YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Yalnız kurdun devletle dansı

Geçtiğimiz hafta TBMM'de Meclis Başkanlığı seçimi yapıldı. Koalisyonun ortanca ortağı nihayet arzusuna kavuştu. İki oy fark ve bir yığın tehdit ve lobi faaliyetiyle başkanlığa oturdu. Başkanlık seçimini bir hükümet krizine dönüştüren MHP-ANAP çekişmesi Başbakan Ecevit'in tüm çabalarına rağmen müspet bir şekilde sonuçlanmamış olmasına rağmen oylamanın tamamlanmasıyla herkes rahat bir nefes aldı. "İstikrar" devam edecekti. Ancak bu "müspet" sonucun dahi değiştiremediği ve esasında birilerini rahatsız etmesi gereken bir gerçek vardı ortada: MHP'nin bir zafer kazandığı 18 Nisan sonrası pekçok kesimde yaşattığı hayal kırıklığı, partiyi ciddi bir yalnızlığa itiyordu.

Meclis aritmetiğindeki şu dengesizliğe bir bakın. Ortada kendini sol diye tanımlayan, ancak liberal iktisat politikalarını, IMF'yi, işçiler karşısında işvereni, halkın talepleri karşısında derin devletin taleplerini sağcılardan çok daha benimsemiş olan bir azınlık dışında, tamamen milliyetçi, muhafazakar olarak bilinen partilerin ezici çoğunluğunu oluşturduğu bir Meclis duruyor. Buna rağmen, koalisyon hükümetinin büyük ortağı ve Başbakan, o "sol" azınlıktan çıkıyor. Dahası bundan önceki Meclis Başkanı da, koalisyonun en sıska ortağı ve Meclis'in en küçük iki partisinden biri olan ANAP'tan seçilmiş. Yeni Meclis Başkanı'nın MHP'den seçilmiş olması pek bir şeyi değiştirmiyor. Meclis içinde bu partiye yönelik ciddi bir tepki var.

Bu tepkiyi çok iyi kullanan ANAP, bugüne kadar koalisyona rağmen istediğini elde etti. Şüphesiz ki, MHP'ye karşı oluşan bu Meclis içi tepkinin, koalisyonu sarsmak için muhalefet tarafından geliştirildiğini düşünmek de mümkün. Ancak, muhalefet milletvekillerinin çoğunluğunda MHP'nin, kendisine oy verenlere karşı tutunduğu menfi tutumdan öte, bizatihi muhafazakarlığa darbe vurduğu fikri hakim. Zira Türkiye'de muhafazakarlık, Batı'da olduğundan çok farklı bir düzeyde, halk tabanında benimsenmiş durumda. Haliyle Türk muhafazakarları, Batı'daki adaşları gibi devleti ve rejimi muhafazadan ziyade halkın kültür ve ananelerini muhafaza etmeyi hedeflemiş. Oysa MHP'nin, halkın dini ve örfi duygularına karşı yapılan saldırıda devletin tarafını tutuyor olması, sadece halkıp tepkisini değil, bu ülkenin geçmişiyle yoğrulmuş tüm muhafazakarlarını incitiyor. Meclis'te Devlet Bahçeli başkanlığındaki MHP'ye duyulan tepkinin altında, partinin ortaya koyduğu bu tavır yatıyor.

MHP'nin bu tavrı tahmin edilebilir bir gelişme midir? Geriye dönük bir muhasebeyle bu soruya cevap vermek zor olmasa gerek. Milliyetçilik, 20. yüzyılın en ilginç ideolojilerinden biri esasında. Özellikle Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçişte emperyalizme karşı yükselen Türk milliyetçiliği, daha sonraları Rus emperyalizmi sayılabilecek komünizm tehdidi karşısında yeniden yapılanmış ve bu yapılanmada devlet mekanizmalarının önemli bir payı olmuştu. 70'li yıllar, bu bakımdan Türk milliyetçiliğinin kullanıldığı bir dönem sayılabilir. Bu yıllarda kurulan ilişkiler, 12 Eylül sonrası uğradığı kısa bir sekteden sonra bu sefer PKK tehdidi karşısında yeniden harekete geçirilmişti. Orta Asya Cumhuriyetleri ile olan ilişkiler ve Ermeni meselesinde olduğu gibi zaman zaman MHP'nin üst kadroları da, devletin tanımlanmış dış politikadaki politikasını desteklemek amacıyla belli bir rol oynadılar. Haliyle kendini Türk milliyetçiliğinin en sıkı savunucusu durumunda gösteren MHP'nin altyapısı, oy oranı düşük bir parti olmasına rağmen uzun yıllar devletle iç içe yaşamış oldu. Bu yapıdaki bir partinin, şimdi iktidara geldiği zaman halktan ziyade devletten yana ağırlığını koymuş olmasına nedense çok şaşırdık. Gerek halkta, gerekse Meclis'te MHP'ye karşı duyulan tepki, biraz da bu şaşkınlığın bir ifadesi.

Milliyetçi aydınlarımızdan Erol Güngör'ün, Türkiye'de dinin birleştirici rolünün kendi deyimiyle ancak "solcu-devrimci bir idare kurularak tekrar materyalist bir yobazlık çukuru içine düşüldüğü" zaman reddedilebileceği beklentisi, ne yazık ki artık bir anlam taşımıyor. İnanca karşı en ciddi tehdit bugün milliyetçi bildiğimiz insanlardan geliyor.

MHP, yolunu iyice belirginleştirmiştir. Bugüne kadar Türk milliyetçiliğine zarar gelmesin diye devletle işbirliği yapanlar, bundan sonra Türkiye'deki rejimi muhafaza etmeyi seçmiş olduklarını açıkça beyan etmişlerdir.


22.EKİM.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Melikşah UTKU

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...