| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yemin etseler başları ağrımaz!..Yemin etmeye alışığız.. Çocuk yaşlardan başlarız yemin etmeye.. -İki gözüm önüme aksın ki.. -Ekmek, Kur'an çarpsın ki.. Sürekli böyle yeminler dökülür ağzımızdan.. Ama halk arasında, "yemin"in ne kadar tutulduğu da, tartışılır hep.. Mesela şu cümle de sık sık tekrarlanmaz mı? -Yemin etsem başım ağrımaz!.. Rıfat Ilgaz'ın bir şiirine de girmiştir bu deyiş.. "Evdir bu anam babam İşte kapısı penceresi Yemin etsen başın ağrımaz Kapıda hane numarası." Son "Kanun Hükmünde Kararname" gerginliği sırasında, "hukukun üstünlüğü"nü savunarak bu metni imzalamayan Cumhurbaşkanı Sezer'in yeminini, açıkçası pek kimse hatırlamadı.. Sezer, Cumhurbaşkanlığı görevine başlarken, TBMM'de, Anayasa'nın 103'üncü maddesine göre, şöyle yemin etmişti.. Veya and içmişti.. -Cumhurbaşkanı sıfatıyla, devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefi korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim. Görüldüğü gibi, bu yeminin içeriğinde, "hukukun üstünlüğü", "demokrasi", "adalet anlayışı", "insan hakları", "temel hürriyetler", "tarafsızlık" gibi kavramlar da var.. Yani Başbakan Ecevit'in, "Biz üç koalisyon ortağı her konuda anlaşıyoruz" gibi gerekçelerle, Cumhurbaşkanı Sezer'i, gelen her metni imzalamaya zorlaması pek mümkün değil.. Aslında Cumhurbaşkanı Sezer, yeminin içeriğini daha derinine değerlendirir ve "milletin kayıtsız şartsız egemenliğini korumak" konusunda daha ileri adımlar atarsa, devletin bazı kesimleri, daha da ciddi "krizler"le karşı karşıya kalır.. "Liberal Düşünce Derneği"nin inter-net sitesinde (http://liberal-dt.org.tr./), Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Mustafa Erdoğan'ın "Milli Güvenlik Anayasası" başlıklı bir incelemesi vardı.. Prof. Erdoğan, özetle şöyle diyordu.. -Türkiye'nin resmi-şekli Anayasası'ndan farklı ikinci bir -de facto- anayasası bulunduğu söylenebilir.. Türkiye'nin olağanüstülüğü olağanlaştıran de-facto anayasası ise, esas itibariyle "güvenlik" kaygılarıyla belirlenmektedir, bundan dolayı, de facto anayasanın temel karar alıcıları, askerlerdir. Askerler de bu rolü Milli Güvenlik Kurulu ve özellikle de onun genel sekreterliği kanalıyla oynuyorlar.. Mustafa Erdoğan, yazısında 1984 tarihli "gizli yönetmelik" konusunu irdeliyor, bütün başbakanların MGK Sekreterliği kaynaklı bir genelgeyi imzaladığını vurguluyor ve şöyle diyor.. -Birçok yönüyle Türkiye'nin resmi Anayasası'na açıkça aykırı olan söz konusu genelge ile, MGK Genel Sekreteri veya "görevlendireceği personel", bakanlıklar dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarında, "Başbakan adına" denetleme yapmaya yetkili kılınmışlardır.. Diyoruz ki.. Resmi-şekli Anayasa'daki yeminden başka, acaba de-facto bir yemin de (veya and) var mı ki, Ecevit hukukun üstünlüğü yerine, "28 Şubat kararları" konusunda kendini ortaya atıyor? ŞAKA
Biraz dil-bilgisi!..
Oya Akgönenç'-in, Birleşmiş Milletler'in bir toplantısında Türkiye'yi jurnallediğini jurnalleyenler, kendilerini herhalde "journalist" zannediyor..
HAYRET
Demek böyle politikacılar da var!..
Sonunda politikacı Köksal Toptan'ın aldığı "seçim yardımı"na kilitlenen "Balina Operasyonu" ile, Türk siyasetinde balığın baştan mı, yoksa başka yerden mi koktuğu sorusu, gündeme geldi.. Ama hepimizin, çok açık bilinen gerçekleri bile, ilk defa duyuyormuş gibi hayretlere düşüp, şaşkınlık krizleri geçirmemiz, bu toplumda alışılmış bir görüntüdür. -Olur mu efendim? Bir politikacı, bir işadamından bağış veya yardım alır mı? -Vah vah.. Demek, işadamlarından bağış alan politikacılar da varmış.. Bizim "Yeni Şafak"ta, Mesut Yılmaz'ın, "Balina Operasyonu"na hedef olan işadamı Mehmet Niyazioğlu'nun oğlunun nikah şahitliğini gösteren fotoğraf ise, aynı tür reaksiyonlarla karşılandı.. -Bir siyasi lider, mahkûm olmamış bir işadamının nikahında şahit olabilir.. Aslında biliyoruz ki, bir siyasi lider, mahkûm olmuş ama henüz yakalanmamış kişilerle, diyalog da kurabilir. Olmadı mı böyle şeyler?.. Bize göre, bu tür olaylar karşısında gösterdiğimiz "toplumsal hayret", çok sağlıklıdır.. -Allah Allah.. Demek işadamlarından bağış alan politikacılar da varmış!..
mehmetbarlas@attglobal.net
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|