YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Gündem

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 


Rizeliyim ama çayı biraz geç tanıdım

İsmail Kara... Titiz bir araştırmacı, bilim adamı. Çatık kaşları, ciddi tavırları ve otururken dahi zihinsel olarak çalıştığı anlaşılan haliyle tanıyoruz onu. Sohbet ilerledikçe çatık kaşlarının arkasında bir çocuğun masum haşarılıklarının izlerini yakalamak da mümkün. Rize'nin Güneyce, eski adıyla Hacışeyh Köyü'nde dünyaya geliyor. Kutuzler olarak tanınan ailenin 4'ncü çocuğu olarak 1955'de selamlıyor yaşamı. Kara'nın babası Kutuz Hoca'yı, Dergah Yayınları'ndan çıkan Kutuz Hoca'nın Hatıraları'ndan tanıyoruz. Güneyce yetiştirdiği hafızlarla ünlü. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitiren Kara, "İslamcıların Siyasi Görüşleri" başlığıyla basılan doktora tezini 1993'de bitirdi. 1980-1995 yılları arasında Fransız Sainte Pulcherie Kız Ortaokulu'nda din dersleri öğretmenliği yapan Kara, 1995'de Marmara İlahiyat'ta hocalığa başladı. Kara, yöresel kelimelerin yer aldığı 113 sayfalık Güneyce Sözlüğü'nü yazdı. Kara'nın 1'i kız 3 çocuğu var.

Ele avuca sığmayan haşarı bir çocuk olan İsmail Kara, annesinin isteği üzerine 5 yaşında okula veriliyor. Kara'nın yaramazlıkları ağaçtan düşerek yaralanmasına, 7 yaşında da kollarının kırılmasına neden oluyor. 1-2 ay kadar ilkokula kayıtsız olarak okuyan Kara, derslerde başarılı olunca birinci sınıfa kaydı yapılıyor. Ardından babasının dizinde hafızlık yapıyor. Kara'nın ilk gurbet deneyimi Rize'de açılan İmam-Hatip Lisesi'nin orta bölümüne yazılmakla başlıyor. "Gurbete çıktıktan sonra yaramazlıklarım son buldu" diyor. 12 yaşında Rize'ye giden Kara, ikinci sınıfın ilk dönemini okuduktan sonra babasının Beyazıt Camii İmamı Sarı Hoca'dan rica etmesi üzerine binbir güçlükle İstanbul İmam-Hatip Okulu'na yatılı olarak gidiyor.

Babam doktor olmamı istemedi

1969 yılında İstanbul'a gelen Kara 1973'de mezun olur İmam-Hatip'ten. Ağabeyi aracılığıyla Nurettin Topçu ve Hareket dergisi çevresiyle tanışır. Kara, 6. sınıfta iken 7. sınıfın derslerini vererek bir yıl erken mezun olur. Yüksek İslam'a ve Edebiyat Fakültesi'ne kayıt yaptırır. "Babam dini ilimleri tahsil etmemizi istiyordu. Babamın arkadaşları, 'İki oğlunu hoca yaptın, İsmail'i bari Tıp'a gönder' demişler. 'Babalarının kütüphanesini farelerin kemirdiğini veya başkaları tarafından yağmalandığını görmelerini istemem' şeklinde cevap vermiş babam." İsmail Kara, İslami ilimlerin yanısıra tarih ya da felsefe okumak istiyor: "Yüksek İslam'a ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne kayıt yaptırdım. İmam-Hatip'lilerin Yüksek İslam dışında seçenekleri yoktu. Rize'de fark dersleri vererek düz lise diploması aldım."

Ülser yüzünden güreşi bıraktım

İmam-Hatip'de iken ağabeyi Mustafa Kara ve şimdi Tokat Milletvekili olan Bekir Sobacı ile birlikte Şan Tiyatrosu'na Münir Nurettin Selçuk'un konserlerine gidiyor. Recep Birgit ve İnci Çayırlı'yı burada tanıyor. Liselerarası güreş müsabakaları çok şaşaalı geçmektedir o yıllarda. Spor ve Sergi Sarayı'nda yapılan müsabakalar bayram havasında geçiyor. İmam-Hatip genellikle birinci çıkıyor müsabakalardan. Kara, okulda ve Draman Güreş Kulübü'nde antremanlara katılıyor, "Ülser yüzünden bırakmak zorunda kaldım güreşi" diyerek ekliyor.

Talebelik yıllarında kelam konusunda akademik kariyer yapmak istiyor Kara. Kaderin garip bir cilvesiyle karşılaşıyor, 1981'de Kelam asistanlığı sınavına girmek üzereyken mide kanaması geçiriyor. "Çok üzülmüştüm. Kader beni 1995'te aynı okula öğretim görevlisi olarak sevketti. Çağdaş Türk ve İslam düşüncesine kaydı çalışmalarım."

