YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Sınırsız dünya

Eskiden yalnızca astronomi uzmanları dünyayı büyük ve sevimli bir küre olarak görür ve düşünürlerdi. Onlar için dünyanın sınırları yoktu.

Sovyetler Birliği'nin çevresindeki bilgi, ses ve görüntü geçirmez demir perde ortadan kalktı. Artık herkes dünyayı bütün köşelerine ulaşılabilir büyük bir ülke olarak algılıyor.

Aylık siyaset, düşünce ve kültür dergisi Umran, Ağustos sayısını küreselleşme, başka bir deyişle globalleşmeye ayırmış.

Globalleşme günümüzde en çok tartışılan konuların başında geliyor. Çünkü globalleşme sanayileşme gibi, ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapılarında köklü dönüşümlere yol açan bir gelişmedir.

Ümran'da Yusuf Kaplan, M. Emin Göksu, Ali Bulaç, Murat Güzel ve Yasin Aktay globalleşmeyi değişik açılardan ele alarak İslam dünyası için içerdiği tehditlerle birlikte ortaya çıkardığı fırsatları tartışıyorlar.

Berdal Aral ve Şaban Abak gibi, dostlarım, "Globalleşme", "Anadolu insanı", "Roma", "Atina", "Yeni Kızılelma", "Silikon Vadisi", "Girişimci", "Çarşının Yolu", "İyilikte Yarışma", "kalite", "Üretim gücü", "Medine", "Veren el" ve benzeri kavram ve olguları sık sık gündeme getirip, tartışma açtığını söylemişlerdi.

Globalleşme Ümran'da olduğu gibi, tekrar tekrar tartışılarak, içselleştirilmesi gereken kavram ve gelişmelerin başında geliyor. Globalleşmenin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yapı üzerindeki etkileri sanıldığından çok daha geniş ve çok daha derin olacak.

Globalleşme en genel anlamıyla, dünyada sınırların önem ve anlamını yitirmesidir.

Frances Cairncross'un "The Deat of Distance: How the Communications Revolution Will Our Lives" isimli kitabında vurguladığı gibi, bilgi akışındaki gelişmelerle yalnızca mesafe değil, sınır da öldü. Kenichi Ohmae haklı, dünya, "Sınırsız Dünya" oldu.

Mesafe ve sınırın öldüğü bir dünyada son iki yüzyıl içinde geliştirilen bütün model ve kavramlar anlamlarını bir bir yitirirdiler.

Avrupa Birliği içinde yaşayan bir Anadolu insanının vatanı neresidir? Onun için Almanya, İngiltere, Fransa ya da Türkiye mi önemli yoksa, yaşama ve düşünce biçimini belirleyen kültür ve medeniyeti mi? O yarı Alman yarı Türk olabilir. Ancak yarı Hristiyan ve yarı Müslüman olması mümkün mü? Böyle bir durumda kültürü mü, yoksa ırkı ya da ülkesi mi belirleyici olur?

Globalleşme ülkeleri, kurumları, kuruluşları ve kişileri hem yerel hem de global düzeyde düşünmeye zorluyor. Çünkü bir ülkenin, bir kurumun, bir kuruluşun, bir kişinin kimlik ve kültürünü koruyabilmesi, herşeyden önce dünyadaki gelişmeleri içselleştirebilmesine bağlıdır.

Globalleşme amaçları değil, araçları değiştiriyor.

Değişen araçlara uyum sağlamasını bilmeyenler, amaçlarını hiçbir zaman gerçekleştiremezler.


31 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazif Gürdoğan

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...