| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Takıntılıyım, takıntılısın, takıntılı!..Başlığı okuyup da "Ne takıntısı canım, benim hiçbir takıntım yok!" diyorsanız, bu vesileyle kendi takıntınızı açık etmiş olursunuz sadece! Kimse itiraz etmesin, hepimiz fazlasıyla takıntılıyız! Bu gerçeği müşahhas biçimde görmek istiyorsanız; önce kendinize, sonra da etrafınızdaki insanlara bu gözle bir bakın. Eğer görmezden gelme takıntınız yoksa, mutlaka görürsünüz. Görüp de tanıyamıyorsanız, yine dert değil. Tanımanızda yardımı olsun diye ben size milli takıntılarımızdan belli başlılarını sıralayıveririm. Siz de bu şablonu kullanarak, gördüğünüz yerde bütün takıntıları teşhir ediverirsiniz. Şimdi aşağıdaki takıntı tiplerini dikkatlice okuyun: Abartma takıntısı: Bu türden takıntısı olan tipler için basit bir sokak kavgasının II. Dünya Savaşı'ndan bir farkı yoktur. Herşeyi o kadar şişirirler ki, çenelerini kapadıklarında anlattıklarının hepsini balon niyetine kullanabilirsiniz. Bu tiplerin monoton ve heyecansız hayatlarını renklendirebilecek tek numaraları bu abartma alışkanlıklarıdır. Kıvırtma takıntısı: Böylelerini sorgulayıcı bir dikkatle dinlemelisiniz. Herhangi bir konuda kesin ve iddialı tezler ileri sürerler. Herkes hayran hayran onu dinlediği sürece sorun yoktur. Ama biri çıkıp da mantıklı bir antitez ileri sürer ve onun tezini çürütme noktasına gelirse durum aniden değişir. Kıvırtma takıntılı zatın, nasıl bir manevrayla karşı görüşe geçtiğini ve az önce kendi ileri sürmüş olduğu tezi nasıl büyük bir iştahla yerden yere vurmaya başladığını anlayamazsınız. Bir tür illüzyondur bu. Hani "bul karayı, al parayı" dedikleri cinsten... Böbürlenme takıntısı: Sesleri genellikle kahramanlara özgü gürlükte çıktığı için onları kolay tanırsınız. Durmadan ne kadar başarılı, ne kadar cesur, ne kadar uyanık, ne kadar bilgili, ne kadar centilmen, ne kadar cömert ya da o an için ne kadar ne olmaları gerekiyorsa o olduklarından sözedip dururlar. Sizin dinleyip dinlemediğinizle hiç ilgilenmezler. Çünkü onlar kendilerini dinlemekle meşguldürler. Yakınma takıntısı: Borçlanmadan bir selam bile veremezsiniz onlara. Yakaladıkları her yerde, durumun müsait olup olmadığına aldırmadan sürekli sızıldayıp dururlar. Paralarının yetmediğinden, çocuklarının söz dinlemediğinden, gece uyuyamadıklarından, iştahlarının olmadığından, şundan bundan... Seyyar felaket gibi en olmaz yerlerde karşınıza çıkar ve içinizi karartırlar. Mutlu olma takıntısı: Bu tipler anlaşılmaz biçimde hep mutludurlar. Hiçbir şey onların mutluluklarını gölgeleyemez. Pollyannacılığın aşırı bir fraksiyonuna mensupturlar. Sizin ufak tefek mutsuzluklarınıza bile bir tür hastalıkmış gibi yaklaşırlar. Aslında mutlu değil, kördürler. Meşgul olma takıntısı: Onlar her zaman meşgul olduklarını zannederler. Oysa sadece kendilerini meşgul ederler. Sürekli sağa sola telefon ederler, bir yerlere koştururlar, hesap kitap yaparlar. Bir şey sorduğunuzda sizi duymazlar. Uzun süre bir şey sormazsanız bu defa çay filan söylerler. Sizin çıkardığınız sesler onlar için sadece fondur. İlerleme takıntısı: Kafalarında sürekli bir kariyer yapma saplantısı vardır. Bu yüzden hayatın küçük zevklerinden hiç faydalanamazlar. Konunun tavla ya da uzay fiziği olması önemli değildir. Hemen kendilerini o konuda geliştirecek tedbirleri almaya çalışırlar. Genellikle bu gelişme işine çok abanıp etrafta olan biteni atladıklarından hiç gelişmezler. Bu takıntı tiplerini okuyup kendinizde olanı bulamadıysanız, bu sizin takıntınız olmadığı anlamına gelmez. Sadece sizin takıntınızın popüler takıntılardan olmadığı anlamına gelir. Ararsanız onu mutlaka bulursunuz!
gozcan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|