YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Sezer nasıl ikna olacak?

Necdet Sezer'in, Kanun Hükmünde Kararname'ye direnmesi, -meselenin özüne karşı olmadığına göre- gerçek bir demokrasi mücadelesi sayılır mı? Yoksa, hukukî gerekler ve şekil şartları yerine getirilirse, onun, hiçbir zaman muhteva ile ilgilenmeyeceğinin işareti mi?

Sezer, Anayasa ve kanunlara uygun olmak şartıyla, hükûmetin siyasi takdir hakkına müdahale etmemek istediği için mi, kararnamenin özüne karşı olmadığını söyledi? Yoksa memurların topluca kıyımını içine gerçekten sindiriyor mu?

Şekil tartışması

Bence Sezer, müfettiş kararıyla işten atılan memurun, bu işlemin iptâli için idarî yargıya başvurabilmesini, hukuk devleti açısından yeterli görüyor. Keyfi bir biçimde memuriyetle ilişkisi kesilenlerin mağduruyetlerini, yargının telâfi edeceğini düşünüyor. Çankaya ile mücadele, muhteva değil kararname yerine kanun olsun noktasında veriliyor. Bir şekil tartışması söz konusu.

Ama hükûmetin direnmesi sebebiyle, kamuoyundaki yaratılan izlenim farklı: Sezer "Öteki Türkiye'nin" (ezilmiş, haksızlığa uğramış, mağdur ve fukaraların Türkiyesi'nin) kahramanı oldu.

Askerin baskısı

Muhtevaya da karşı çıkması gerekirken, şeklî unsurlarla yetinmesini kifayetsiz buluyorsak da, mevcut şartlarda, böylesine bir direnç gösterebilmesi, gene de her türlü takdire şâyan.

Çünkü, hükûmetten ziyade, askerin bu konuda baskısından söz ediliyor. Ecevit'in ilk gün kararnameden haberdar dahi olmaması, bu iddiayı doğruluyor. Mesut Yılmaz ise, önce Anaplı bakanlara kararnameyi imzaladıkları için sitem etmiş, ama MGK toplantısını takiben ağız değiştirmişti. Demek perde arkasında gene 28 Şubat zihniyeti var.

Sessizce taşeronluğu kabul eden politikacıların yanında, kararlılıkla ilkelerini savunan Cumhurbaşkanı bir yıldız gibi parlıyor.

Mesele, hükûmet-Çankaya çekişmesi ile sınırlı kalmıyor. İşin içinde 28 Şubat var; MGK var. Nitekim, Çarşamba günü Milli Güvenlik Kurulu toplanıyor. Orada Sezer'i ikna etmeye çalışacaklar.

Sezer dayanacak

Ve Cumhurbaşkanı dayanacak. Dayanarak ürkek siyasetçilerin gözlerinin üzerindeki bir perdeyi de aralayacak.

28 Şubat'tan beri siyasetçilerin de, yargı mensuplarının da, basının da tavrı yanlıştı.

Erbakan, MGK kararları içine sinmiyorsa, imzalamayabilirdi. Hükûmet istifa edebilirdi. Yılmaz, hükûmeti kurmayabilirdi. Eğer Anap lideri boyun eğmeseydi, 8 yıl kesintisiz eğitim yasalaşmaz, İmam Hatipler'in kökü kurutulmazdı.

Necdet Sezer, hukuk adına direnişin bir sembolü oldu ve bu haliyle ürkek siyasetçinin örnek alabileceği bir tavır sergiledi.

Sezer, Ankara'ya giderek, basının pompalamağa çalıştığı gibi, küskünleri oynamadığını da gösterdi. Ecevit ile görüştü. Hükûmetin, zaten basına da yansıyan gerekçelerini öğrendi. Ama fikrini değiştirmesine imkân yok.

Meclis olağanüstü toplantıya çağrılabilir; böylece kriz aşılır.

