![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Kavakçı ve BMNe zaman İttihat ve Terakki Bülteni'ndeki malûm kişi, beni köşesinde ele alsa "Demek doğruları ifade ettiğim için birilerinin canı acımış" diye düşünürüm. Muhayyel kişiler
Oysa, sadece haktan, hukuktan, demokrasiden bahsettim. Özel hayatlara girip, meselâ Genel Yayın Müdürü'nün gazetesindeki muhabir hanıma nasıl "sarktığını", falanca patronun kızlarının, sex on the beach'leri çekip Bodrum'da delikanlılarla ne gibi sevda oyunlarına giriştiğini yazmadım. Mesela analarından hiç söz etmedim. Bir muhayyel aile yukarıda anlattığım. Sonradan görmüş, ne oldum delisi. Bunlardan Türkiye'de yığınla var. Kaçakçılık, tefecilk, karaborsacılık hatta cinayet derken, kader bu ya, Allah "Yürü ya kulum" demiş. Hep devletin sırtından semirmişler. Hep güçsüzleri, muhtaçları sömürmüşler. Onların kaderi, Türkiye'nin kadersizliği haline gelmiş. Her neyse... Biz gene ülkenin gündemine dönelim. Kavakçı ve BM
Merve Kavakçı'nın Birleşmiş Milletler'e davet edilmesi, birilerinin canını sıkmış. Türkiye'de uğradığı haksızlık yetmiyor gibi, bir de uluslararası kuruluşlar tarafından boykot edilmesi isteniyor. Oysa Merve Kavakçı, aksine, dünyada itibar görüyor. Öyle Demirel'in ifade ettiği gibi ajan provokatör olsa veyahut İslâmî terör örgütlerinde çalışsa, herhalde Batı âlemi ona kucak açmazdı. Hep yanlış yazılıyor. Kavakçı, eski milletvekili değil. Çünkü, onun milletvekilliğinin düşmesi için gerekli işlem gerçekleşmedi. Yüksek Seçim Kurulu mazbatasını iptâl etmedi. TBMM, milletvekilliğinin düşmesini onaylamadı. Kopenhag Belgesi
Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na da üye. Bu kuruluş, insan hakları üzerinde çeşitli toplantılar yapıp, kararlar alıyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'nın Kopenhag Belgesi'nde, 7'nci şık, Merve Kavakçı'nın durumunu yakından ilgilendiriyor. (7.9) "Kanunda belirtilen gerekli sayıda oyu alan adayların, görev almalarının ve görev süreleri bitene kadar bu makamda bulunmalarının, ya da demokratik parlamenter ve anayasal süreçlere uygun olarak, kanunla düzenlenmiş bir şekilde görevlerinin sona erdirilmesinin sağlanması" İşte Türkiye, 1990'da böyle bir taahhüdün altına girdi. Seçilmiş kişiler, görev bitimine kadar, iş başında kalır. Veyahut, kanunların öngördüğü biçimde, vazifeleri sona erer. 84'üncü madde
Milletvekilliğinin düşürülmesini Anayasa'nın 84'üncü maddesi düzenliyor. Hangi hallerde milletvekilliği düşer? 1) İstifa: İstifa eden milletvekilinin, milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu TBMM Başkanlık Divanı'nca tesbit edildikten sonra, TBMM Genel Kurulu'nca kararlaştırılır. 2) Hüküm giyme hâli: Mahkeme kararı, Genel Kurul'a bildirilince, hüküm giyenin milletvekilliği düşer. 3) 82'inci maddeye aykırılık: 82'inci maddeye göre, milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev ve hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin, milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tesbit eden raporu üzerine, Genel Kurul gizli oyla karar verir. 4) Çalışmalara özürsüz katılmama: Bir ay içinde, toplam 5 birleşime katılmayan milletvekili, durumun Meclis Başkanlığı'nca tesbit edilmesi üzerine, Genel Kurul'un üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyuyla milletvekilliğini kaybeder. 5) Partisinin kapatılmasına sebep olma durumu: O takdirde, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı, Resmi Gazete'de yayınlanınca, kararda ismi geçen milletvekilinin milletvekilliği düşer. Görüldüğü gibi Merve Kavakçı'yı bu 5 şık içine sokmak mümkün değil. İstifa etmemiş, hüküm giymemiş, 82'inci madde ile bağdaşmayan bir görev veya hizmet ifa etmemiş, sadece zor kullanmak suretiyle içeri alınmadığı için, Genel Kurul toplantılarına katılamamış; partisinin kapatılmasına da sebebiyet vermemiş. Öyleyse, Kavakçı'nın milletvekilliği devam ediyor. Üstelik, milletvekilliğinin otomatik olarak düşmeyeceği de Anayasa'da belli. Bir İddia
Bir iddia şu: Kavakçı, vatandaşlığını kaybetti. Bu yüzden milletvekili olamaz. Gerçekten, tamamen keyfi bir kararla bile olsa, Bakanlar Kurulu, Kavakçı'ya vatandaşlığını kaybettirmişti. Ama evlilik yoluyla Kavakçı gene vatandaşlığını kazandı. Danıştay'a açılan dava, evlilik öncesi dönemi kapsıyor. Şu anda, Merve Kavakçı T.C. vatandaşı ve milletvekili. Bir süre vatandaşlığını kaybetmiş olsa dahi, milletvekilliği kendiliğinden düşmez. Anayasa'nın koyduğu kurallar mevcut. Onlara göre hareket edilmeli. Türkiye yoksa boşuna mı uluslararası kuruluşlara üye olup, imzalar atıyor. Bir sürü taahhüdün altına giriyor? Smokinli davet
Genelkurmay'ın 30 Ağustos daveti konusunda da, bir çift sözümüz var. Ertuğrul Özkök, Gazi Orduevi'ne muhtelif yayın organlarından gazetecilerin davet edildiğini yazıyor. "Smokinli davete" Ankara temsilcilerinin yanısıra genel yayın yönetmenleri, baş yazarlar da çağrılmış. Tabiî gene "irticacı"(!) denilen bizim gibi basın yok. Smokin giyerek çağdaş olunmaz. Kafaları değiştirmek lazım. Adalet, demokrasi, insan hakları, değişmeyen evrensel değerlerdir. Sizi gidi gardrop çağdaşları sizi!!! Başınıza fötr şapka, sırtınıza smokin geçirdiniz mi, kendinizi çağdaş sanıyorsunuz; öyle değil mi? Not: "Özal Dönemi. Basında Kavgalar" kitabımda, Hürriyet'in bir köşe yazısında iddia edildiği gibi, eşim merhum Kemal Ilıcak'ı şikâyet etmiş değilim. Özal'ın baskılarını Demirel'e anlattım. Uygulanan sansürün sebebi Özal...En önemlisi, İlksan konusunda, Kemal Ilıcak'a yapılan haksızlığı da belgelerle ortaya koydum. O tarihte, öğretmenlere satılan Sefer Usta Çiftliği'ni, daha sonra Aydın Doğan satın aldı. Madem üzerinde inşaat izni yoktu, acaba Aydın Doğan, çiftliği neden aldı? Dar gelirli öğretmenlerin ev sahibi olması, böylece önlendi; gene zenginin ekmeğine yağ sürüldü. Sevgili okurlarım, her skandal çığlığının ardında, kaşarlanmış bir patronun menfaatinin yatabileceğini daima düşünün. Ve saldırıların, vatandaşın hakkını, hukukunu koruduğumuz için bize yöneldiğini de bilin. Ne diyelim! "İt ürür, kervan yürür"
nilicak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|