YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Önce hakim kodları çözmek!

Yapıp-ettiklerimiz üzerinde düşünen, muhasebe yapan bir toplum değiliz. Çok ciddi şeyler yapmış insanlarımızı bile "öldükten sonra" hatırlıyor, görüyoruz ancak! Neden acaba? Bu, neyin göstergesi, peki?

Oysa kalıcı, ufuk ve çığır açıcı bir şeyler ortaya koyabilmek için, yapıp-ettiklerimiz üzerinde sürekli kafa yormanın, muhasebe yapmanın, güzel işerin bir yerlerinden tutarak "vefakar", kadir-kıymet bilir bir tavır geliştirmenin; böylelikle bir sohbeti canlı tutup, bir heyecanı sürgit büyüterek dalga dalga yaymanın, emin adımlarla yürüyebilmenin, yürürken "önümüzü-arkamızı" görebilmenin bir ahlak, bir ruh haline getirilmesinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. (Önümüzdeki günlerde yapıp-ettiklerimiz üzerinde düşünmeye, bir şeyler söylemeye çalışacağımı hatırlatayım burada.)

Soruyorum şimdi: Eğer İslamcı aydınlar bir yandan hem birbirlerinin söyledikleri üzerine; hem geçen yüzyıldaki İslamcı aydınlarının söyledikleri üzerine, hem bütün bir İslam düşünce tarihinin düşünürlerinin söyledikleri üzerine bir şeyler söyleme ve ekleme; hem de öte yandan müslüman coğrafyanın dışındaki coğrafya ve iklimlerdeki düşünürlerin söyledikleri üzerine bir şeyler söyleme ve düşünme çabası içinde olsalardı, bugün teorik ve pratik olarak çok farklı yerlerde olacaktık; öyle değil mi?

Gazetenin yayın hayatına atıldığı ilk günden itibaren Frengistan'dan (bir-kaç "isim"le) yaptığım katkılardan ve yayın yönetmenliğinden sonra bu sütunda düzenli olarak bir yıldır bir şeyler çiziktirip duruyorum. Bu bir yıllık süre içinde hem "bir sohbeti canlı tutmaya"; hem de ülkemizde ve dünyada yaşananları anlama ve anlamlandırma çabası içinde olmaya çalıştım.

Bu bir yıllık çabanın bir muhasebesini yapmak istiyorum.

Ülkenin hemen tüm okumuş-yazmış zümrelerinde hakim olan entelektüel sığlık, kabile / getto zihniyeti, hem Türkiye'de hem de dünyada yaşananları, olup-bitenleri anlamaya, anlamlandırmaya fena halde engel oluyor, set çekiyor. Şu an öne çıkan en önemli sorunumuz kafa karışıklığı sorunu: Türkiye'nin yaşadığı bir hayli uzun ve de yorucu geçen geçiş dönemi deneyiminin ne anlam ifade ettiği, ülkenin elitleri ve sözümona "aydınları" tarafından bile henüz tam olarak anlaşılıp, anlamlandırılıp, tanımlanabilmiş değil.

Dünyada böyle bir ülke yok başka. Abartmıyorum. Çünkü başkaları tarafından sömürgeleştirilmediği halde kendi kendini sömürgeleştiren, kendi "devasa", derinlikli, yeniden icat edilmeyi bekleyen tarihsel birikimlerini, deneyimlerini, kollektif hafızasını oluşturan; bu nedenle de toplumun ruhunu, zihin ve davranış biçimlerini her şeye rağmen belirlemeye devam eden kendi dinamiklerini, hafızasını, anlam haritalarını ötekileştiren, düşmanlaştıran, dolayısıyla yok etmeye, silmeye çalışan başka bir ülke yok yeryüzünde.

Bugüne dek yazdığım yazılarda yapmayı tasarladığım şey, sözünü etmeye çalıştığım kafa karışıklığına ve bu kafa karışıklığının zihinlerimizi bulanıklaştıran, entelektüel melekelerimizi dumura uğratan, bakışımızı sakatlayan (kendi sorunlarımızı bile oryantalistleştirerek gören); duruşumuzu, hareket ve davranış kabiliyetimizi ifsad eden göstergelerine, sonuçlarına dikkat çekmeye çalışmak oldu. Bunu yaparken başvurduğum yöntem, müslümanlığın verdiği kuşatıcı; yüreği, zihni ve bedeni aynı anda harekete geçirten engin ve deruni dinamizmle, ruhla ve duruşla kuşanarak; Baudrillard, Chomsky, Foucault, Wallerstein, Eco gibi gibi düşünürlerden esinle hem ülkemizde, hem de dünyada olan bitenlerin mantığını, dilini belirleyen kodları (şifreleri) çözme ameliyesiydi.

İnsanın hem iç, hem de dış dünyasını anlamlı kılan bir dünya ve hayat tasavvuru sunmaya devam eden İslam'ın yeryüzündeki haksızlıklara, zorbalılara, adaletsizliklere direnebilen tek siyasi, kültürel, toplumsal, ahlaki, entelektüel imkan, dinamik ve aktör olduğunu; önümüzdeki onyıllarda müslümanlığın yeni bir medeniyet sıçraması gerçekleştirebilecek kıvılcımları çakacağını; bunun, küresel güçlerin bölgemizdeki ve dünya üzerindeki haksız hegemonyalarını kırabilecek bir potansiyeli kuvveden fiile geçirebileceği düşünüldüğü için İslam'ın bir tehdit olarak algılandığını, bu tehdit çerçevesinde uygulanan İslam'ın dinamizminin, hayata, dünyaya, insana dair kuşatıcı iddialarının ve sözlerinin bitirilmeye çalışıldığını ama tüm bu çabaların, projelerin orta ve uzun vadede geri tepeceğini; müslüman toplumların müslümanlıkla ilişkilerini daha bir pekiştireceğini ve güçlendireceğini; daha imaginatif, daha yaratıcı ve daha muhkem ilişki biçimleri kurmalarını icbar edeceğini göstermeye çalıştım.

Baudrillard'ın "Batı uygarlığının hegemonyasını kırabilmek için hakim kodları çözmek lazım şart" mottosundan esinle, ülkemizde ve dünyada yaşananları, İslami bir duyarlıkla, geniş bir tarihsel, kültürel ve entelektüel perspektife oturtarak anlama ve anlamlandırma çabası içine girdim. Bu çabanın ne ölçüde anlamlı, karşılığı olan ve yankı bulan bir sonuç hasıl ettiğine karar vermek size düşüyor elbette ki. Bunu görebilmek için sizden gelen tepkileri yayımlamayı sürdüreceğim.


31 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Yusuf KAPLAN

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...