Okuyan militan bir ülkücüydü

1960'ların sonu, 1970'lerin başı üniversitelerin en hareketli olduğu yıllar. İsmail Kara, Hareket Dergisi çevresiyle erken tanışıklığı nedeniyle politik gruplardan uzak duruyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ı Edebiyat Fakültesi yıllarından tanıyor. "Yürüyüşleri idare eden bir ülkücüydü. Ayaklarında botları ve üstünde parkasıyla cüsseli biriydi. Kardeşi Arif'i Hareket dergisinden tanıyorum. Ağabeyiyle zıt fikirlere sahipti."

Çocukken Polyanna okuyamadım

Fuat Köprülü'nün Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar'ını 28 yaşında yazdığını öğrenince çok şaşırdım. 28 yaşında ben de böyle bir eser vereceğim dedim içimden. 28 yaşında iken Türkiye'de İslamcılık Düşüncesi'nin birinci cildi bitmişti. Kitap 30 yaşında iken basıldı. "Memleketin gidişiyle alakalı olarak kültürel ve siyasi seviyesizlik beni asabileştirir. Özel meselelerde ahlaki problemler rahatsız eder. Eşim, çocuklarım, arkadaşlarım beni titiz görürler, ölçülerime göre öyle olmadığımı düşünüyorum. Seçicilik anlamında evet, ama davranış olarak değil. Büyük pişmanlıklarım olmadı. Arkadaşlarıma karşı kırıcı olduğum anları hatırladıkça mahcubiyet hissederim."

Çocuk kitapları okuyamadığıma üzülürüm, eksiklik olarak görüyorum. Doğrudan orta yaş delikanlılık kitaplarıyla başladım. Polyanna, Julis Verne, Yavrukurt okuyamadım. 12 yaşımda iken Yavrukurt okurdu çocuklar. Birgün köyde Ankara'da okuyan arkadaşımız bir çizgi roman getirdi, çocuklar arasında kitab-ı mukaddes gibi dolaştı kitap.

Çalışırken teybim açık durur

Düzenli tatil yapmak diye bir düşüncem de fırsatım da olmadı. Her yaz 15-20 günlüğüne köye giderim. Farklı alanlarda çalışmayı dinlenmek kabul eden bir hayatım oldu. Çalışırken müzik dinlerim, teybim çoğunlukla açıktır. Daha çok Klasik Türk Musikisi, Tasavvuf Musikisi, Halk Müziği dinlerim. Alaaddin Yavaşca, Meral Uğurlu tercihimdir. TV'de kaliteli müzik olduğu zaman çalışmayı bırakır, dinlerim. Rizeli olduğum halde çayla tanışmam Hareket çevresindeki Erzurumlular sayesinde olmuştur. Denizi gören bir evde, mesala Çiçekçi'de oturmak isterdim. 1973'den beri Üsküdar'dayım, deniz görmeyen bir evde oturuyorum.

Annemin istediğiyle evlendim

25 yaşımda evlendim. Yurtdışına çıkarak dil ve doktora eğitimi yapmak istiyor, annemin evlendirmek konusundaki ısrarlarını geri çeviriyordum. Annemin kırgınlığını daha fazla uzatmamak için kararımı değiştirdim. Köyümüzde doğmuş, İstanbul'da oturan akrabamız bir kızdı eşim. Yıllar geçtikçe 'İyi ki annemin dediğini yapmışım' dediğim çok oldu. İlkokul dördüncü sınıfta başlayan, beşinci sınıfta tatsız şekilde biten çocukluk aşkı yaşadım. Okul müdürüne şikayet edildim. Birkaç değnek ayaklarıma vurdu. Beni asıl üzen, müdürün, 'Sen hoca çocuğusun, bunu nasıl yaparsın?' demesi oldu.

Modern Şiir

İlk irtibatı Mavera sağladı

İmam-Hatipliler'in yeni şiire ilgi duymaya başladıkları zaman okulu bitirmek üzereydim. Necip Fazıl, M. Akif'in şiirleri okunurdu. Sezai Karakoç'un fikir kitapları muteberdi, şiirleri o kadar değil. Modern şiirle irtibat henüz kurulmamıştı. Yeni şiirle irtibatı Diriliş başlattı fakat Mavera yerleştirdi. Sınıf arkadaşım Nihat Azamat şiirle yakından ilgiliydi. Büyük Doğu'yu, Dirilişi takip eder, Attila İlhan'ı ezbere bilirdi. İsmet Özel'in ismini Nihat'tan duydum."

Özel'in şiirleri

"İsmet Özel'in şiirleriyle daha erken dönemlerde tanışmak isterdim. 1978 sonlarında tanışmış olmayı hayatımda önemli bir nokta olarak görüyorum. Canlılığı ve fikri intikallerindeki sürati, derinliği beni etkilemiştir."

Erdoğan iyi tanınıyordu

"Recep Tayyip Erdoğan Bey'le İmam-hatip'ten aynı yıl mezun olduk. Normal olarak benden bir sene önce idi. Münazara ekibinde olduğu için tanınan bir öğrenciydi. Liselerarası kültür ve bilgi yarışmalarına katılan ekipte yer alırdı. Bu nedenle tanıdım. Sporla ilgilenenler de tanırdı onu."

 


Kağıda basmak için tıklayın.

 

 

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...