| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Krizden nemalanan düzenin elebaşılarıAyda bir ya da iki ayda bir, bu ülke krize tosluyor. 'Kriz Merkezi'nde ya da merkezlerindeki dosyalarda kriz konuları hiç bitmiyor. Ve krizler, dikkat ediyorsanız hep de 'istikrar' gerekçeli oluyor. ' İstikrar' ı hedeflediğini söyleyen hükümetler tarafından çıkartılıyor. Daha doğrusu sahneleniyor. Türkiye'nin bütün işleri bir kenara itildi, memurlar hukuğa falan boşverilerek daha kolay nasıl işten atılabilir meselesi tartışılıyor. Bunca yasak varken. Bu devletin yasa dışı uygulamalar ve fiili durumlar konusunda bunca pratiği varken. Bu meselenin ' kriz' konusu olması size inandırıcı geliyor mu? Artık çirkin yüzü bütün hatlarıyla Türkiye insanının malumu olan Bülent Ecevit ve sahte 'istikrar' hükümetinin ne adına ve hangi amaçla ' istikrar' arayışı içinde olduğu ortaya çıktı. Bu hükümet, onu perde arkasından ' istikrar' adına kuran odakların istekleri doğrultusunda aslında bir 'kriz ' hükümeti olduğunu açıkça gösteriyor. Saklamadan, gizlemeden. Ayan beyan, işbaşına geldiği günden beri sadece 'kriz' ürettiğini ve bu 'kriz'lerden nemalandığını ve bu sayede kendisini ayakta tutan, güç veren ve destekleyen odakların 'istikrar' taleplerini yerine getirdiğini beyan ediyor. Güngör Mengi'yi, Oktay Ekşi'yi E. Özkök'ü şöyle bir okuyun, bu hükümetin kimlere hizmet ettiğini ve daha da hizmet borçlu olduğunu anlayacaksınız. Devletle binbir işi olan büyük medya gruplarının, 'istikrar' adına bu hükümete ihtiyaçlarının devam ettiğini ve o nedenle yaratılan bu son kararname krizinde alabildiğince ve gözükara biçimde hükümetten ve Ecevit'ten yana militanlık yaptıklarını anlamak için öyle fazla zeki olmaya gerek yok. Onlar da bunu gayet açık bir şekilde yapıyorlar. Eğer bunu, vatan millet edebiyatına sığınarak yapmasalar kimsenin de bir itirazı olmayacak. Düşünebiliyor musunuz, bu menfaat cephesi, hep bir ağızdan devletin bölücü ve şeriatçı olduklarından kuşkulanılan çalışanlarını atmaya hakkı olduğunu ve bu nedenle bu gibilerin sorgusuz, sualsiz, savunmasız devlet hizmetinden atılılmasını öngören kararnameyi destekliyor. Aynı menfaat şebekesi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in adaylık sürecinde ve seçilmesini takip eden günlerde hukuk devletinden yana görünüyordu. Şimdi kararnameyi imzalamadı diye aynı kişiye, onların menfaatlerini kollayıp gözettiği için tapındıkları Ecevit'le birlikte, tehditler savuruyorlar. Tabii aslında tapındıkları Ecevit değil. Devleti yöneten, 'istikrar' adına sürekli ' kriz' pompalayan ve daima halkın dikkatini başka konulara çekerek ülkedeki asıl mesenin tartşılmasını erteleyen güç odakları… Ecevit Hükümeti'nin neredeyse her kararı, her hamlesi bir 'kriz' yaratıyor. Çünkü aslında erk hükümetin elinde değil, hükümet ' kriz'i kucağında buluyor. Son memur kararnamesini, Bakanlar'dan çoğunun haberdar bile olmadan imzaladıkları biliniyor. Anayasa değişikliği, Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin uzatılması meselesi, af konusu, Öcalan'ın idam kararı, HADEP'li belediyeler, cezaevleri… Yaratılan yapay 'kriz'lerin bazıları. Liste uzatılabilir. Bunların hemen hepsinde 'kriz' mekanizmasını çalıştıran odak hükümet değildi. Bu 'kriz'lerle ilgili kararlar, MGK'da ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nde alınıp hükümete uygulanmak üzere gönderilen kararlardan oluşuyor. Meclis'in ve hükümetin devre dışı olduğu bir ülkede 'istikrar' adı altında her türlü 'kriz' dayatılabilir ve bu 'kriz ortamından medet umanlar, bu ortamdan yararlananlar da işlerini kolayca görebilirler. Bu arada dikkatler yapay başka konulara dağılmış olur. Bu 'kriz'lerden ' istikrar' adına yararlananlar kimler? İktidarı, ellerindeki erki, gücü kaçırmak istemeyen odakların amacı belli. Ülkede yönetimi ellerinden bırakmamak, bunu da memleketin şeriat ve bölücülük tehdidi ile karşı karşıya olduğu gerekçesine bağlamak. Ya bu güçlerin dışındakiler? O başyazarlar, Ecevit'le birlikte Cumhurbaşkanı'nı tehdit ederken, hukukun üstünlüğüne, hukuk devleti ilkelerine falan boşveren o yazarlar, kimin menfaatlerini savunuyor acaba? Belli ki patronlarının, bu Ecevit Hükümeti'nden, daha bir yığın alacağı, talebi bulunuyor. Yeni ihaleler, yeni özelleştirmeler, yeni teşvikler. Yoksa, belki de cumhuriyet tarihinin en başarısız hükümeti olan Ecevit Hükümeti'ne bu kadar yağ çekmenin ve onu militanca savunmanın bir gerekçesi olamaz.Medyadaki seviyesizliği ve militanlığı takip edin, memlekette neler olduğunu kolayca anlayabileceksiniz. Sabrınız elveriyorsa tabii…
[email protected]
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|