YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Cumhurbaşkanını ben de alkışlasam mı?

Yenilik taraftarı oldukları izlenimini veren, özgürlükçü olmakla övünen ve demokrasi özlemi çeken çevreler Cumhurbaşkanı Sezer'in önce rektör seçimi dolayısıyla YÖK tarafından sunulan listeyi ve bunun üzerinden çok geçmeden hükümetin devlet memurlarının işten alınma yöntemine değişiklik getiren kanun gücündeki kararnamesini geri çevirmesini büyük bir sevinçle karşıladı. Acaba bu iki olay meydana getirdikleri siyasi dalgalanmayı hak edecek önemi haiz mi idi? Bana hiç öyle görünmüyor. Benzetme uygun düşerse olanları bir sınav sırasında asayişi korumakla vazifelendirilmiş bir gözetmenin kopya girişimine engel oluşuna benzetebiliriz. Gözetmen kopya çektirmediği için alkışı hak etmiş değildir. Hele bu zat kopya çekenlerle ortak çalışmıyor diye alkışın şiddetini artırmanın hiçbir manâsı yoktur.

Devlet memurlarının meslek hayatını iki müfettişin verdiği raporla sona erdirmek hukuka mı aykırıdır; yoksa bu bir vicdansızlık mıdır? Doğrusu o kadarına ne benim aklım eriyor, ne de aklı eren birinin bulunduğuna inanıyorum; ama devlet memurların işten çıkarılmaları söz konusu edilince aklıma onların nasıl işe alındığı hususu takılmadan olmuyor. Türkiye'de devlet memurluğunun toplum nazarında yegane vasfı onun bir "ekmek kapısı" olmasıysa vicdanî bir meseleyle karşı karşıyayız. İnsanların ekmeğiyle bu kadar kolay oynanmasına vicdanımız el vermez. Oysa meselenin hukuku (hakları) ilgilendiren yanı işten çıkarma konusunu işe alınmayla irtibatlandırmayı gerektirir. Devlet memurluğunu iktisap etmekle onu kaybetmek arasında önceden ihdas edilmiş bir tenasüp acaba bu kararname aracılığıyla bozulmakta mıdır? Buna ihtimal vermiyorum. Hükümet "memur kıyımı" bahanesiyle özünde hiç de ideolojik olmayan ve tamamen istidam politikasına ilişkin bir tavrın takipçiliğini yapıyor olabilir. Memurlar memuriyete girdikleri gibi çıkarlar ve bu arada adamını bulan istediği dümeni yürütür. Mekanizmanın kâğıt üzerinde değil de, gerçek hayatta nasıl işlediğine dair Cumhurbaşkanının mutlaka bir fikri vardır.

Türkiye'de bürokrasinin neye dönüşeceği devletin en hayatî meselesidir. Üstünkörü geçemeyeceğimiz bir konu varsa o da en tepeden yani Cumhurbaşkanlığı makamından en alta kadar askeri ve sivil bürokrasinin sahip olduğu ehliyettir. Bu yüzden de devlet memurlarının nasıl işten çıkarılacağından çok nasıl işe alınacağı önem taşımaktadır. Daha doğrusu memurların işten çıkarılmaları işe alınmalarının bir türevi haline gelirse en elverişli durum doğmuş sayılır. Bürokraside işler öyle yürütülmelidir ki ülke olarak Türkiye bundan azami faydayı sağlasın ve Türkiye düşmanları yararlanmakta büyük zorluklarla karşılaşsınlar. Bir ülkede yaşayan insanların kendi cumhurbaşkanlarını gerektiğinde alkışlayıp, gerektiğinde yuhalamaları veya o zatı bir kısmı alkışlarken diğer kısmının yuh çekmesi hayra delalet etmez


11 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

İsmet Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...