YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Uzun ömürlü şirketlerin sırrı

Amerika'da "gurular" mantar gibi bitiyor. Peter Drucker, Michael Porter gibi birkaç sahici kalem bir yana, guruların çoğu karın gurultusu. Handy hepsinden ağır çeker.

İngiltere 20. yüzyılda bir tek yönetim filozofu yetiştirdi, o da İrlanda asıllı: Charles Handy. Amerika'daysa yönetim "guruları" mantar gibi bitiyor. Peter Drucker, Michael Porter gibi birkaç sahici kalem bir yana, guruların çoğu karın gurultusu. Handy tek başına hepsinden ağır çeker. The Empty Raincoat başlıklı son eserlerinden birindeki fikirlerine göz atalım:

Hayat bazı insanlar için mücadele, çoğunluk içinse muammadır. Minneapolis'in açık hava heykel bahçesinde "Kelimesiz" diye adlandırılan heykeli hiç unutmam. Bu dünyaya boş yağmurluklar, maaş listelerindeki isimsiz sayılar, rol kapanlar, iktisat veya sosyolojinin ham maddesi, hükümet raporlarının istatistikleri.. olmak için gönderilmedik. Eğer ödenen bedel buysa, o zaman ilerleme boş bir vaattir.

Paradoks şu ki, başımıza geleni daha çok biliyor gözüktüğümüz an, daha fazla karışıyor aklımız; teknik kapasitemiz arttıkça güçsüzleşiyoruz. İhtiyacımızdan fazla yiyecek üretiyor, fakat açları doyuramıyoruz. Galaksilerin esrarını çözüyoruz da, ailelerimizin sırlarına aklımız ermiyor. Nefslerimizin ötesindeki uhrevî birşeylere saygıyı yeniden keşfetmek! Bu bir paradoks, ama öyle bir insanüstü manevî düzene ihtiramla yönelmeden, içinde gerçekten adam olabileceğimiz toplumsal yapıları kuramayız.

Sigmoid eğrisinden felsefî tahlil

Handy, daha sonra Temel fıkralarını andıran bir anısını aktarıyor ve Sigmoid eğrisinden yararlanarak müthiş bir felsefî tahlil yapıyor: Dublin yakınlarında bir köye gidiyordum. Yolda birine köye sapan yolu sordum. "Çok kolay, dedi. Dümdüz git, küçük köprüyü geç, Davy'nin barını göreceksin; ondan yarım mil beride!" Hepimiz bu İrlandalı köylü gibiyiz; gidilecek yolu ancak geriye dönerek bulabiliyoruz. Dönebilirsek tabiî. Oysa Sigmoid eğrisine aklımız erse, yarım mili boşuna tepmeden de köye sapabiliriz.

Sigmoid eğrisi-S-şeklinde, yavaşça başlayıp yükselen, sonra alçalan bir eğridir. İngiliz, Rus ve diğer bütün imparatorlukların hikâyesi gibi. Şirketlerin, hatta aşk ve dostluk ilişkilerinin seyri gibi.

Mesele şu: Eğrinin ötesinde hayat var mı? Alçalmaya başlamadan, ikinci bir eğriye geçmek mümkün mü? Olabilir, önceden harekete geçilebilirse! İkinci bir eğriye başlamanın doğru yeri A noktasıdır. A'da iken hem vakit, hem enerji ve kaynaklar yeni bir eğriye başlamak için elverişlidir.

Ne var ki, A'dayken bireysel ve kurumsal düzeyde alınan bütün sinyaller parlak bir gelecek vaadetmektedir. Herşey yolunda gidiyor, herşey boyuna gelişiyor, ilerliyordur. Kendini bu gidişe kaptıranlar rehavete dalıp, ancak B noktasında harekete geçmeye başlarlar. Fakat ne yazık ki iş işten geçmiş, iniş başlamıştır.

B noktasında ne vakit vardır yeterince, ne enerji, ne kaynak. Üstüne üstlük, toplum önderlerine güven sarsılmıştır. Eski güzel günlerin özlemi çekilmekte, mevcut liderler bozgunun sorumlusu sayılmaktadır. Peki, A noktasında harekete nasıl mümkün olabilir? Oraya varıldığının işaretleri nelerdir? Önce hangi adımları atmak gerekmektedir?

Evvela, her birey ve organizasyonun kendi konumuna dair kişisel/kurumsal değerlendirmesini yapması gerekir. A noktasında olup olmadığımızı, bize söyleyebilecek bir "bilim" yok henüz. En emin yol, her zaman A noktasında olduğumuzu ve dolayısıyla yeni bir eğriye başlamayı tasarlamamızın iyi olacağını düşünmektir. Şirketler, mevcut stratejilerinin gelecek iki, üç yıl içinde ürünlerinin ömür sürelerinin giderek kısalacağını dikkate almalıdırlar. McKinsey'den Richard Foster, 208 şirketin 18 yıllık başarımlarını inceledikten sonra şu sonuca ulaştı: Bu 208 şirketten sadece üç tanesi 18 yıl boyunca başarılarını devam ettirebilmiş, yarıdan çoğu (% 53) ise tepe noktasında ancak iki yıl kalabilmişlerdir!

