| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İstifa mı etse, intihar mı etse?Nasreddin Hoca'nın eşeği kaybolmuş. Hoca, köyün meydanında, öfkeyle bağırmaya başlamış.. -Eşeğimi hemen bulmazsanız, ben yapacağımı bilirim!.. Köylüler telaş ve korku içinde, dere-tepe koşuşup, Hoca'nın eşeğini aramaya başlamışlar.. Sonunda eşek bulunup, Hoca'ya teslim edilmiş.. Köylülerden meraklı olan biri Hoca'ya gitmiş.. Sormuş.. -Hocam.. Eşeğini bulamasaydık, ne yapacaktın? Nasreddin Hoca gülümsemiş.. Cevap vermiş.. -Ne mi yapacaktım? Kendime yeni bir eşek alacaktım!.. Bülent Ecevit ve ortakları ile kartel medyası manşetlerinin, kamuoyunu yanıltarak Cumhurbaşkanı Sezer'e karşı uyguladıkları "İmza et" baskısı da, Hoca hikayelerine benziyor.. -Kararnameyi imzalamazsa, çok fena olur!.. -Kararnameyi imzalamaması ihtimalini, düşünmek bile istemiyorum!.. Peki Sezer bu kararnameyi imzalamazsa ne olur? Birincisi, Cumhurbaşkanı'nın imzalamadığı kararnameler, "kararname" olmaz.. Sadece bir "taslak" olarak kalır.. Hükümetin kararname olması için hazırladığı "metin"ler, Cumhurbaşkanı'nın imzası ile "kararname" haline dönüşür.. Demek ki, Cumhurbaşkanı bu "Kararname Taslağı"nı imzalamazsa, ortada bir "kararname krizi" olmaz.. Çünkü ortada bir "kararname" olmaz.. İkincisi de, bu "Kararname Taslağı"nı Cumhurbaşkanı imzalamazsa, hükümet bu metni bir "kanun tasarısı" haline dönüştürüp, yasalaşması için Meclis'e gönderir. Eğer memurların "28 Şubat ilkeleri" doğrultusunda tasfiyesi, 3'lü koalisyon için çok önemli bir mesele ise, kendilerine "lider" denilen kişiler, parti gruplarında bütün ağırlıklarını koyarlar.. "Kanun Hükmünde Kararname" ile değil, bir "Kanun"la, memurların tasfiyesi başlatılır.. Ama bir başka mesele var.. "Ecevit-Bahçeli-Yılmaz"dan oluşan üçlü, "bir sürü milletvekili"ni ikna etmeyi eziyetli bulup, sadece bir kişiyi ikna ederek, bu metni geçerli kılmayı yeğ tutuyorlarsa, durum farklıdır.. O zaman da, şimdi yaptıklarını yaparlar.. Kartel medyasının manşetlerini, 28 Şubat'ın "brifing gazeteciliği"nde olduğu gibi esir alırlar.. Sanki Ahmet Necdet Sezer, İstanbul'a gitmemiş de, kutuplara kaçmış gibi haberler yaparlar.. Sanki Sezer, Ecevit'in görüşme talebini geri çevirmiş gibi, düzmece başlıklar üretirler.. Bülent Ecevit ve arkadaşlarının, artık sayı ile kendilerine gelmelerinin zamanıdır bizce.. Bu "model"de, pekçok aksaklıklar var.. Örneğin, "birileri" ile uyuşamayan bakanların (örneğin Hikmet Uluğbay), intihara teşebbüs etmesi bile, kartel medyasınca uyutulmadı mı? Örneğin "töre"ye aykırı davranıp, adaylık koyan bir bakanın, Meclis bahçesinde tartaklanması da, kartel medyasınca uyutulmadı mı? Dünkü "Hürriyet"te, "Sezer bundan sonra ne yapabilir" konulu alternatifler sıralanırken, son alternatif şöyle sunulmuştu.. -Cumhurbaşkanı Sezer istifa eder!.. İşte görüyorsunuz.. Durum böyle!.. Ayıp olmasa, bunlar, bu Kanun Hükmünde Kararname ile, önce Sezer'in tasfiye edilmesini de önerebilirler.. Ama, şu ana kadar seslendirdikleri ayıplar bile bunlara yeter artar!.. ŞAKA
Küçük Devlet!..
Aslında seçim yapmak da, milletvekili seçmek de, pek anlamlı değil.. Bize "üç lider"den oluşan "yürütme ve yasama" erki yeter.. "Kanun Hükmünde Kararname" varken, "kanun"lara gerek var mı? "Cumhurbaşkanlığı" makamı da "Çankaya Noteri"nin binasına taşınır.. Bu proje ile "devletin küçülmesi" hedefine kolayca ulaşabiliriz.. BÜYÜK YANLIŞ
Gülen, bir çeteci değildir!..
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel'in isteği üzerine, Fethullah Gülen hakkında tutuklama kararı alınması, hukukun amaçlarını ve hedeflerini zorlayan, yanlış bir karardır.. "Hukuk", ülkedeki huzurun, güvenliğin, adalet duygusunun ve uzlaşma anlayışının temelidir.. "Yazılı hukuk" da, bu hedeflere ulaşmak üzere yorumlanır, kullanılır.. Fethullah Gülen'in ideolojik söylemi ne olursa olsun ve ütopik hayalleri ne şekilde seslendirilirse seslendirilsin, bu kişi, bir çeteci veya devleti zorla ele geçirmeye çalışan bir örgütün şefi değildir. Tersine, toplumdaki dinamikleri eğitim kurumları oluşturmaya yönlendiren, toplumun farklı kesimleri ve farklı inançlar arasında hoşgörü ortamı sağlamayı amaçlayan bir isimdir Fethullah Gülen.. Bir sivil toplum örgütü değildir Gülenciler.. Bir cemaattir.. Elbet, siyaset üzerinde aktif katılımları olmamalıdır.. Ama toplumun uzlaşmacı, katılımcı ve dünyaya açılmayı hedeflemiş bir kesimini, yasaları zorlayarak karşıya almak, hukuk açısından da, siyaset açısından da yanlıştır.. Papa'yı vuran Ağca ile Papa ile diyalog kuran Gülen, aynı safa itilir mi?
[email protected]
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|