YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

 

 

KHK çorbasına Yekta tuzu

Demek ki, Türkiye'de de gündem bazen uzun soluklu olabiliyormuş. Özellikle de 28 Şubat'ın artık nereden eseceği bilinmeyen rüzgarıyla kafası bulanmış siyasilere ve zaten oldukça tedirgin olan iş âlemine ortada bir krizin olduğu izlenimi verilmek isteniyorsa.

Öyle ya, yıllık iznimizi kullanmak için verdiğimiz aradan önce yazdığımız son yazı da, memur ihraçlarını kolaylaştıracak olan skandal hükmünde kararnameyi konu alıyordu. Aradan geçen ikiye yakın haftadır, Cumhurbaşkanlığı mevkiini tutmuş olan yeni şahsın, önüne uzatılan her kağıdı bir imza krizine sokacağı intibaı verilmeye çalışılıyor. Türk insanı, öyle her konuyu kurcalayan memurlardan hoşlanmaz. Basın ve medya aracılığıyla pompalanan hava, kafası prensipten ziyade iş bitirmeye çalışan ülkemiz insanını hayli bunaltmışa benziyor. Gül gibi ezilip giderken, Cumhurbaşkanı'nın devletin üst kademelerinde estirdiği bu samyeli, başkalarının mağduriyeti ve mazlumiyeti karşısında umarsız kalmaya alışmış halkımızı oldukça terletiyor.

Ahmet Necdet Sezer, halkın zihninde, mahcup tavırlarının ardında devleşen prensipli inadıyla yer etmiş bir adam gibi gözüküyor. "YÖK kriziyle", bu inat damarının ne ölçüde dirençli olduğu ölçülmüştü. Şimdilerde ise, Ecevit'in topal külhanbeyi edasıyla yaptığı "YÖKvari" çıkış karşısında Sezer'in inatla koruduğu prensiplerin neler olduğu anlaşılmaya çalışılıyor. Görünen o ki, Sezer'in hukuka verdiği değer, devletin âli menfaatleri için hukuku kaale almamaya alışmış olanlarımızı oldukça çileden çıkarmışa benziyor.

Bunların başında da, Sezer'in önceki görevindeki selefi Yekta Güngör Özden geliyor. Malumunuz, emekliliğini müteakip, Türkiye'nin yetiştirdiği bu ender şahsiyet, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin başkanlığını yürütmeye başlamıştı. Bu sıfatıyla, geçen gece bir TV kanalında Sezer'in tavrını eleştirmiş, hatta daha da ileri giderek onun kendi yanında geçirdiği "çömezlik" günlerinde de "zaten Atatürk'ü anma toplantılarının hiçbirine gelmediğini" itiraf etmişti. Özden'e göre, aslında Sezer'in imzalamaya yanaşmadığı KHK, bir yerde kendisinin ölüm fermanıydı. Sayın Özden ağzını açmak istemiyordu, ancak öyle anlaşılıyordu ki, irtica devletin ta en üst tepelerine kadar çıkmıştı.

Özden Atatürkçülüğü tekeline alan bir derneğin başkanı olduğu için, istediğini mürteci ve T.C. düşmanı olarak yaftalama hakkına sahipti şüphesiz. Sözlerinin ve suçlamalarının, bu ülkenin gerçek sahiplerince de duyuluyor olduğundan eminiz.

Ancak bir türlü kavrayamadığımız bir husus var. Yekta Bey gibilerin tekeline sokulan bir Atatürkçülük anlayışının, bugünün Türkiye'sini kuşatabilecek bir ufka sahip olduğu noktasında ciddi şüphelerimiz var. Öyle ya, siz hiç Yekta Güngör Özden'in, sözgelimi "düşünce suçu" denen zulme karşı durduğunu veya gelişen globalleşme karşısında Kemalizm'in "Devletçilik" ilkesini yeniden yorumladığını gördünüz mü? Yekta Bey'in akılda kalan tüm "eylemleri" ve "söylemleri", neden hep sadece "irtica" karşıtlığından ibaretmiş gibi gözükür? Yekta Bey'in Atatürkçülüğü neden hiç insan haklarını savunmaz da, sadece yasakları savunur?

Kemalizm'in çağdaş yorumu bu mu yoksa?


13 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Melikşah UTKU

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...