Değişmekte olan bir dünyada, örgüt stratejilerinin ne olması gerektiğine dair mükemmel bir cevap yoktur. Cevap her an yeni baştan düşünülüp formüle edilmelidir.

YONCA ŞİRKETLER NASIL ÇALIŞIR?

Üç yaprağı var yoncanın. Birincisi şirketin çekirdek elemanlarını temsil ediyor. Yoncanın ikinci yaprağı sözleşmelilerdir. Üçüncü yaprak ise esnek iş gücüdür.

Bir kurbağayı soğuk su dolu leğene atar, sonra suyu yavaş yavaş ısıtırsanız, kurbağa sonunda ölür! Hemen itiraz edebilirsiniz: Sıcaklık belirli bir dereceye ulaşınca, kurbağa fırlayıp çıkar ve paçayı kurtarır. Hayır! Birçok kez denenmiştir ki, kurbağacık belirli bir ısı derecesine kadar keyfini bozmaz. Isı yükselmeye meyledince, kıpırdanışlar başlar, fakat radikal bir karara yanaşılmaz. (Muhtemelen bunun geçici bir durum olduğu düşünülüyordur!) Isı biraz artınca, şaşkınlık artmaya başlar, sıçrama hazırlığına geçilir, fakat artık iş işten geçmiştir; çaresiz çırpınışlar içinde terk-i dünya edilir. (Müslüman veya Budistler bu tür sevimsiz deneyler yapmazlar. Kurbağanın akıbetini Batılı bilim adamlarından öğreniyoruz!)

Eskiden şirketlerin müşteriler için yaptığı birçok işi, şimdi müşteriler bizzat yapıyorlar. Müşteri sayısı artarken, müşteriler hizmetleri kendileri yapar hale gelince, "iş" sayısı azalır. Böyle bir ortamda, tam-zamanlı istihdam edilen insanlardan haftada 40 saat düzenli çalışma beklemek yerine, yıllık 2000 saatlik çalışmayı farklı (ve daha verimli, yani daha ucuz!) biçimde örgütlemelerini talep etmek daha akıllıca değil mi? Yonca şirketler, işte bu ihtiyaca cevap veriyor.

Yoncanın üç yaprağı

Üç yaprağı var yoncanın. Birincisi şirketin çekirdek elemanlarını temsil ediyor. Bunlar yüksek vasıflı, iyi yetiştirilmiş profesyonellerdir. Günün her saatinde çalışır ve yüksek ücret alırlar. Yoncanın ikinci yaprağı sözleşmelilerdir. Çoğunlukla, bir zamanlar şirket için çalışmış, fakat şimdi ona dışarıdan hizmet veren insanlardır. Üçüncü yaprak ise esnek iş gücüdür. Belki düzensiz biçimde ve yarı-zamanlı istihdam edilmelerine karşılık, örgütün parçası olarak görülürler. Şirket onlara eğitimi, sağlık hizmetlerini, vs. dışarıdan sağladığı ölçüde randıman alır.

Mesele şu: Yonca şirket bir gerçeklik mi, yoksa iyi niyetli bir kurgu mu? Handy bizi bunların gerçek olduğuna inandıracak kadar bol örnek veriyor. İngiliz şirketi FI Group'u alalım: Yıllık cirosu 20 milyon Sterlini (9 trilyon TL) bulan FI elemanlarının yüzde 70'i kendi evlerinden iş yaparlar ve çalışanların yüzde 90'ı kadındır. Şirketin az sayıda çekirdek elemanı vardır ve bunlar birbirlerine bilgisayar ağlarıyla bağlıdırlar. Şirket tam anlamıyla bir "ağ"dır.

Handy bu sürece "sorumlu bencillik" diyor: Özerklikle işbirliğinin bir arada tecrübe edilmesi.

Uygun veya sorumlu bencilliğin örgütlere uygulanabilmesi için, Handy şu altı sorunun cevaplandırılması gerektiğini söylüyor:

1. Örgütün kuvvetli yanları ve yetenekleri nelerdir?

2. Zayıf yanları nelerdir?

3. Ne tür bir örgüt olmak istemektedir?

4. Nesiyle tanınmak istemektedir?

5. Başarısı nasıl, kim tarafından ölçülecektir?

6. Buna ulaşmayı nasıl planlamaktadır?

Yonca şirketlerin yanısıra, Handy federal örgüt ve üç I örgütünden söz ediyor. Federalizm, ortak bir bayrak ve paylaşılmış bir kimlik etrafında çeşitli birey gruplarının güçbirliği etmesi demektir. Özerkliği işbirliği ile birleştirmek suretiyle, federalizm birimleri küçük (en azından bağımsız) tutarak onları büyütmektedir. Bunun için, merkezin gerçekten güç devrine yatkın olması gerekir. Üç I örgütü ise zekâ, malumat ve fikirleri (Intelligence, Information, Ideas) biraraya getiren örgüttür. Handy'nin formülü ilginç: I3=KD (Katma Değer.)


13 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mustafa Özel

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...