YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Bir insan bu kadar değişir mi?

Başbakan Bülent Ecevit'in basın toplantısını beraber izlediğimiz hukukçu profesör dostum, "Eyvah" dedi, "Bir başbakan bu denli gülünç hale düşürülür mü? Başbakanlık'ta hiç hukukçu yok mu?" Gerçekten de, başbakan, sanki evrensel gerçekmiş gibi, bir dizi yalan-yanlış görüşü sıralayıverdi... Hukuk eğitimi görmeyi de, üniversite mezunu olmayı da gerektirmeyen açıklıktaki anayasa maddelerinden vahim yanlışlıkta sonuçlar çıkarttı Ecevit...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i hedef alan sözleri dinlerken, gözümün önüne, bir yıl kadar önce Meclis'te yaşanan Merve Kavakçı olayı geldi. Aynı takallus etmiş çehre, aynı saplantılı bakış ve aynı vurgulamalar... O zaman, "Bu hanıma haddini bildirin" demişti Ecevit, şimdi de, aynı üslupla "Bu adamı durdurun" der gibiydi...

Oysa, Anayasa Mahkemesi başkanını Cumhurbaşkanlığı makamı için teklif eden DSP liderinin kendisiydi. Ortaklarına teklifini açtığında Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz'ın hazırlıklı olmadıkları anlaşıldı. "Neden olmasın?" dediler ve muhalefet liderlerini de ikna edip 'beşli takrir' ile Sezer'in adaylığını Meclis başkanlığına sundular. Bir yıl önce Sezer'i cumhurbaşkanlığına çıkaranın kendisi olduğunu hatırlayıp, hiç değilse bu yönüyle, biraz daha farklı davranmalıydı Ecevit...

Acaba, Sezer adını kulağına üfleyenler, formülü kabul ettirebilmek için, farklı bir vaadde mi bulunmuşlardı? Oradan aldığı cesaretle, DSP lideri, ortaklarına, "Göreceksiniz, her dediğimizi onaylatacağız" sözünü mü vermişti? Şimdi, dediklerinin çıkmamasından duyduğu hayal kırıklığıyla mı sesi gerektiğinden yüksek çıkıyor?

İnsanın aklına bu sorular geliyor...

Oysa, Ahmet Sezer, bugüne kadar hep aynı çizgiyi izledi. Kanun Hükmünde Kararname'yi (KHK) geri gönderirken yazdığı gerekçede belirttiği gibi, anayasada nitelikleri sıralanan Cumhuriyet'e sıkı sıkıya bağlı bir insan o... Lâiklik ilkesine bağlılığı, ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana oluşu, Atatürk'ün mirasına sahip çıktığı bilinen gerçekler... Her 'yargıç' gibi siyasî yönü olmayan bir hayatı vardı; fakat çevresinde 'sosyal demokrat' biliniyor. Yani, Bülent Ecevit'in savunur göründüğü görüşlere yakın duran biri... Ancak, YÖK ve KHK ile ilgili sorunlarda iyice ortaya çıktığı gibi, politikacılardan bir noktada ayrılıyor Sezer: 'Hukuk devleti' ilkesine samimiyetle inanıyor ve Türkiye için gidilecek yolun 'hukukun üstünlüğü' anlayışını yaygınlaştırmaktan geçtiği kanaatinde...

Galiba şöyle bir umut vardı Sezer'in Çankaya Köşkü'ne çıkması için yola çıkıldığında: "Saygın hukukçu kimliğiyle Çankaya Köşkü'ne çıkarır ve saygınlığını tepe tepe kullanırız... 'Çok gizli' devlet raporlarını önüne koyduğumuzda, tehlikenin yakınlığından dehşete kapılıp hizaya girer nasıl olsa..."

Ahmet Sezer'in 'tehdit değerlendirmesi' konusunda kendisine karşı çıkanlardan fazla bir farkı olduğunu hiç sanmıyorum. Önüne getirilen KHK ile amaçlanan uygulamaya, dikkat edilirse, karşı çıkmıyor; "Yapın, ama anayasa ve hukuk kuralları içinde kalarak..." diyor sadece... Kararnameyle amaçlanan düzenleme Meclis'ten geçmiş bir yasa olarak önüne getirilse hemen imzalayacağı belli... Dikkat ediyorsanız, bu bile, dünya kadar fark teşkil ediyor... Hukuku çiğnemeyi yol bilenler, "Sizlerle aynı kumaştanız" diyen Sezer'e tahammül edemiyorlar...

Bu da, 'irtica tehdidi'ni ciddiye alıp düne kadar kanunsuzluklara aldırmayanların gözünü açmaya başladı. Düşünün, yolları geçmişte Sezer'le kesişmiş yüzlerce yargıç ve savcı, Cumhurbaşkanı sıfatıyla, "Anayasaya uyun" tavsiyesinde bulundu diye "Bu hanıma haddini bildirin" üslubuyla Sezer'e hücum edildiğini görüyor... "Her işte hayır vardır" derler ya, şimdi olan gerçekten çok hayırlı...

Cumhurbaşkanı, duyduğum doğruysa, yakınlarına, "Adam 75 yaşında, ama sırf kamuoyunu hakkımda olumsuz etkileyebilmek için yalan söylemekten geri durmuyor" demiş...

Konu Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) görüşülürken, aslında kurul üyesi olmadığı halde milli savunma bakanına vekâleten toplantıya katılan bayındırlık bakanı MHP'li Koray Aydın, "Bu kararname şeriatçılar ve bölücülere karşı, siz niye itiraz ediyorsunuz?" diye sormuş Cumhurbaşkanı Sezer'e... MHP'nin FP'yi ve destekçisi kitleyi siyaset sahnesinden silmek için her fırsatı değerlendirmek niyetinde olduğunu ortaya koyuyor bu tavır... Cumhurbaşkanı Sezer'in, MHP'li bakana, "Hukuk mühendislikten de politikacılıktan da farklıdır; hukukta sonuç almak için her yol mübah değildir" cevabını verdiği söyleniyor...

Koray Aydın'ın MGK'da partisinin görüşünü ifade ettiği Devlet Bahçeli'nin liderler zirvesindeki tavrından da belli. Ecevit ve Yılmaz'la biraraya geldiklerinde, Bahçeli, "Kararnamenin bir kelimesine bile dokunmayalım, imzaya zorlayalım" görüşünü sonuna kadar savunmuş... MHP, "312. madde değişmez" görüşü gibi, "KHK bu haliyle gerekli" de diyor... Hükümet biraz daha devam etsin, DSP'nin işlevini de üstlenen bambaşka bir parti halini alacak MHP...

Başbakan Ecevit, "Cumhurbaşkanı önüne gelen kararnameyi ikinci kez reddedemez, imzalamak zorunda" derken, bir hukukî görüş belirtmiş oldu. Ancak, hukukun temel ilkelerine de, eldeki mevcut anayasaya da aykırı bir görüş bu. Daha da fenası, geçmişte, Demirel ve Özal'ın iktidarları sırasında sıkça başvurulan KHK uygulamasına en şiddetle karşı çıkan siyasi de Ecevit'ti...

Hukukçu dostum, "Galiba birileri başbakanı kasıtlı olarak yanıltıyor" dedi. Galiba öyle...


13 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...