YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Diyanet ile Diyanet Vakfı arasındaki kavgasının arkaplanında ne var?

Türkiye'nin en büyük vakıflarından olan Türkiye Diyanet Vakfı'na, hiç beklenmeyen bir yerden Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan gelen saldırı ve suçlamaları ibret ve hayretle takip ediyoruz. Bu kuruluşları yeteri kadar tanımayan ve işin özüne vakıf olmayanların ortadaki tartışmalardan nasıl bir sonuç çıkardıkları gerçekten merak konusudur.

Diyanet faaliyetlerine finansal destek sağlamak, ulusal bir kurumu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hukuki ve idari sınırlar dolayısıyla yerine getirmekte zorlandığı hizmetleri yurt içinde ve dışında yapmak için kurulan vakıf, şimdi Diyanet ile kavgalı hale gelmiş gözüküyor. Şaşırtıcı ve elbette ki üzücü bir durumdur.

Vakıf'la Diyanet arasındaki mücadelede kullanılan argümanlara bakıldığında işin nasıl sulandırıldığını anlamak zor değil. 'Vakıf'ın yayınladığı kitaplardan birinde kadının dövülebileceğine ilişkin bir değerlendirme varmış. Bir bilgi sosyolojisi çalışmasında da ordu ile ilgili değerlendirmeler bulunuyormuş! Her iki konu basın tarafından dillere dolanılarak Diyanet Vakfı yıpratılmak ve köşeye sıkıştırılmak isteniyor. Eleştiri kervanına Diyanet İşleri'nin de katılması manidardır.

Yayıncı konumunda olan Vakıf, yayınladığı tüm eserlerdeki her türlü tezleri ve bilgileri onaylamak ve paylaşmak zorunda mıdır? Daha doğrusu benim kitaplarımı yayınlamakta olan yayınevi, benim düşüncelerimin hepsini onaylamak, kabul etmek mecburiyetinde olabilir mi?

Bu bakımdan bu durum "belden aşağıya vurmak"tan başka bir şey değil. Ama işin daha da kötüsü Vakıf Genel Müdürü'nün bu tartışmalar nedeniyle söz konusu kitapları satıştan kaldırmasıdır. Genel Müdür yazıların hakkını savunması gerekirken eleştiri geldi diye kitapları satıştan kaldırıyor. Bu olacak şey değil.

Aslında Diyanet-Vakıf kavgasının özünde bir iktidar mücadelesi ve belli bir rant üzerindeki denetim arzusu yatmaktadır. Kimse bunu açık seçik söylemiyor. Şimdiye kadar Vakıf tarafından organize edilen hacdan elde edilen gelirlerin kontrolü Vakıf yönetimi tarafından gerçekleştirilmektedir. Yönetimde de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın fazla bir etkisi yok. Başkan her ne kadar 'Vakıf'ın da başkanı ise de buradaki diğer üyeler kendisinden önceki başkanın grubundandırlar. Kendi kararlarını geçirememekte ve denetimi tesis edememektedir. Milyon dolarlarla ifade edilen bu gelirlerin kontrolünü ele geçirmeyi kim istemez ki! Bütün mesele işte bu noktada düğümleniyor.

Diğer yandan sorunun daha genel bir proje ile ilişkili olduğu da anlaşılıyor. Diyanet Vakfı son yıllarda büyük bir gelişme gösterdi. Nerede ise holdingleşti. Bağlı şirketlere, işletmelere ve kuruluşlara kavuştu. Kendi alanlarında etkili bir konuma geldi. Bu gelişme bazı çevreleri tedirgin ediyor, anlaşılan.

Özellikle bunlar arasındaki İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM)'nin faaliyetleri ve yayınlanan İslam Ansiklopedisi en çok dikkat çekeni olduğunu anlamak zor değil. İSAM'ın tesis ettiği İstanbul'daki kütüphane herkesin ilgisini ve takdirini topluyor. Gören herkes büyük bir gurur duyuyor. Dünya çapında ve modern standartlardaki bu kütüphane herkesin uğrak yeri haline geldi. Burada çalışanların fedakar çabaları Türkiye'de modern kurumların nasıl tesis edilebileceğini de herkese gösteriyor.

Burada yayınlanmakta olan ve yirmili ciltlere ulaşan İslam Ansiklopedisi de diğer bir öğünç kaynağı. Ansiklopedi ile ilgili bazı eleştiriler yapılabilir, ama bu çabanın Türkiye standardında büyük bir başarı olduğunu hiç kimse inkar edemez. Böyle bir ansiklopedi temel bilgi kaynaklarına katkı olmanın ötesinde bilgi kaynaklarını yönlendiren bir çabadır. Tedirginlik yaratan da zaten bu noktadır.

Bir husus daha var. O da 'Vakıf'ın yurt içinde ve dışında çeşitli bilim dallarında onlarca yüksek lisans ve doktora bursu tahsis ederek genç bilim adamlarının yetişmesine katkıda bulunmasıdır. Yıllardır Milli Eğitim'in ve diğer kuruluşların yapmakta zorlandıkları bu işi Vakıf büyük başarı ile yürütüyor. Bu proje de bazı çevrelerce kıskançlıkla karşılanıyor.

Bütün bunlar üst üste gelince 'Vakıf'ın Türkiye'deki dindarlaşma ve İslami bilginin yaygınlaşması, bilimsel bilginin dönüşümünün gerçekleştirilmesi sürecine ciddi bir katkı sağladığı anlaşılıyor. Son yıllarda devreye sokulan ve temel amacı Türkiye'deki dindarlaşma sürecinin ve bilginin dönüşümünün önünün kesilmesi amacına matuf olan proje çerçevesinde Vakfın da tasfiye veya en azından budanmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Diyanet Vakfı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasındaki kavgayı böyle anlamazsak, sanıyorum yanlış değerlendirmiş oluruz. Diyanet İşleri İslam'da reform, İslam dinini hurafelerden arındırma, resmi tefsirler hazırlama ve İslam'ın görünümünü çağdaşlaştırma çabasında anlaşılan 'Vakıf'ı ciddi bir engel olarak görmektedir. Bunun için ilk kılıcını 'Vakıf'a karşı çekmiş ve Hac gelirlerini denetimine geçirmiştir.

Diyanet Vakfı'na karşı cephe alan ve yayınladığı kitaplardan cımbızla cümleler devşirmeye çalışanlar öncelikle İSAM Kütüphanesi'ni ziyaret etsinler ve ellerini vicdanlarına koyup düşünsünler, yeter. Eğer bağcıyı dövmek niyetleri yoksa, tabii..


19 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Davut Dursun

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...