Fazilet Partisi, Kanun Hükmündeki Kararname'nin dayanağı olan Yetki Yasası için, Anayasa Mahkemesi'ne müracaat etmiş ve yürürlüğü durdurma kararı talep etmişti. Yetki Yasası beklemeğe alındığı takdirde, Cumhurbaşkanı iyice rahatlayacak. Çünkü, Anayasa Mahkemesi'nin Yetki Yasası'nı durdurması, Kanun Hükmündeki Kararname çıkarma imkânını da ortadan kaldıracak.

Gerekçeler neydi?

Necdet Sezer'in "ikna olmasına" imkân yok. Çünkü ileriye sürdüğü gerekçelerde hiçbir değişiklik meydana gelmedi.

1- Yetki Yasası böyle bir KHK için hükûmete yetki vermiyor. Anayasa Mahkemesi kararlarında, Yetki Yasası'nın öngörmediği konuda, KHK ile düzenleme yapılamayacağı belirtiliyor.

2- Yetki Yasası, evvelce Anayasa Mahkemesi'nin iptâl ettiklerine benziyor. Zaten, Fazilet Partisi, buna dayanarak Anayasa Mahkemesi'ne iptâl başvurusunda bulundu.

3- Kanun Hükmünde Kararnameler, sadece acil, beklemeğe tahammül olmayan zorunlu durumlarda çıkarılmalıdır. Aksine davranış, yetki verilmesi değil, Meclis'in yetkisinin hükûmete devri anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi, yetki devrine karşı.

4- Kamu hizmetine girme bir siyasi haktır. Anayasa'nın 91'inci maddesine göre, siyasi haklara ilişkin KHK çıkarılamaz.

5- Anayasa'nın 38'inci maddesi, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceğini öngörüyor.

6- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na dayanarak, devleti tehdit eden unsurlar kolayca ayıklanabilir.

Değişen bir şey yok

Bütün bu gerekçeler orta yerde dururken, Necdet Sezer'in KHK'yi imzalaması, ikna olduğu anlamına gelmez. Mecbur bırakıldığı, cebren imzayı attığı izlenimi doğar ki, böyle bir durum, bizi 40 yıl öncesine, Anayasa Prof. Ali Fuat Başgil'in, Cumhurbaşkanı adayı olmaması için "ikna edildiği" günlere götürür.

Başgil 1961'de Samsun senatörü seçilmişti. AP ve YTP'nin oyları ile Cumhurbaşkanı seçilebiliyordu. Milli Birlik Komitesi dışında bir de Türk Silâhlı Kuvvetler Birliği cuntası oluşmuştu. Bu cunta Orgeneral Cemal Tural'ın başkanlığında kurulmuştu. Cunta şu kararları aldı: "1)Türk Silâhlı Kuvvetleri 15 Ekim 1961 günü yapılan seçimden sonra, gelecek TBMM toplanmadan önce, fiilen duruma müdahale edecektir. 2) İhtilâl, milletin hakiki ve ehliyetli mümessillerine tevdi edilecektir. 3) Bütün siyasi partiler faaliyetten men edilecek, seçim neticeleri ve Milli Birlik Komitesi fesh edilecektir."

İşte bu cuntanın baskısıyla, 24 Ekim 1961'de, Çankaya'da, Genelkurmay Başkanı, Kara, Hava, Deniz, Jandarma, 1'inci, 2'nci, 3'üncü Ordu Komutanları'nın da hazır bulundukları toplantıda, parti genel başkanları bir protokol imzalayarak, cumhurbaşkanlığına aday göstermeyeceklerine dair söz verdi. Protokol Çankaya'da imzalanırken, Başgil'i Başbakanlık binasına çağıran Milli Birlik Komitesi'nin iki üyesi, Fahri Özdilek ve Sıtkı Ulay, ona, hayatının tehlikede olduğunu, hemen senatörlükten istifa etmesini söylediler. Başgil, "ikna oldu". Darbe lideri Cemal Gürsel, tek aday olarak Cumhurbaşkanı seçimine katıldı.

Bu durumda Necdet Sezer'in "ikna" olmaması, "ikna olmasından" daha iyidir. Öyle değil mi?


19 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...