YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Ben bugün ne eve kapanacağım.
Ne de sayılacağım

Bugün Pazar. Bugün evde kalmaya mecbur ettikleri insanları bir kere daha, ' Bu son olsun ' diyerek ' koyun gibi' sayacaklar.

Buna karşı çıkanlar var. Karşı çıkanlara, en derin 'memleketsever' duygularla karşı çıkanlar var.

Biliyor musunuz, insanlar şöyle hepbirden sokağa çıksalar ne iyi olurdu.

Çok ilginç bir deneyim yaşardık. Devletin buyurduğu herşeyi öyle tartışmasız kabul etmek zorunluluğun olmadığı anlaşılabilirdi belki de...

Öyle ya, sokağa çıkma yasağının eskiden kalma bir kararnameye dayalı olduğu, kanuni bir tarafının bulunmadığı söyleniyor.

Öyleyse, bana kalırsa hepbirlikte parklara, kırlara doğru açılmakta yarar var.

Ben rahatım. Ne sokağa çıkma yasağım olacak yarın, ne de koyun gibi sayıldığımı hissedeceğim.

Bu açıdan çok mutluyum ama, memleketin meselesi gelip burada da bizi buluyor tabii. 65 milyondan fazla insanı tek tek, gerçekten koyun sayar gibi saymak...

Bu amaçla 65 milyondan fazla insanı evine kapatmak. Kolay bir iş değil. Devlet bu işi örgütleyene kadar insanların başka yöntemlerle sayılması için yeni bir organizasyon yapsa adaha az yorulur ve daha az para harcardı muhtemelen.

Ben, "eve kapanmayacağım" dedim ama ben de sabahtan beri evdeyim. Daha da evde olacağım kesin.

Bir kere hava kapalı. Sonra daha yazacağım yazılar bitmedi.

"Gazetedeki arkadaşlar, benim de Türkiye'yi unutmamak açısından eve kapanmamı istemiş olacaklar ki, bugün iki yazi yazmamı istediler." diye düşünüyorum.

Yok evde de kapalı kalsam ben sayılmayacağım arkadaşlar.

Laf aramızda, geçen sayımda da sayılmamıştım... Bunu şimdi itiraf ediyorum. Sayım memuru gelmemişti ve ben de iyi vatandaş olmadığım için gidip kendimi saydıracak bir görevli bulmamıştım...

Buradaki İngiliz arkadaşlara anlattım durumu, anlamaz ifadelerle yüzüme baktılar.

" What do you mean?" dediler.

Biraz daha gayret ettim anlatmaya... Baktım olmuyor. Sadece, "sayım var" desem onu bile anlamayacaklar. Böyle bir kavram yok adamların kafasında.

Onların devleti insanları kağıt üzerinde sayıyor.

Doğum ve ölüm kayıtları inceleniyor. Yabancıların kayıtlarına bakılıyor. Zaten sonuç kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Kimsenin de bundan haberi olmuyor.

Böyle devlet mi olur? Kayıtlara, vatandaşlarının beyanlarına bakan bir devlet düşünebiliyor musunuz?

Burada genel seçimler yaklaşıyor. Bakıyorum kimse de seçmen listelerine bakma telaşı yok. Bazı arkadaşlar mektupla oy kullanmaya hazırlanıyor.

Neyse bunlar karışık işler. Şimdi siz eve tıkılmış sıkıntıdan patlarken ve sayım memuru beklenırken bunları anlatmak da doğru değil...

Netice olarak bugün pazar ve ben bu sayımda da sayılmıyorum.

Nüfus sayımını atlatmış olabilirim ama Londra'da tren ve metro gibi raylı ulaşım sistemlerini kullanan biri olarak, potansiyel bir kazazede sayılabilirim.

Çünkü bütün göstergeler, İngiltere'de ulaşım sektörünün özellikle de demiryollarının ciddi bir krizde bulunduğu yönünde...

Geçen hafta Leeds'e giden bir ekspresin Londra'nın kuzeyinde raydan çıkması sonucu meydana gelen kazada 4 kişi öldü. Geçtiğimiz yıl Peddington istasyonu yakınlarındaki tren çarpışmasında ise 60' yakın insan ölmüştü.

Tabii bu son bir yıl içinde başka ufak tefek kazalar da olmadı değil.

Netice olarak ulaşım sektörü mercek altında. Ağır ağır da olsa meseleler inceleniyor, tartışılıyor. Geçenlerde bir politikacı meydana gelen kazaları ayıplarken şunları söylüyordu: "21'inci yüzyıla girerken nasıl hala tren kazası olduğunu ciddi olarak düşünmeliyiz."

Sonuçta bu kaza, raylı sistem yetkililerini daha da dikkatli daha da kuşkulu olmaya sevketmişe benziyor. En ufak bir kuşkuda bazı seferleri iptal ediyorlar, bazı hatlarda ulaşımı durduruyorlar. Londralılar ve bendeniz son günlerde özellikle kuzeyden merkeze giderken sık sık hoş olmayan sürprizlerle karşılaşıyoruz.

İstasyona geliyoruz, bir ilan. Tren seferleri iptal edilmiş.

Ya da metro seferlerinde de güvenlik kuşkusu nedeniyle aksamalar oluyor. Son günlerde trenlerin süratleri de bayağı düşürüldü.

Kaza yapan Leeds ekspresinin kaza öncesinde 180 kilometre hız yaptığı açıklanmıştı.

Tabii bu Avrupa'daki hızlı trenlere göre düşük bir hız.

Sözgelimi Eurostar İngiltere topraklarında 175 kilometre yapabilirken Belçika'ya geçtikten sonra 250 kilometre hıza ulaşıyor.

İngiliz demiryollarının Avrupa'nın hayli gerisinde kaldığı bir gerçek.

Demiryolları bir yana İngilizler, eylem konusunda hayli yaratıcı sayılabilirler.

Anlattığım olayı okunca siz de bana hak vereceksiniz.

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth'e bir sanat galerisinin açılışı sırasında bir demet haşhaş verilmesine ne dersiniz?

Bu küçük skandalı, yaratan Collin Davies, uyuşturucuların İngiltere'de yasallaşması ve tıbbı amaçlarla kullanılması amacıyla çalışan gruplardan birinin üyesi olduğu belirtiliyor.

Kraliçeye bir demet vererek kamuoyunun bu konuya dikkatini çekmek istediğini söylüyor. İngiltere'de üretilmesi yasak olan haşhaşları ise evinde bir saksıda yetiştirmiş...

Yaptığı bu gösteriden dolayı değil de yasak olan haşhaşı yetiştirdiği için hakkında takibat açılmış Davies'nın...

Neyse Türkiye'de de yaratıcı eylemciler çıkar dilerim. Tabii böylesi değil.

Mesela şu nüfus sayımında koyun gibi sayılmaktan ve eve tıkılmaktan kurtulmaya yönelik bir eylem düşünülebilirdi...

Siz siz olun, bunu şimdiden düşünmeye bakın. Bu gidişle Türkiye insanı daha çok eve tıkılacağa benziyor.


22.EKİM.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...