki dönemlerinde "Ya çıkacak ya çıkacak"mantığıyla, 28 Şubat süreciyle başlayan haziran ayına kadar hiçbir işlem yapmayıp, maalesef, 4306 sayılı Yasa Meclis'ten geçerken sesi bile çıkmayarak, eğitimde devamlılık esastır anlayışından hareketle, Kur'an kurslarının kapanmasına vesile olanlardır. MHP'nin bugünkü noktada hiçbir dahli yoktur. MHP, şu anda bu kürsülerden dinî motiflerle süslenmiş konuşmalar yapan ve hamasi nutuklar atarak İslâmı hiç kimseye bırakmayanlar gibi de İslâmı savunmamış, maalesef, çok acı ama, bir zamanlar "ezan susmasın, bayrak inmesin" diye, bugün ortalıkta İslâm adına gezenlerin korkudan yataklarının altına saklandıkları günde, ortalıktan çekilmemişlerdir. (MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) 57'nci hükümet, başörtü meselesini halletmeye çalışıyor; ama, birileri, inadına, bu meseleyi kaşıyarak, işi çözümsüzlük noktasına götürecek konuşmaları burada yapıp, insanları tahrik ederek, çözülecek meseleleri çözümsüzlük haline getiriyor. (MHP sıralarından alkışlar.) Kur'an kursları, burada çözülmek için gayret gösteriliyor. Sizlerin, daha önce kapattırdığınız, çocukların yaz Kur'an kurslarına bile gidemedikleri günlerden bugüne, 57'nci hükümetin mensupları, hiç olmazsa, bir ara kapı açarak; ama, sizin günahınızı temizleyerek, hiç olmazsa, bir ara kapı açarak, ilkokul 5'inci sınıftan itibaren, yaz Kur'an kurslarını serbest bırakmak için bir kanun teklifiyle geliyor. Yine, işi, çözümsüzlük noktasına götürmek için, kanunun iptal edileceğini bile bile, sırf iptal edilsin de, biz iptal ettirmiş olalım diyerek, ülkede çözümsüzlük olsun da, bizim beslenme kaynağımız devam etsin diyerek, işi inatla devam ettiriyorsunuz. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz; isteseniz de istemeseniz de, bu 57'nci hükümetin mensupları, inşallah, başörtü meselesini de halledecek ve eldeki tek sermaye olan başörtüsü de halledildikten sonra, sizi Vural Savaş'ın kapatmasına gerek bile kalmayacak. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)
MHP, seçim meydanlarında ne söylemişse arkasındadır. (FP sıralarından gürültüler) 57'nci hükümet, yapılacak ilk seçimlere gelindiğinde, bu milletin ekonomik, sosyal, kültürel, ahlakî ve dinî meselelerini çözdükçe, siz Allah'ın izniyle sandığa gömüleceksiniz. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar, FP sıralarından alkışlar (!) Benim, özellikle, böyle isyan ettikçe öğrenmek istediğim bir şey var, hep aklıma takılır "İmam-Hatipler kapatıldı" diye feryat edersiniz, hep merak etmişimdir, Muhterem Hocamız'ın çocuğu Arı Koleji'ni bitirip ODTÜ'de okurken, sizin çocuklarınız kolejlerde okurken, çocuğunuzu hiç İmam-Hatip'te okutmak aklınıza gelmedi de, şimdi mi İmam-Hatipler'i düşünüyorsunuz?! (MHP ve DSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) ...
Buralarda nutuk atarak, özellikle de Milliyetçi Hareket Partisi'ni, geçmişin Türk milliyetçisi olduğunu söyleyenler eleştirirken şunu iyi düşünmeliler: Ramazan ayında tutmadığınız orucun hesabını verin önce siz. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)
M. ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa): Sayın Başkan, susturmanız lazım.
CEMAL ENGİNYURT: Onun için, MHP'nin de ortak olduğu 57'nci Hükümet'in, bu meseleyi çözeceğine, bu Meclis ve Türk milleti inansın. Şimdi, yapacağınız tek şey, bu kürsüden, hiç olmazsa, memleketinizdeki insanınıza "Bakın, biz, orada konuştuk, bağırdık, çağırdık; ama MHP'liler engelledi. Bu MHP'liler Müslüman değil" diyeceksiniz. Biz, bunu biliyoruz; çünkü, geçmişte de dediniz bunu. Ama, bu millet, herşeyin en iyisini biliyor, en layıkını biliyor.
ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas): Sayın Başkan. Sayın hatip konuşmaları sırasında... (MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN: Bir dakika, duyamıyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER: Sayın hatip konuşmalarında grubumuza sataşmıştır. Düzeltmek için söz istiyorum.
BAŞKAN: Sadece 2 veya 3 dakika içerisinde, lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER: Sayın Başkan, biraz önce, Sayın Köse'ye, 6 dakika müsaade verdiniz.
BAŞKAN: Buyurun. (FP sıralarından alkışlar)
ABDÜLLATİF ŞENER: Sayın Başkan, değerli arkadaşımız heyecandan notlarını burada bırakmış galiba. (MHP sıralarından "öğren, öğren" sesleri) Değerli arkadaşlarım, biraz önce, MHP adına konuşan sayın milletvekilimiz...
BAŞKAN: Sayın Şener, çok rica ediyorum, lütfen, yeni bir sataşmaya sebep vermeden kısaca cevap verin.
M. ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat): Daha başlamadı; fal mı bakıyorsunuz Sayın Başkan!..
ABDÜLLATİF ŞENER: Sayın Başkan, biraz önce, bu kürsüden hitap eden, MHP adına konuşan sayın milletvekili baştan sona İmam Hatip Okulları'na veya Kur'an kurslarına sahip çıktığı gibi iddialar başkan sona yanlışlardan ve hezeyanlardan ibarettir. Ama, daha ilginç olanı şudur; hemen konuyu Vural Savaş'a ihale etme anlayışı... Son derecede yanlıştır. Meydanlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, kamuoyunda rekabetini yapamayan, demokratik rekabetini yapmayan; ama, partileri mahkemelerle vesairelerle... Rekabetten kendilerini uzak tutmak için, muhalefeti karşılarında görme anlayışına, hoşgörüsüne sahip olmayan zihniyet, Türk demokratik hayatının siyasal vazgeçilmez u nsurları olarak partileri göremiyor demektir. (FP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bu görememe, muhalefetten rahatsız olma anlayışı büyük bir hastalıktır değerli arkadaşlarım; ama, maalesef, bu hastalık bu kürsüde tezahür etmiştir. Muhalefeti Meclis'te görme alışkanlığına, anlayışına sahip olmama; tek parti, muhalefetsiz iktidar olma anlayışı ancak diktatörlüklerde görülebilir. (FP sıralarından alkışlar) Ama, hükümetinizin anlayışı da budur. Sokaklarda, meydanlarda hak isteyen işçilere ve memurlara, neredeyse provokatör ifadeleriyle saldıranlar, bu hükümetin başında bulunanlardır. (DSP sıralarından "Yalan söylüyorsun" sesleri.) Gazeteler, televizyonlar, hepsi bunu yazmıştır. Bu, doğrudan doğruya, muhalefete tahammül edememe anlayışının bir ifadesidir. Maalesef, 57'nci Hükümet'te bulunan bazı siyasî partilerimizin ve parti başkanlarının muhalefete rıza göstermeme anlayışı, karşısında muhalefeti görmekten rahatsız olma anlayışı, kendilerini sandıkta bitirecektir, sizi bu millet bitirecektir. (FP sıralarından alkışlar; MHP sıralarından "milletin sandığa kimi gömdüğü belli oldu" sesi, gürültüler). Meydanlarda söylenenler, Meclis'teki çoğunluğu Demokratik Sol Parti'nin emrine vermek değildir; yaptığınız budur, yanlışınız budur, düzeltmeniz gereken de budur. Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkış, MHP sıralarından gürültü)
BAŞKAN: Teşekkür ediyorum.
Devam
|